Birkaç hafta sonra Körfez-Körfez anlaşmazlığı dördüncü yılına girecek. Kendisine birçok ad verilmesine rağmen çatlak olarak adlandırmayı seçiyorum. Birçoğu da tanımlamayı belirli bir slogana yöneltmek isteyen duygularla doluydu. Çok sayıda bilimsel araştırma kurumu bu meseleye geri dönerken ve hakkında kendi perspektifinden algılar sunmaya ihtimam gösterirken konu hakkında daha bilgili olan ‘asıl sahipleri’nin (yani kendisini hatırladıkça acıları tazelenen Körfez sakinlerinden ilgili kişileri kastediyorum) bunlara bir katkıda bulunmaması utandırıcıdır.
Bahsettiğimiz çatlağın arka planına dönmek anlamsız çünkü kendisi bilindik ve geniş çapta yaygındır. Anlaşmazlıktan boykota kademeli olarak gelişmiştir. Fakat son olarak bu meseleye iki değişken dahil oldu: İlki, korona pandemisi ve bölge ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri üzerindeki uzun vadeli sosyal ve ekonomik etkileridir. Diğeri de petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki gerilemedir. Her ikisinin de orta ve uzun vadede bu bölgenin sakinleri, gelecekleri, hayatları ve yaşam tarzları üzerinde büyük etkisi olacaktır. Aynı şekilde iki etmen (pandemi ve fiyatlar) gelecekteki ekonomik ve politik ilişkileri de etkileyecektir. Bu, Körfez bölgesine yönelik politikaların yanı sıra karşılıklı ilişkiler sürecinde de duyulacaktır.
KİK ülkeleri arasındaki bazı ilişkilerin, askeri veya uzmanların görevleriyle ilgili konulardaki toplantıları gibi, çatlağa rağmen devam ettiği dikkati çekmektedir. Keza daha kötüsünden kaçınmak ve farklı ajanda sahiplerinin arkasında oldukları “kabadayılıkları” kontrol altında tutmaya dönük girişimler olduğu da gözden kaçmamaktadır. Bu kabadayılıklar, çatlağın iki tarafındaki akıllılar tarafından kınanmaktadır. Bugün bizleri bu meseleyi yeniden gündeme getirmeye zorlayan bazı köklü değişkenler var. En başında da dediğim gibi korona pandemisi, etkileri ve enerji fiyatlarındaki düşme geliyor.
Bu değişkenler nedeniyle şu ana kadar takip edilen kalkınma politikalarının niteliklerinde kaçınılmaz olarak revizyona gidilecektir. Keza gelecek altı ay içinde yaşanacak birçok uluslararası değişiklik de var. İlki, ABD seçimlerinin olası sonuçları ve bölgedeki genel politikalar üzerindeki etkisidir. Bölgede, bütün ülkeleri ve halklarını bir araya getiren tarihi ve coğrafi faktörler, ortak çıkarlar ve akrabalık bağları göz ardı edilemez. Coğrafi, demografik ve ekonomik boyutu ile Suudi Arabistan’ın iyi ve kötü günde Körfez Arap bölgesinin stratejik derinliği ve arka bahçesi olması doğaldır. Birden fazla krizde görüldüğü gibi, minimum kolektif güvenliğin sağlanması için kendisi bir gerekliliktir. Her Körfez ülkesinin ulusal güvenliğinin maksimum düzeyde sağlanması gerekmektedir. Eğer irade varsa ve azim öne çıkmışsa çatlağı onarmaya başlama anlayışı bu iki temel üzerine inşa edilebilir. Zira çatlağın yol açtığı hasar şu ana kadar nispeten net bir biçimde açığa çıktı. Koronavirüs salgını ile enerji fiyatlarının düşmesinin bölgesel ve küresel değişkenliklerle aynı zamana denk gelmesi ile bu hasar daha da büyüyebilir.
Bölgesel düzeyde iki komşu (Türkiye ve İran) aralarında pandeminin de bulunduğu çeşitli faktörler nedeniyle ekonomik ve politik bir krizle yüzleşecekler. Kolektif Körfez güvenliğine yönelik tehdit daha büyük ve ciddi olabilir çünkü bu “krizlerin” Körfez havzasına boşaltılması olasılığı bulunuyor. Düşük petrol fiyatları, her birinin finansal ödeme gücüne göre Körfez ülkelerinin bütçeleri üzerinde baskı anlamına geliyor. Beklendiği gibi küresel ekonominin büyük bir durgunluğa girmesi, egemen fonlarının sermayelerinde gerileme ve KİK ekonomilerinin iyileşmesinin uzun vadeli olacağı anlamına geliyor. Öte yandan, bir dönem daha sürebilecek salgının ekonomiye getirdiği yükler, hem mevcut finansal kapasiteleri hem de planlanan kalkınma projelerini etkileyecek ve birçok politikayı gözden geçirmeyi zorunlu kılacaktır.
