Sanki bir kez daha ekranlarda oynatılan kendini tekrar eden bir filmin içindeyiz.
Mutlak gerçeğe ulaştığına inanan, aklı yeniliğe çalışmayan, tek boyutlu düşünen dogmatik bir grup. Onlarca yıldır inanç maskelerinin arkasında saklanıyorlar. Bunlar keşke bu insanları uçurumdan kurtaracak inançlar olsaydı. Ancak tek bir kitaptan bilgi edinenlerin zihinlerinde görülen sisli yollar ve metafizik çizgilerden başka bir şey değillerdi.
Tunus’taki İhvan eğilimli Nahda Hareketi’nin lideri Raşid el-Gannuşi geçen cuma günü İtalya merkezli Corriere della Sera gazetesine verdiği röportajda Cumhurbaşkanı Kays Said’in aldığı son kararlardan vazgeçmemesi durumunda ülkede şiddetin artacağına dair uyarıda bulunuyordu.
İtalya Tunus’un en yakın komşusu olduğu için Gannuşi, İtalya'nın güney kapılarını çalacak yüz binlerce kişinin katılabileceği bir yasadışı göç öngörüsünü içinde barındıran tehdit ve korkutma sistemini kasıtlı olarak devreye soktu.
Gannuşi'nin açık bir şekilde yaptığı nezaketsiz konuşması, Mısır'daki İhvan grubunun yaklaşık sekiz yıl önce yaptığı konuşmanın ta kendisi. Üzerinde ne bir değişiklik ne de bir oynama var. Bu da bizi, Nahda Hareketi’nin, İhvan’ın dünya çapındaki uluslararası örgütlenmesinin doğal bir uzantısından ve belki de geriye kalan tek halkasından başka bir şey olmadığını düşünmeye itiyor. Bu meselenin bir kısmı.
Meselenin diğer kısmı ise bu konuşma, genel olarak dünya için, özel olarak ise Tunuslular için, 10 yıldır Tunus’u mahveden terörün arkasında kimin olduğunu, siyasi suikastleri kimlerin yönettiğini ve birbiri ardına düşen muhalifleri kimlerin tasfiye ettiğini göstermiş oluyor.
Gannuşi’nin tehditleri özellikle son 10 yıldır yüzlerini Avrupa sahillerine dönen çok sayıda DEAŞ mensubunun varlığını ve Avrupa'yı alaşağı edip İhvan Örgütü’nün hocalığına bağlanma planının nasıl ilerlediğini kesin olarak gösteriyor.
Geçtiğimiz iki hafta içerisinde, bazı üst düzey Arap aydınları, Gannuşi'nin tutumu karşısında şaşırdılar. Bunun pek çok sebebi olabilir. Bunların başında da akımın bizzat Mısır'da attığı aynı adımlardan anlaşılan şu basmakalıp takipçi zihniyet geliyor: Şiddet, suikast, miting, dışarıyı ülkeye düşman etme girişimi ve başkalarını kendi işlerine ve dertlerine karışmaya davet etme.
Sandık dışında düşünme sona erdi. Belki de başından beri düşünce sandığı yoktu. Bu meseleyi Gannuşi bizzat kendisi ortaya çıkardı. Mısır’daki İhvan düşünce Gannuşi vakit kaybetmeden Türkiye’de örgütün başkanları ve uluslararası liderleri ile görüşmeler düzenledi. Orada, bu çerçevede bilinen gruplarda olduğu gibi, kılık değiştirmiş bir muhbir olarak büyük üstat göründü.
Gannuşi görüşme sırasında Mısırlı İhvancılara ağır eleştirilerde bulunarak bu kişileri, tarihsel ufku tıkayan, olayların gidişatını değerlendiremeyen ya da zamanın gelişmelerine ayak uyduramayan geri kalmışlar olarak nitelendirdi.
Gannuşi bununla da kalmayarak eleştiri oklarını örgütün kalbine yöneltti. Başlarına gelen bir şeye tek yanıt olarak doğrudan şiddet göstermeleri de dahil olmak üzere yaptıkları hataları sıraladı.
İşte şimdi Gannuşi İhvan’ın önde gelen isimlerini ve örgütün kanla yazılmış planlarını sorgulayacak en ufak bir gücü olmadan, karanlıktan istifade ederek aynı yolu izlemekten başka bir şey yapmıyor.
29 Ocak 2011'de Gannuşi, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştı:
“Allah'ın izniyle yarın sevgili ülkeme dönüyorum. Gazete ve televizyona verdiğim pek çok röportajda söylediğim gibi, hiçbir cumhurbaşkanlığı veya parlamento seçimine aday olmayı düşünmüyorum. Herhangi bir pozisyona gelmek için çaba harcamıyorum.”
Daha önce Mısır’daki İhvan Rehberlik Ofisi'nden de bu riyakarlık tınısını işittik mi?
Ne eksik ne de fazla bir şekilde tabiki duyduk. Mısır’da olan şeyler Tunus’ta da oldu. Gannuşi sözlerinin devamında “Tunuslu normal bir vatandaş olmak istiyorum” ifadelerini kullanmış olsa da bugün devleti, vatandaşlarını ve diğer yandan da Avrupalı komşularını musibet, helak olma ve felaketlerle tehdit ediyor.
Gannuşi'nin açıklamalarındaki gizemi nasıl anlamalıyız?
Kısaca anlatırsak Gannuşi, geçtiğimiz saatlerde yapılan kamuoyu yoklamalarının da gösterdiği gibi, Tunusluların çoğunun devletin ve cumhurbaşkanının yanında yer aldığını ve İhvan’ın kendilerine yaptıkları adaletsizlikten ve devletin birimlerine musallat olan üstü örtülü yolsuzluktan kurtuluş arayışı içinde olduğunun farkında. Manevraları başarısız olan, bu yüzden zayıf düşüp yurtdışından medet uman Gannuşi'nin açıklamaları, Tunus'taki gizli servise ya da diğer adıyla "kara odalar"a bir mesaj niteliğinde. Bu mesajın tek bir amacı var o da önümüzdeki günlerde, özellikle Nahda Hareketi adli olarak sorgulanırsa -ki bu büyük bir olasılık- hareketin pazarlık gücünü artırmak.
Gannuşi’nin çift taraflı korkutma konuşmasının önemli bir kısmı, çok fazla bahis oynayan dış dünyayla bağlantılı. Bu bahislerin bazıları, siyasal İslamcı gruplar üzerine oynanıyor ve pragmatik, aydınlanmamış bir hedefe yönelik oluyor. Bu gruplar New York ve Washington'un 20 yıllık “işgalinden” sonra derslerini almadı. Bu yüzden birilerine yağ çekmeyi ve çelişkileri manipüle etmeyi bırakmaları gerekiyor.
Özetle korkutmanın dün bir faydası olmadığı gibi yarın da bir faydası olmayacaktır.
TT
Gannuşi’nin korkutmasının faydası yok!
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة