Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Yemen Şafağı: Güçle karşılık vermeyen, düşmanının hedefi haline gelir

İki gün önce Yemen hükümeti, “Yemen” Şafağı” adı verilen bir dizi taarruz operasyonunun başladığını duyurdu. Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, “ülke terörist Husi milislerinin elinden kurtarılana kadar” savaşın devam edeceği sözü verdi.

Bu harekatın ilk meyveleri arasında, diğer savaş alanlarının yanı sıra, Muha şehri ve limanı ile Zubab’ın geri alınması, Babu’l Mendeb'in yeniden kontrol altına alınması da yer aldı.

Haberleri biliyorsunuz ve iyi haberler gelmeye devam ediyor. Yemen Şafağı operasyonları başlarken Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman'ın yazdığı bir yorum dikkatimi çekti.

Prens Halid'in “X” platformundaki hesabından yayınladığı yorumu, İran destekli Husi milislerini tehdit etti ve dedesi Kurucu Kral Abdulaziz'in Necd lehçesi ile yazdığı bir şiir dizesini alıntıladı:

Savaş bitti diyenler yanılıyorlar

Dumanı daha yeni yükseliyor

Anlamı: Düşmanlarımız savaşın bittiğini düşünüyorlarsa yanılıyorlar; tozu ve dumanıyla daha yeni başlıyor.

Suudi Arabistan’ın halk kaynaklarında bulunan bu şiirin devamı ise şöyledir:

Cesur bir genç savaşa koşarken

İleri atılan atların kuyrukları görülüyor

Yani; cesur bir genç adam, savaş meydanına atılırken, sarsılan eyerleri ve kuyruklarıyla atlar ileri atılıyor

Bu şiir türü eşsizdir ve genellikle savaş alanlarında emirler ve büyük süvariler tarafından okunur. Bu, “Huda el-Hayl” (atları savaşa teşvik eden marşlar) olarak adlandırılan eski bir Arap şiir türüdür. Bu türde eski ve yeni birçok eser bulunmaktadır. Yeni eserler arasında saygın Saad el-Suveyyan'ın “Huda el-Hayl, edebiyatçı İbrahim el-Halidi'nin “Divan el-Racaz ve el-Huda”, Şair-prens Muhammed el-Ahmed dl-Sudeyri'nin, seçkin Suudi araştırmacı Süleyman el-Hadisi tarafından derlenip titizlikle hazırlanan “Divan Hadavi el-Hayl” adındaki eserler de bulunmaktadır.

Suveyyan, Arap çöl savaşları literatüründe atlara söylenen bu marşları şöyle tanımlar: “Bunlar, atlıların, savaş yolunda veya zaferle döndükten sonra atlarının üzerinde söyledikleri savaş marşlarıdır. Amaçları, düşmanın kalbine korku salmak veya savaşçıları şevke getirerek, onları cesarete ve kahramanlığa teşvik etmektir.”

Abdulaziz'in dünyasından, kahramanlıktan ve meydan okumadan bahsettiğimize göre, onun savaş marşlarından da bir nebze sunalım:

1915'te Carab Muharebesi'ndeki zaferinden sonra şunu söylemişti:

Ey öğüt verenler

Ben ihanet etmekten sakınırım

Ey övgü arayanlar

Kötülükten sonra sadece iyilik gelir

Anlamı açık; ben ihanet sayılan yöntemlerden kaçınırım.

Suudi Arabistanlı alim İbn Akil el-Zahiri'nin bahsettiği gibi, Abdulaziz'i temsil eden (ancak kendisinin söylemediği) bir şiirde de şöyle denmektedir:

Güçle karşılık vermeyen düşmanının hedefi haline gelir

Yere düşeni herkes hedef alır

Anlamı şudur: Düşmanına güçle karşı koymayan, düşmanının hedefi haline gelir; çünkü yere düşenin başına düşmanları toplanır.

Bu makale, savaş marşları sanatı üzerine edebi bir inceleme değil (her ne kadar bu benim en sevdiğim konulardan biri olsa da), aksine Kurucu Kralın ihtiyaç duyulduğunda sergilediği liderlik ve kararlılık ruhuna dair bir hatırlatmadır. Bugün Selman'ın kararlılığının ve Muhammed'in azminin somutlaştırdığı Suudi liderliği de aynı ruha sahiptir.