Başladığından beri tüm gözler Viyana müzakerelerinin üzerinde. Görüşmelerin tüm ayrıntılarında ABD heyetinin resmi olarak yokluğu ile birlikte, Nükleer Anlaşma’ya geri dönme düzenlemeleri hakkında dört büyük ülke ile İran arasındaki kapalı görüşmelerin koridorlarından beyaz dumanın yükselmesi bekleniyor. Görüşmeler Washington’un bu aşamada Tahran’a ne sunabileceği ile ilgili bir çıkmaza girmiş durumda. En tehlikelisi de Tahran’ın müzakerelerin başarılı olduğunu veya üzerine bir şeyler inşa edilebilecek bir atılım gerçekleştirme yönünde ilerlediğini ilan etmek için neyi kabul edeceği ile ilgili.
Bugün yeni turun başlamasının arifesindeki kriz, İran’ın kendi içindeki çelişkilerin yanı sıra iki taraf (ABD-İran) arasındaki tutarsız açıklamaların, İran’da iç ve dış kamuoyunu Viyana’da İran açısından neler olup bittiğini anlama ve İran’daki karar mercilerine yansımasına ilişkin bir çıkmaza itmesi şeklinde ortaya çıkıyor. Nitekim başarısızlığın ima edilmesinin yanı sıra nelerin başarıldığına ve nelerin başarılabileceğine ilişkin farklı açıklamaların yapılması, karar verme sürecini engelleyen ve rejim içindeki çelişkilerin boyutunu yansıtan bir İran iç krizinin ortaya çıkmasına sebep oldu.
Hasan Ruhani, son zamanlarda tepkileri üzerine çeken dışişleri bakanı ile birlikte bir tür anlaşmaya varmak ve iktidarının son demlerinde hükümetinin itibarını koruyacak kazanımlar elde etmek için çalışıyor. Ancak bu sefer Ruhani bir tarafta Batılı tarafların uyumu ve Washington’un pozisyonu ile yakınlaşılması, bir tarafta da rejimin uyumsuzluğu ve çatışmaların müzakere ekibi üzerindeki etkisi gibi bazı baskıların altında müzakerede bulunuyor. Görünüşe göre İran’ın müzakere ekibi herhangi bir karar almadan önce birden fazla merciye dönüş yapmak zorunda. Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani müzakereleri uzaktan kontrol edip İran’ın müzakere ekibinin izleyeceği yolu belirlerken böyle bir şey söz konusu değildi.
İran’da diplomasi ile resmi medyanın müzakere koridorlarında neler olup bittiğine ilişkin tartışması, iki hafta önce İran’ın baş müzakerecisi Abbas Arakçi’nin İran'ın devlet kanalı Press TV’nin haberine yanıt vermesiyle başladı. Press TV Tahran’ın tutuklu takası yapma ve karşılığında dondurulmuş 7 milyar dolarlık mal varlığını geri almaya yönelik bir anlaşmayı kabul ettiğini öne sürdü. Aynı şekilde devlet kanalı tarafından başka bir sızıntı daha yayınlandı. Kanal güvenilir bir siyasi kaynağa dayandırdığı haberinde İran’ın müzakere ekibinin tutuklu takası yapmayı ve karşılığında ABD’deki dondurulmuş İran mal varlıklarının serbest bırakılmasını kabul ettiğini öne sürdü. Bu, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade’nin resmi bir yalanlama açıklaması yapmasına yol açtı. Hatipzade “Bazı medya kuruluşlarının bir kez daha kimliği belirsiz kaynaklara dayandırdığı iddialarına gelirsek, sizi temin ederim ki bu iddialar asılsız” ifadelerini kullandı. Bu müzakereleri aksatabilir, başa döndürebilir ve topu Tahran’ın sahasına atabilir.
Tahran, Viyana'da kapsamlı bir çözüme ulaşılması gerektiği konusunda ısrarcı olduğunu göstermeye çalışıyor. Kısmi çözümleri reddediyor. Washington ile çeşitli engel ve anlaşmazlıklar olmasına rağmen şu ana kadar yaşananların olumlu olduğunu söylemekte ısrar ediyor. Bu, ABD heyetinin Washington’un nükleer anlaşmadan çekildikten sonra yeniden uyguladığı yaptırımlar ile nükleer anlaşmanın çerçevesinin dışında eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından uygulanan yaptırımlar arasında ayrım yapmaya yönelik girişimlerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle İran tarafı bu noktaya dikkat çekiyor ve bu noktayı kabul edilemez buluyor. Ancak şimdiye kadar yaşananları temel alıp üzerine bir şeylerin inşa edilebileceğini vurguluyor. Hatipzade “ABD İran’a karşı sert yaptırımlarını sürdürmekte ısrarcı olsaydı görüşmeler şimdiye durmuş olurdu” sözleri ile de buna işaret etmişti.
Diğer taraftan Washington tekrar üstü kapalı ifadeler kullanmaya ve belirsiz açıklamalar yapmaya başladı. Bunun sonuncusu ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in geçtiğimiz salı günü yaptığı açıklamasıydı. Blinken “Viyana’da daha katedilmesi gereken uzun bir mesafe var. İran’ın Nükleer Anlaşma’ya tamamen dönmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Blinken açıklamasında ABD’nin acelesi olmadığını ve Tahran’ın anlaşmaya tam olarak dönmesinin müzakerelerin başarılı olmasının şartlarından biri olduğunu söyledi. Ancak anlaşmaya geri dönülmesinin çift taraflı olduğunu, yani Washington’un Tahran’ın dönmesi ile eş zamanlı olarak döneceği mi yoksa ABD’nin İran’ın uymasını istediği başka bir görüşü mü olduğunu belirtmedi.
Dolayısıyla Viyana’da yaşananlar belirsiz ve çelişkilerle kaplı durumda. Ancak tüm tarafları (özellikle Tahran ve Washington’u) tatmin eden somut sonuçlar elde etme olasılığı hala düşük. Bu durum, başlıca taraflar arasında baskın olan tüm diyalog havasına rağmen, güvenlik ile ilgili bazı sıkıntıların bölgede tekrar ortaya çıkacağı endişesine yol açıyor.
TT
Viyana… Belirsizlik ve çelişkiler
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة