Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Amerikan katili Seyfü’l-Adl, İran’da!

ABD Dışişleri Bakanlığına göre, İran’da yaşayan “Seyfü’l-Adl” lakaplı muhalif Mısırlı subay Muhammed Zeydan, Eymen ez-Zevahiri’nin Temmuz 2022'de öldürülmesinin ardından el-Kaide örgütünün lideri oldu. Bakanlık Sözcüsü, “Değerlendirmemiz BM’nin değerlendirmesiyle örtüşüyor: el-Kaide’nin yeni fiili lideri Seyfü’l-Adl, İran’da” dedi. Burada, ABD’nin açıklamasından önce gelen BM raporuna işaret ediliyor; buna göre üye devletlerin hâkim kanaati, Seyfü’l-Adl’in cihatçı örgütün lideri olduğu yönünde.
Yeni el-Kaide liderinin İran Devrim Muhafızları’nın ev sahipliğindeki karargâhına dair resmi Amerikan tutumunu takip eden başka bir haberde İranlı bir kurum, Lübnan asıllı genç Hadi Matar’ı takdir ediyordu. Resmi İran televizyonunun Telegram hesabından duyurduğuna göre İranlı kurum, geçtiğimiz yıl ağustos ayında ABD toprakları New York’ta düzenlenen bir edebiyat etkinliğinde sahnede iken Britanyalı romancı Selman Rüşdi’ye saldıran bu genci, bin metrekare tarım arazisiyle ödüllendirmiş.
Bu iki haber, bölgedeki Humeynist devleti sona erdirmeye yönelik Amerikan-Batı tutumlarındaki kafa karışıklığına-bazı suizan sahiplerinin deyimiyle “alçaklığına”- dair çok şey ortaya koyuyor.
Batılılar, Amerika’nın liderliğinde, dünyayı katı mezhepçi karaktere sahip devrimci ve radikal bir rejimden kurtarıp İranlılara yeni bir gelecek vermeyi gerçekten de istiyor mu?
Batının, İran rejiminin “cesaretlendirmesinin” gerekçesi, bu rejimin tehlikesi ve sadece Ortadoğu’da ve tüm dünyada birçok savaş ateşleme olasılığı ise o zaman niçin aynı yaklaşım Irak’ta Saddam Hüseyin ve Libya’da Kaddafi rejimine karşı benimsemedi?
Saddam Hüseyin, onun düşüncesine, Arapçılığına ve devrimciliğine inanmış grupları ve savaşları ateşleyecek ürkütücü araçlara sahip değil miydi?
Muammer el-Kaddafi, sınır ötesi milisler ve çeteler dünyasında usta değil miydi? Onları Libya’nın bağrında koruyup, mesela tehlikeli Ebu Nidal Cemaatini kucaklamadı mı? Keza İrlanda Cumhuriyet Ordusu’na yaptığı gibi terörist örgütleri finanse eden ve Merhum Kral Abdullah bin Abdülaziz’e suikast girişimini planlayıp finanse eden başkası mıydı?
Tüm bunlardan da önemlisi, Irak’a saldırıp Saddam Hüseyin rejimini ve Afganistan’a saldırıp Taliban rejimini düşürmenin sebebi, Washington ve New York’taki 11 Eylül 2001 saldırılarına tepki değil miydi?
Afganistan’a yönelik saldırı bariz bir şekilde, Eylül saldırılarının faili el-Kaide örgütünü barındırması sebebiyle Taliban rejimini cezalandırmak ve lideri Üsame bin Ladin’i ve Mısırlı Eymen ez-Zevahiri gibi önde gelen avenesini öldürmekti.  
Peki, 11 Eylül saldırılarını bizzat planlayan el-Kaide lideri Mısırlı Seyfü’l-Adl bugün İran’da yaşıyormuş. Bu ne bir gazeteci analizi ne araştırmacı bir faaliyet ne de bir belgesel filmi; bu, “resmi” bir Amerikan açıklaması.
ABD Dışişleri Sözcüsünün basın toplantısında olsaydım, bu soruları kendisine tam bir açık yüreklilikle sormaya çalışırdım.