Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

İran'a özgü bir Dünya Kupası

Üç ülkede (Meksika, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada) düzenlenen mevcut Dünya Kupası, İran milli takımının hem saha içinde hem de saha dışında heyecan verici katılımı da dahil olmak üzere birçok hikâye ve paradoksa sahne oluyor.

İranlılar, 1978'de Arjantin'deki ilk katılımlarından bu yana ilk iki maçlarında yenilmeyerek Dünya Kupası tarihlerinde yeni bir rekor kırdılar.

İran takımı şu ana kadar harika bir performans sergiledi ve oyuncuları, güçlü Belçika takımına karşı oynadıkları maçta da gösterdikleri gibi, büyük bir azimle mücadele ettiler.

Ancak bahsetmek istediğimiz asıl nokta bu değil. Asıl nokta, özellikle Los Angeles'ta yaşayan yurtdışındaki en büyük İran toplumunun durumudur. Sophie Stadyumu yakınlarında, İran asıllı kişiler yoğun olarak burada yaşadığı için “Tahran Angeles” olarak adlandırılan mahallede üç renkli İran bayrağı neredeyse her yerde dalgalanıyor.

Ancak, bu İran asıllı Amerikalıların çoğu köktenci devrimci rejime karşı olduğundan, birçoğu mevcut rejimin bayrağını değil, güneş ve aslanlı eski İran bayrağını dalgalandırıyor.

BBC'nin haberinde, Tahran Angeles'te bir halı dükkânı sahibi olan Eric Sadith, “Bu benim takımım değil. Bu takım İran'ı temsil etmiyor ve onu desteklemek Devrim Muhafızlarını desteklemek anlamına geliyor” diyor.

Kendisine “Nada” diyen bir kadın ise “Uyuşmuş hissediyorum. Takımın mutlu veya kutlama yapmasını görmek hoşuma gidiyor ama şahsen hiçbir şey hissetmiyorum” dedi.

İran asıllı Amerikalı bir taraftar olan Mahids Kashavarz, Yeni Zelanda ile berabere kalınan maçın ardından BBC Radyosu'nun Newsday programına, “Maç sırasında birbirimize duyduğumuz derin sevgi inkâr edilemezdi” dedi.

Bu bölünmeler ve karışık duygular, Avrupa liglerinde oynayanlar da dahil olmak üzere milli takımın bazı yıldızları tarafından da fark edildi. Bunlar arasında en dikkat çekici isimlerden biri olan forvet Mehdi Taremi gazetecilere, “Dünyanın her yerindeki İranlılar için oynuyoruz” dedi.

Spor yıldızları ve milli takımlar, tıpkı müzik yıldızları gibi, kolektif duyguların, paylaşılan ulusal hazinelerin ve tüm İranlılar için moral sermayesinin kaynağıdır. Hatta milli takım uluslararası bir turnuvaya katıldığında veya bir şarkıcı büyük bir konser verdiğinde, yurtdışındaki birçok muhalif, iktidardaki otoritelere karşı düşmanlıklarını unutur ve milli duygulara kapılır.

Bazı rejimler bu duyguları ve ulusun bu sembolik sermayesini kendi propagandaları için kullanmaya çalışır. Bu nedenle, siyaseti sporla karıştırmaya karşı her zaman uyarılarda bulunulmuştur. Spordaki zaferler tüm halka, İran kimliğine –uzakta olsa herhangi bir şekilde- bağlı olan herkese aittir.

İşte futbolun güzelliği, cazibesi, büyüsü ve gizemi budur.