Bugün bayram ve yeni bir şey yok ama görevim gereği bu yazıya, bu mübarek günlerin herkes için hayırlara vesile olmasını dileyerek başlamalıyım. Hicri 1447 yılının gitmenin eşiğinde duran Kurban Bayramı'ndaki yeni gelişmelere gelince, çok sayıda ve çeşitlidir. Bu nedenle, bu gelişmelerin Doğu ve Batı'daki Müslümanların farklı koşullarına göre değişiklik göstermesi doğaldır. Olumlu düşünme, bardağın dolu tarafına bakmayı gerektirdiğinden, İslam dünyasındaki birçok ülkede insanların yüksek düzeyde bir istikrar içinde yaşadığını ve bunun çeşitli alanlarda birçok yönüyle refahı getirdiğini söylemek mantıklıdır. Öte yandan barış ve güvenlik müjdeleri halen çok uzakken, acı çeken ve savaşla harap olmuş her ülkenin vatandaşlarının istikrar ve refahtan uzak bir bayram yaşaması gerçekten acı vericidir. Bu durum, Sudan'dan İran, Yemen ve Lübnan'a kadar uzanan, Libya'nın bazı kısımlarını, Suriye'yi ve Filistin'i, özellikle de unutulmaması gereken Gazze Şeridi'ni kapsayan birçok bölgede çaresiz ve güçsüz masum insanlar için geçerlidir.
Gerçekten de yukarıda bahsedilen tüm yerler arasında, en kötüsünün özellikle Gazze Şeridi olduğunu söylemek abartı olmaz. Çoğu televizyon kanalı ve bazı web sitelerinin yaptığı gibi, ayrıntılara girmeden önce bir uyarıda bulunacağım ve aşağıdaki ayrıntılardan -boğazda boğulmaya yol açabilecek bir yumru veya mide krampları gibi- olumsuz etkilenebilecek herkesin okumaya devam etmemesini tavsiye edeceğim. Özetle; birkaç gün önce ailemin Gazze'de kalan üyelerinin ne durumda olduklarını görmek için yaptığım bir telefon görüşmesinde, deyim yerindeyse, çocukların saçlarını ağartacak şeyler duydum. Aşağıda duyduklarımın hepsini değil, bir kısmını aktarıyorum.
Açlığın biraz hafifleyip hafiflemediği soruma karşılık, iki çocuk annesi bir kadın, acı ve buruk bir alay karışımı bir sesle, “Gelincikler şimdi kedileri yemeye başladı!” diye cevap verdi. Arap dünyasında büyük kemirgenler için “gelincik” teriminin kullanımının ne kadar yaygın olduğundan emin olmadığım için merakım beni Google'a sormaya itti. Aldığım cevap çok yönlüydü, ancak özü itibariyle şöyleydi: Bu etobur, çirkin görünümlü memeli, gelincik ailesinden ve 15 ila 30 santimetre uzunluğundadır. En tehlikeli kemirgenlerden biri olarak kabul edilir ve özellikle Mısır'ın kırsal bölgelerinde “civciv katili” olarak bilinir. Bu nedenle halk arasında “Gelincikten korkan civciv yetiştirmemeli” diye bir söz vardır. Gazze Şeridi'nde ise “Norveç sıçanı” olarak adlandırılmıştır. Bu adlandırmanın kökenini merak edip, “neden Norveç” diye sorguladım. Bunlar eğer gerçekten Norveç’ten gelmişse oraya iade edilsin. Ancak sorun, çileli Gazze topraklarında kalmak için direnenleri rahatsız eden gelinciğin veya diğer kemirgenlerin kökeni değil, bu trajik duruma neden olan şeydir. Aksa Tufanı patlak verene kadar devam eden, İsrail'in barbarlığına ve vahşetine eşlik eden ve sürekli çoğalan “nefret dolu bir bölünme” başta olmak üzere bu trajedinin nedenleri gizli mi? Hayır, kesinlikle gizli değil. Öyleyse tekrar etmeye ne gerek var?