Nahar gazetesinde meslektaşım Hatem el-Battavi, Albay Muammer Kaddafi'nin devrimci entelektüel söylemlerinde kullandığı ve trajik ölümünden beri unutulmuş bazı isimleri yeniden ele alıyor. İlk isim olarak elbette “1 Eylül”den başlıyor. Ardından, Libya'nın adının “Libya Arap Halk Sosyalist Büyük Cemahiriyesi” olarak değiştirilmesini ele alıyor. Burada her isim bilinen ve tanıdık olandan farklı olmalıydı; bu nedenle “Cumhuriyet” yerine “Cemahiriye” ve “Demokrasi” yerine “Halkın Gücü” kullanılıyordu. Parlamentolar “gizli diktatörlükler” olduğu için “komiteler” kuruldu. İdeal bir yönetici olmadan Mao Zedong'un “Küçük Kırmızı Kitap”ı ile Hitler'in “Kavgam” kitabından esinlenerek “Yeşil Kitap”ı yazdı.
Albay, dünyayı kurtarmanın yollarını düşünmek ve “Üçüncü Teori”yi yaymak için çöle çekilirdi. Entelektüel yazılarının yanına romanlar da ekledi. Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin de bu edebi alanda şansını denemişti.
Albay Kaddafi, Libya'yı 42 yıl boyunca yönetti ve bu süre boyunca yeni fikirler üretmekten asla vazgeçmedi. 1 Eylül Devrimi ve ünlü çadır gösterilerinden on yıllar sonra, kendini Kralların Kralı ilan etti. Kendini Arap milliyetçiliğinin lideri tayin etti ve Üçüncü Teori çatısı altında dünyanın birleşmesine doğru ilk adım olarak, çoğu Arap devletine (Arap milliyetçiliğinin lideri olarak) birlik çağrısında bulundu.
Bir ulusun kaybedebileceği en değerli şey zamandır. Hiçbir şey onun yerini tutamaz ve hiç kimse telafi edemez. Meslektaşım Battavi, Muhammed Hasaneyn Heykel'in Kaddafi'nin üzerinde çalıştığı kitap projesinden haberdar olduğunda, ona devam etmemesi konusunda tavsiyede bulunduğunu, aksi takdirde Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır'ın daha sonra tutsağı haline geldiği “Devrim Felsefesi” adlı kitabıyla yaşadığı aynı kaderi paylaşabileceğini söylediğini aktarıyor. Ancak Albay, bu tavsiyeye ve elbette başka hiçbir tavsiyeye kulak asmadı.