Diğer değişkenlerden biri de, KİK’e yeni bir genel sekreterin (Kuveytli) seçilmesi ve son yıllarda çatlak genişlerken manevi olarak gücü işlemez hale getirilen selefine tanınandan daha geniş bir hareket alanına sahip olmasıdır. Ayrıca Umman’da, bölge ile yakınlaşma arayışı için harekete geçtiği açıkça görülen yeni bir liderlik var. Zira bunun kendi yüksek ulusal çıkarları yararına olacağını biliyor. Kardeşler arasındaki uzlaşı bazı meseleleri çözebilir. İki ay önce Kuveyt ve Suudi Arabistan arasında tarafsız bölge sorunundan olduğu gibi. Her iki liderlik de anlaşmazlıklarını uzlaşı ile aşma yeteneklerini kanıtladı. Korona ve petrol fiyatları çatlağın diğer tarafında yer alan Arap Dörtlüsü arasında bir tür dinamik yarattı. İş gücüne yönelik politikalarda, işçilerin ülkeleri tarafından geri getirilme hızı veya yavaşlığı konusunda bazı ihtilaflar yaşandı ve bu KİK içinde yer alan bazı ülkelerin örtülü sitemlerde bulunmasına yol açtı.
Korona- ekonomi ikilisinin bir bütün olarak Körfez sistemine yönelik tehlike göstergelerini yükselttiğini görmezden gelmek, tehlike çanını çalmamak ve bu tehlikelerle birlikte yüzleşme çağrıları yapmamak zordur. Emek yoğunluklu kalkınma modeli kesinlikle teknoloji sermaye yoğunluklu modelle yer değiştirecektir. Keza eğitim modeli ve tarzı da daha fazla verimlilik ve kazanım için gözden geçirilecektir. Böylece hem yerel iş gücü eğitilecek hem de eksikliğin görüldüğü yerlere fazlalık olan diğer yerlerden aktarma yapmak kolaylaşacaktır. Daha da ötesi bu, bölgesel ve uluslararası değişken düzeyinde de gerçekleştirebilir.
Küresel düzeyde, aklı başında hiç kimse ABD'nin Ortadoğu sorunlarından aşamalı ve organize bir şekilde uzaklaşmasını görmezden gelemez. Bu politika Cumhuriyetçi veya Demokrat olsun herhangi bir yönetim ile sınırlı değil tabiri caizse ABD’deki derin devletle ilişkilidir. Bunun kanıtları çok ve belgelidir. Körfez elitleri düzeyinde, Körfez çatlağının devam etmesinin güvenliği olumsuz etkilediği, politik, ekonomik ve sosyal tehlikeleri artırdığı, bu tehlikelerin iki krizin (sağlık ve ekonomik) aynı zamana denk gelmesi nedeniyle görmezden gelinemeyecek kadar büyük oldukları, anılan ikili krizle yüzleşmek için en iyi stratejinin örgütlü, toplu yüzleşme olduğu duygusu hakim. Çünkü iyi yönetişimin bir parçası da riski mantıksal olarak kabul etmek ve buna yol açan faktörleri azaltmaya yönelik ciddi bir girişimde bulunmaktır.
İkili krizin Körfez ülkeleri üzerindeki etkisinin geçici veya kısa zamanlı olacağını düşünenler yanılıyor. Aksine etkileri uzun sayılabilecek bir süre boyunca Körfez ülkelerine eşlik edecektir. Anılan sürenin temelini, politik ve ekonomik açıdan dünyada ve kaçınılmaz olarak bölgede yaşanacak değişim, korona sonrası dünyayı oluşturmak için girişilen zorlu müzakereler oluşturacaktır. Burada sorulması gereken soru şu: Uzlaşı fırsatı veya fırsatları var mı? Yanıt büyük olasılıkla evettir. Tarih ve coğrafya etkenleri, insan uyumu ve çıkarların yanı sıra Körfez çatlağına katılan farklı güçlerin sahip oldukları güç ve zayıflık unsurlarının rasyonel tahlili göz önüne alınırsa, gelecekteki daha büyük zorluklarla eşgüdümlü bir yüzleşme için yeniden bir araya gelmekte herkes için büyük bir çıkar olduğu görülecektir.
Netice olarak, koronavirüs pandemisi, KİK ülkelerindeki kalkınma dengesizliklerini açıkça ortaya çıkardı. Bu dengesizliklerin akıllıca ele alınması bir zorunluluk haline geldi. Pandeminin dünya üzerindeki etkisi ise devrimler, kıtlıklar ve uluslararası çatışmalar olacaktır.
TT
Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ve korona salgını
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة