Velid Haduri
Enerji konusunda uzman, Iraklı yazar
TT

Irak petrol endüstrisi ve yolsuzluk skandalları

2003 yılından bu yana geçen 20 yılın ardından, Irak petrol endüstrisi ciddi zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. Sektör, yakın zamanda resmi olarak ortaya çıkarılan milyarlarca ve trilyonlarca dolarlık hırsızlıkların altında inliyor; yeni rafinerilerdeki düşük iş kalitesi de cabası.

Son yirmi yılda Iraklılar, Irak'ın kanıtlanmış rezervleri OPEC ülkeleri arasında ikinci en büyük petrol rezervini oluşturmasına rağmen, büyük petrol şirketlerinin neden Irak ile sözleşme yapmaya ilgi göstermediğini, keza çok sayıda çalışanın rüşvet vermeden yetkililerle çalışmanın zorluğu hakkındaki artan şikayetlerinden sonra şirketlerin neden geri çekildiğini sorguladılar. Bu şirketlerin çoğunun yerini Çinli şirketler aldı. Çinli şirketler bu aşamada önemli olsa da bu kadar çok uluslararası şirketin Irak'tan uzak durması garipti.

Enerji sektöründeki temel değişiklikler döneminde Irak'ta yolsuzluk yaygınlaştı. Böylece, ülke modern enerji kaynaklarını benimseme ve entegre etme konusunda geride kaldı. Birçok bakanlık gibi Elektrik Bakanlığına da yolsuzluk bulaştığı için dünya genelindeki diğer elektrik kurumları gibi, sürekli bir elektrik tedariki sağlayamadı. Ulusal Elektrik Şirketi vatandaşlara çeşitli kaynaklardan elektrik sağlamak için planlar yapıp uygulaması gerekirken, Irak vatandaşları, Beyrut Amerikan Üniversitesi'nin araştırmalarına göre kanserin yayılmasına katkıda bulunan akaryakıt ile çalışan özel jeneratörleri kullanmak zorunda kaldılar.

Birçok Iraklı, büyük petrol şirketlerinin yokluğunu veya kısa bir süre sonra geri çekilmelerini yolsuzluğa bağladı. Ancak bu sadece bir “söylenti” olarak kabul edildi. Ne var ki, mevcut Başbakan Ali el-Zeydi yönetimi ve Petrol Bakanlığı tarafından açıklanan bilgiler, özellikle de petrol sektöründeki yolsuzlukların bir kısmını bizzat ifşa eden Rafineri Müsteşarının itirafları, skandalın büyüklüğünü daha fazla aydınlığa çıkardı.

Tam gerçek henüz ortaya çıkmadı. Petrol Bakanlığı, neredeyse tamamı birbirinden ayrı birkaç sektörü kapsıyor. Bunlar arasında üretim ve saha geliştirme sektörü, küresel ve yerel pazarlama sektörü, rafineri inşaat sektörü, boru hattı inşa sektörü ve dağıtım istasyonları sektörü de var. Şimdiye kadar tartışılanların çoğu, Petrol Bakanlığının rafineri müsteşarının söylediklerinden ibaret. Petrol sektörünün geri kalanıyla, hele ki diğer bakanlıklarla ilgili şüpheleri henüz duymadık. Elbette, yolsuzluğun genel boyutuna ilişkin son söz, yetkili mahkemelerin değerlendirmelerine ve kararlarına aittir.

2003 yılından bu yana siyasi sistemde, belirli bir partinin (İran'a sadık) ve ona bağlı milislerin, partinin “ekonomi departmanı” aracılığıyla, belirli bir bakanlığı izleme ve kontrol etme sorumluluğunu üstlenmesi ve o bakanlığın kârının belirli bir yüzdesini alması yaygın bir uygulama olmuştur. Bu partiler, kontrolleri altındaki bakanlıkları dağıtmayı kabul etmiş ve istisnasız hepsinin pay sahibi olmasını sağlamış, geliri en çok olan bakanlıklar ise aralarında eşit olarak paylaştırılmıştır.

Eski bir Sağlık Bakanı Irak televizyonuna yaptığı açıklamada, “Belirli partiden bir milletvekili, göreve başladığım ilk gün benimle ithal ilaçlardan elde edilen gelirden partisine düşen payı görüşmek için randevu istemişti” dedi. Bakana göre ilaç ithalatının yıllık toplam maliyeti yaklaşık 7 milyar dolar ve buna dayanarak, doktor-bakan görüşmeyi sonlandırmaya karar verdi, havaalanına gitti ve yurtdışındaki işine geri döndü.

Fonlar İran yanlısı kurumları finanse ettiği ve bu periyodik yardım İran adına ödendiği sürece, mesele tamamen politiktir. Bu gelişmelerden sonra Tahran ve müttefiklerinin Irak'taki rolü ne olacak?