Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Filistin’in “Büyük Felaket”ini unutturan hezimetler

Bu yıl da yıllardır nasılsa öyle geçip gitti.
Kimse bundan bahsetmedi.
Kimse bize yenilgiyi hatırlatmadı.
Kimse bize tarihe “Büyük Felaket” (Nekse) olarak geçen İsrail’in kuruluşu ile ilgili anılarını anlatmadı.
5 Haziran'dan bir çeyrek yüzyıl sonra yeterince yazı yazdık.
Kötü bir olay yaşandı ve devam etti.
Ancak tüm Arap yazarlar 5 Haziran'ın anısını deşmeye devam ettiler. Aynı sorular, aynı başarısızlık, aynı suçlamalar ve ihanetler.
Üç Arap ülkesi: Mısır, Suriye ve Ürdün topraklarını ve gururunu kaybetti. Kudüs kaybedildi.
Elbette yaşananlar hiçbir şekilde unutulmaz. Fakat sonsuza dek de bu olaylar hatırlanarak ağlanmaz. Artık kaybettiğimiz sadece Kudüs değil. Netanyahu tüm Batı Şeria'yı ilhak edecek.
İsrail Sina'yı burada daha az saldırgan olmayan iç düşmanı göstermek için terk etti.
Ürdün bugün çeşitli sıkıntılarla çevrilmiş bir halde. Bugün bunun bir çözüm olduğunu hatırlatılıyor.
Bu, yıldırım savaşında alınan yenilgiden daha şiddetli olan Arap barışı hezimetinin bedelidir.
Meşhur bir Arap kanalının spikeri Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘Müslümanların efendisi’ olarak adlandırdı. Bu yeni ünvan İslam tarihinde hiç kimseye verilmemiştir.
Ankara’ya giden Libya Başbakanı, savaş için ve deniz, kara ve hava yoluyla yapılan baskınlar için ona teşekkür ediyor.
Rusya, Şam Büyükelçisi’ni kalıcı bir askeri üs ve Caesar ile donatılmış bir şekilde Yüksek Komiser derecesine yükseltiyor.
Şükürler olsun ki Mısır'daki yazarların hiçbirinin hatırına, Abdurrahman Şalkam’ın ifade ettiği şekliyle ‘geçmek bilmeyen gün’ gelmiyor.
Bu büyük bir acı ve vahşetti. Fakat hiçbir zaman parçalanmamız kadar acı olmadı. Buradaki kurbanları toplamı, Ürdün, Lübnan, Cezayir, Suriye, Irak, Yemen ve Libya'daki iç savaş kurbanları ile kıyaslanamaz.
Bu hezimet tek bir günden ibaret değil. Gün be gün hezimete uğruyoruz. Bir diğerini takip eden hayal kırıklıkları. Sayın Fayiz es-Serrac’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin önündeki görüntüsü, dünyayı bir asır geriye götürüyor. Bir Arap spikerin Erdoğan’ı ‘Müslümanların efendisi’ olarak nitelendirmesini bir sevinçten öte altta yatan psikolojik bir durum olarak okumalıyız.
Aynı şekilde Erdoğan'ın Fayiz Serrac’ı karşılamasını da.
Serrac’ın ‘Müslümanların efendisinin’ önündeyken gurunun kırılmasından kaynaklanan ezikliği, Mareşal Hafter’in kendi madalyası karşısında duyduğu eziklik kadardı.
Madalyalar yalnızca Libya'da değil, her yerde bir hastalıktır.
Muammer Kaddafi o madalyalardan birini geleceğin dünya ülkeleri haritasına astı.
Fakat Libya Kralının, kurucusunun, birliğinin mimarının ve anayasasının yaratıcısının nişanının benzeri görülmedi. 2. Hasan'ın da nitelendirdiği gibi onun nişanı günahlardan çekinmek ve bu kaygıyla Allah’tan korkmaktı