Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

Lübnan’ın vereceği cevap malum

Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Ahmed Nasır el-Muhammed es-Sabah’ın Körfez ile krizi sona erdirmek için güven inşa etme yönünde Lübnanlı yetkililere sunduğu önerilere verilecek cevabı tahmin etmek pek de zor değil.
Verilecek olan yanıtı veya formüle edilecek olan yönetimi (başta terörist Hizbullah ve silahlı yapısı konusu üzerine) Lübnan krizi üzerine duran herkes bilir. 
Sızıntılara bakıldığında söz konusu öneriler arasında Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması yönünde bir zaman çerçevesi belirlenmesi yer alıyor. Bunlar arasında devlet dışı grupların (Hizbullah gibi) silahsızlandırılmasını talep eden 1559 sayılı karar da yer alıyor.
Reuters’ın haberinde yer aldığına göre Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib’in “(Hizbullah’ın silahlı) varlığına son verme yönünde ilerlemiyorum. Buna olanak yok. Diyaloğa yöneliğiz” ifadelerinden Lübnan’ın vereceği cevabı anlayabiliriz.
Açıkçası söz konusu cevaptan haberdar olmak için kaynaklara ihtiyacımız yok. Lübnanlı Bakan daha önce Okaz gazetesinde yayınlanan ifadelerinde “ABD’liler Trump ve Dışişleri Bakanı Pompeo döneminde çokça baskı yapıyor, bizden Hizbullah’tan kurtulmamızı istiyorlardı. Ancak kurtulmak nasıl mümkün? Onlara bir keresinde şunu söyledim: 100 bin deniz piyadesi gönderin siz bizi kurtarın. Kutlama yapmak istiyorsanız şampanya bizden… Bende o güç yok” vurgusunda bulunmuştu.
Nitekim Lübnan'ın Hizbullah'ın silahlarından kurtulamadığı, aynı zamanda uzun sürecek siyasi bir savaşa girmeye istekli olmadığı açık. Aksine Lübnanlı bazı politikacılar, ne kadar şikayette bulunurlarsa bulunsunlar, Hizbullah’ın siyasi açıdan desteklenmesine katkı sağlamıştı.
Reuters’ın güvenilir kaynaklardan aktardığına göre Lübnan’ın vereceği cevabın Arap ülkelerini etkileyecek hamlelerin çıkış noktası olmayacağını, ayrılma politikasına sözde ve fiilde taahhüt ettiğini söyleyecek.
Hizbullah'ın silahlarının nüfuzu nedeniyle bu da mümkün değil. Terörist partinin Suriye krizine müdahalesini ya da Yemen meselesine dahil oluşunu hangi Lübnanlı engelleyebilir? Peki Lübnan limanları partinin elindeyken uyuşturucu kaçakçılığına kim engel olacak?
Doğrusu Lübnan'ın vereceği cevap, Lübnan'ı kapsamlı krize sürükleyen ‘sivri köşeleri törpüleme’ yaklaşımının bir devamı olacak. Bugün Lübnan'da hakim olan yaklaşıma bakıldığında Lübnan hükümeti, terörist Hizbullah'a karşı koyamayacak.
Bu yorum, Körfez ülkelerinin Lübnan krizine boşa zaman harcadıkları anlamına gelmiyor; aksine tüm istihbaratlarıyla Körfez ülkelerinin terörist Hizbullah’a karşı çeşitli düzeylerde ortak bir tutum aldığı anlamına geliyor. Lübnanlı politikacıların krizleri çözme konusunda ciddi olmadıklarını da kanıtlıyor.
Lübnan'da krize neden olanlara karşı hakiki bir tavır takınmak uzun zaman alsa da, Viyana müzakerelerinde elde edilenler, Yemen'de sahadaki ciddi gelişmeler ve daha fazlası dolayısıyla bölgede keskin siyasi dönüşlerle karşı karşıyayız.
Lübnanlı politikacılar için ise meşhur bir atasözü var: Benden nasihat istiyorsun ama “bir kulağından girip öbür kulağından çıkıyor”.
Yani Lübnan onların kurbanı olduğu gibi en nihayetinde kendileri de mağdur olacak.