Nebil Amr
Filistinli siyasetçi ve yazar
TT

Netanyahu'nun Washington ziyareti: Arka planı ve hedefleri

Herhangi bir İsrail başbakanı, özellikle seçim kampanyası sırasında, İsrail kamuoyu üzerindeki önemli etkisi nedeniyle Washington'u ziyaret etmeye çalışır.

Yaklaşan ziyaret, Netanyahu'nun siyasi hayatta kalma mücadelesinde en çok ihtiyaç duyduğu şeydir; bu mücadele, daha önce karşılaştığı hiçbir mücadeleye benzemiyor. Profesyonel anketlerin de doğruladığı gibi, koalisyonu ciddi bir gerileme yaşıyor; Netanyahu'nun seçimlerde elde edeceği tahmini sandalye sayısı sürekli olarak gerilerken, rakipleri yükseliş kaydediyor. İşler çıkmaza girse ve hiçbir taraf hükümet kuramasa bile, Netanyahu'nun en büyük endişesi, güç dengesinin, oyları bir sonraki başbakanı belirleyecek olan Arap milletvekillerinin elinde olması.

Netanyahu, İsrail'de henüz adını temize çıkaramadığı bir dizi suçlamayla karşı karşıyayken Washington'a gidiyor. Yolsuzlukla ilgili ve büyük olasılıkla hapis cezası veya görevden uzaklaştırma ile sonuçlanacak olan büyük bir davadan yargılanmasının yanı sıra, (ister planlandığı gibi ister erken yapılsın) seçim tarihi yaklaştıkça hakkında genişleyen ve giderek büyüyen bir suçlamalar listesi de var.

Listenin başında, muhalefetin devlet ve toplumun simgesi olarak nitelendirdiği yargı kurumunu çökerttiği yönündeki doğrudan ve giderek güçlenen bir suçlama yer alıyor. Muhalefet, yargıya yönelik savaşının devletin, demokratik yaşamın ve iyi yönetimin temellerine yönelik bir savaş olduğunu söylüyor. Ardından, İsrail’in Netanyahu'nun yönetimi altında, henüz hiçbir cephesinde zafer kazanılmamış çok cepheli bir savaş yürüttüğü, ordunun ciddi insan gücü sıkıntısı çektiği bir dönemde, askerlik hizmetini reddeden Haredileri kayırdığı suçlaması geliyor. 7 Ekim olaylarını araştırmak üzere bağımsız bir komisyon kurulmasını engellemek ve sadece üyelerin seçiminde değil, kararları etkilemede de baskın rol oynayacağı bir komisyonu dayatmaya çalışmakla da suçlanıyor.

Bir de Washington ziyaretinin en önemli nedeni gibi görünen suçlama var: İsrail-ABD ilişkilerindeki son gerginlikten sorumlu tutulması. Buna göre, ilişkiyi yönetme biçimi İsrail'i İran dosyasından uzaklaştırdı ve onu güçlü bir ortak değil, zayıf bir takipçi gibi gösterdi. Trump yönetiminden gelen ve küçümseme sınırına varan açıklamalar da bu suçlamayı körükledi. İsrail kamuoyunu en çok etkileyen ise Başkan Yardımcısı J. D. Vance'in Netanyahu'yu azarlayarak, İsrail'in kalan tek müttefiki olarak tanımladığı Trump'a meydan okumaya devam etmemesi konusunda uyarması oldu.

Netanyahu'ya yöneltilen İsrail ve ABD arasındaki özel ilişkiye verdiği zararla ilgili suçlama, bir seçim yarışında rakipler arasında yaşanan iç tartışmalardan ibaret değil. Bu durum, ABD'de yaygın olarak kabul gören hem resmi hem de halk arasında yaygın olan, İran'a karşı yürütülen maliyetli savaşın ABD'nin değil, Netanyahu'nun kişisel savaşı olduğu söylemiyle besleniyor. Netanyahu, Başkan Trump'a sunacağı taleplerinin karşılanmasının imkânsız olduğunun farkında. Amacı da bu taleplerin karşılanması değil, İsrail’e çok çalıştığını söylemek için bunu bir seçim propagandası olarak kullanmaktır. Son iki savaşta (12 günlük savaş ile 40 günlük savaş) sunduğu tüm hizmetlere rağmen, İran ile müzakerelerden dışlanmasının etkisini azaltmak için onunla çalkantılı müzakerelerin bulanık sularında avlanmaya çalışacaktır.

Netanyahu ayrıca, Başkan Trump'ın Türkiye ve F-35 anlaşmasıyla ilgili kışkırtmalarına kulak asmayacağını da biliyor. Zira Trump'ın bu konudaki pozisyonu, Netanyahu'nun gerçek, uydurma veya abartılı olsun korkularına değil, Türkiye'nin büyüklüğü ve bölgesel, uluslararası ve NATO'daki konumuna ilişkin hesaplarına ve değerlendirmelerine dayanıyor.

Netanyahu, Amerikan televizyon kanallarında boy göstermesinin, ne kadar etkili konuşursa konuşsun, Amerikan kamuoyunda İsrail'e, savaşlarına, kışkırtmalarına ve Amerikan vergi mükelleflerinin ödediği, onların çıkarları ve yaşam standartları pahasına yapılan aşırı harcamalara karşı büyüyen tepkiyi durduramayacağını da biliyor. Netanyahu için Kongre, Knesset'ten daha destekleyici, misafirperver ve rahat bir yerdi. Hatta bir keresinde Başkan Obama'nın arkasından Kongre'yi ziyaret etmiş ve orada bir konuşma yapmıştı.

Mevcut Kongre ise Netanyahu için eskisi gibi değil; birçok üyesi eski Kongreyi hem İsrail hem de ABD için bir yük olarak görüyor ve değiştirilmesi gerektiğini düşünüyor.

Önceki ziyaretlerinde Netanyahu'nun talepleri, Beyaz Saray'daki ev sahipleri ve diğer önemli Amerikan kurumları tarafından anlayış ve kabulle karşılanırdı. Ancak bu sefer işler farklı görünüyor. ABD konusunda her zaman uzman olduğunu iddia eden Netanyahu da bunu biliyor, ancak Beyaz Saray'ı seçim platformu olarak kullanma fırsatını asla kaçırmayacak bir kişiliğe sahip.