Kaddafi, biri yerel diğeri uluslararası olmak üzere iki kampanya ile devrildi. Düşüşünden sonra Libya, askeri veya diplomatik karardan aciz, uluslararası bir kılıfın altında birkaç ulusal fırkaya ayrıldı. Hava güçleriyle savaşta rol oynayan Amerikalılar askeri olarak geri çekildiler. Ardından Fransızlar, Nicolas Sarkozy'nin skandalları ve Kaddafi'nin armağanlarıyla ülkeden ayrıldılar. İtalyanlar ikincil ve sallantılı bir rol oynadılar, bazen aşağı bazen de yukarı inip çıktılar. Katar Suriye’de yaptığı gibi herkesi geride bıraktı. Mısır, Tunus ve Libya'daki Arap Baharı savaşlarına katılmaya karar verdi.
Libya'da yerel, bölgesel ve uluslararası çatışma başladı. Türkiye ve Rusya, Suriye'de olduğu gibi askeri ve diplomatik arenada ortaya çıktı. Ardından Türkiye, çatışmanın yönünü değiştirmek için kara, deniz ve hava yoluyla tüm askeri güçlerini sahneye dahil etti. Mısır her şeyi endişeyle izledi. Çünkü Trablus’ta hangi rejim olursa olsun Mısır bu dalgalanmalarından etkilenir. Kaddafi'nin uzun dönemi günlük bir baş ağrısı ve ani bir alevlenmeydi. Mısır, binlerce nedenden ötürü Libya’nın parçalanmasına karışmaktan kaçındı. Bunlardan en önemlileri, Müslüman Kardeşler'in her iki ülkedeki uzantıları ve büyük bir göç dalgası korkusuydu.
BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Salame'nin istifası, barışçıl bir çözüm şansının azaldığının kanıtıydı. Bunu, Rusya’nın Halife Hafter’in, Türkiye’nin ‘uluslararası arenada kabul gören’ hükümetin arkasında yer alması takip etti. Erdoğan ve Putin Suriye konusunda hemfikirler, fakat Libya konusunda öyle değil. ABD’de de aynı şekilde.
Hafter ve kuvvetleri, Trablus'tan ve çevresinden çıkarıldıktan sonra hızlı bir şekilde Bingazi ve çevresine geçecekler. Yani, Doğu ve Batı nağmesine geri dönüyoruz.
Maskelerin bölüşülmesi ve kayıt dışı federalizm. Bütün bunlar tanıdık ve tekrarlayan bir başlık altında seyrediyor: ‘Defacto Güçler’ İnsanlar bu gizli formüle alışkınlar. Çünkü yemek, uyumak ve işe gitmek istiyorlar. Daha fazlası yok. ‘Ulusal yönetim’ onları topraklarından uzaklaştırdı, evlerini yıktı, ailelerini dağıttı ve erkeklerini küçük düşürdü. Fakat karşılığında onu ve egemenlik elde etti.
Türkiye bir gün Sultan Süleyman Şah'ın anısına Suriye'ye bir hükümet heyeti gönderiyor ve bir sonraki gün ise ‘haklarını’ yeniden kazanmak için Libya'ya bir ordu ve paralı asker gönderiyor.
Askeri yahut diplomatik bir çözüm? Hangisi Libya'da öncelikli? Beklemek lazım. Arap dünyasında işler zaman alıyor. Üçüncü dünya teorisinin sahibi 42 yıl Libya'yı yönetti.
TT
Çözüm
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة