Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Mısır hakkındaki konuşmaların ‘faysal’cası

İbn Manzur, Lisanu’l-Arab’ında “faysal” ve “fasl” kelimelerini şu şekilde tarif ediyor: “’el-Fasl’: hak ile batılı ayırt etmek, yani hüküm vermek. Bu ikisini ayırt eden hüküm veya hâkim ise ‘faysal’ olarak tanımlamaktadır.
Geçtiğimiz pazartesi Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Dubai’deki Dünya Hükümet Zirvesi kapsamındaki diyalog oturumunda konuştu.
Diyalogun moderatörlüğünü popüler gazeteci Faysal bin Huzeyr yaptı ve beklenen soruların çoğunu sordu. Hem de Cumhurbaşkanı es-Sisi’nin söz akınına, bazen sözünü tamamlamasına izin vermesini isteyerek ve seyircilerin tebessümleri arasında, o nazik Mısırlı lehçesiyle: “Yapılacak Ey Faysal… Daha ölmedim Ey Faysal” diyerek spiker Faysal’a kur yapmasına rağmen.
Mısır Cumhurbaşkanı bir saatten fazla süren konuşmasına 2011 yılında Mısır’da yaşanan ve bazılarının devrim olarak nitelendirdiği durumu açıklayarak başladı. Mısır devleti o dönemde uçurumun eşiğindeymiş. Sisi’nin bildirdiğine göre sadece o dönemde yaşananlar Mısır’a 450 milyar dolara mâl olmuş.
En büyük tehlike ise ekonomi ve devletin maliyesi değil, 2011 sonrasında siyasi eylemin sebep olduğu ölümler ve maskaralıkların ardından umudun tükenip umutsuzluğun hâkim olması ve ufukların kapanmasıyla birlikte parçalanmaya yüz tutmuş Mısır dokusu imiş.
Cumhurbaşkanı Sisi sözlerini şöyle sürdürdü: “Devletin idari organı, gevşeklik ve gerilemeden mustaripti. Bir buçuk milyona yakın insan istihdam edilmiş, halbuki devletin de halkının da onların üçte birinden fazlasına ihtiyacı yok.”
Güvenlik yok, terör kol geziyor; emniyet müdürlükleri, camiler, kiliseler ve ordu kontrol noktaları peş peşe bombalanıyordu. Bunları hepimiz hatırlıyoruz, uzak zamanlar değil. Ama insanlar nimet bollaştığında yokluk zamanlarını unutur… Bu, insanın tabiatında var. Belki de bazen “unutma nimeti” olarak tarif edilen şey yaşanıyordur... Ancak unutmak, her durumda bir nimet değildir.
Zannediyorum ki Sisi’nin sözleriyle kastettiği, Mısır’ın geçtiği ve geçmekte olduğu zorlukların, güvenlik, ekonomi, kalkınma ve siyaset düzlemlerinde aynı anda yaşanan sıkıntıların doğasıyla bağlantılı bir “bağlam” kurmak. Adam, bu “ateş topu” ile nasıl başa çıktığını açıklamaya çalıştı.
Mesela idari başkent gibi büyük konut ve bayındırlık projeleri… Adamın muhalifleri, onun yönetimini lüks projelerle ortalığı karıştırıp vücut gösterisi yapmak ve “ekmek” için yorulan Mısırlının sıkıntısının farkında olmamakla suçluyor.   
Sisi bu noktada bayındırlık projeleri için de bir “bağlam” ortaya koyarak bunun lüks değil, zorunlu olduğunu söylüyor. Zira Mısırlılar, Mısır topraklarının yüzde 5’inde yaşıyor, devlet ise sadece idari başkent değil, 24 akıllı şehir de inşa etmek suretiyle toplam alanın yüzde 12’sini yerleşime açmayı hedefliyor.
Geriye, popüler sunucu Faysal bin Huzeyr, Cumhurbaşkanı Sisi’ye açık bir şekilde sorsa diye ümit ettiğim önemli bir soru kaldı:
Ordu ve silahlı kuvvetler, özel sektör projelerine müdahale edip şart koşuyorlar mı?
Bu, mevcut Mısır siyasetine saldıran ve sıkıntıların yükünü onun omzuna atan kürsülerde dillendirilen bir suçlama.
Evet, Sisi özel sektörün teşvik edilmesi ve Mısır Hükümetinin bu konuda neler yaptığından bahsetti. Ancak böyle konuşma fırsatlarında varsayımlara mahal vermeden, olabildiğince doğrudan konuşmanız gerekir.
Şurası belli ki Mısır’ın bu yıllarında hatalar var, düzeltilmesi lazım.
Ancak düzeltmek ve bunu istemek ayrı şey, Mısır devletine karşı kışkırtmak ve şeytanlık yapmak apayrı şey…
İşte “faysal” kelimesinin tarifi…