Nebil Amr
Filistinli siyasetçi ve yazar
TT

Hamas: İktidarı ve silahları bırakma sonrasındaki sorular

Hamas, şu ana kadar eylemlerini haklı çıkarmaya çalışan bir dille konuşuyor ve bazıları ona inanırken, bazıları da iddialarını reddediyor. Bu, izole edilmiş ve kuşatılmış bir ülkeyi yönetmeye ve sadece silah bakımından değil, coğrafya ve ittifaklar bakımından da ezici bir üstünlüğe sahip bir güçle askeri bir çatışmaya girmeye dayalı karmaşık bir deneyimden geçmiş bir siyasi harekete karşı doğal bir tepki.

Varsayımsal hesaplamalara göre, Hamas, kuruluşundan bu yana İsrail içinde en tehlikeli askeri operasyonunu gerçekleştirdi. Operasyonu başarıyla tamamladıktan sonra – ki en çılgın hayallerin bile tasavvur edemeyeceği bir başarıydı- 7 Ekim sonrası savaşa katılacak müttefikler veya ortaklar aramaya başladı; bu savaşın başlığı da Mescidi Aksa'nın kurtarılması ve İsrail'e stratejik bir yenilgi yaşatılmasıydı.

Hizbullah'ın söylemlerinin imajını korumak için Hasan Nasrallah, Hamas'ın çağrısına yanıt verdi ve bir destek savaşı başlattı; ama bu savaşı, yeterli Lübnan desteği olmadan ve Hamas'ı herkesten daha çok şaşırtan İran'ın tarafsızlığıyla tek başına yürüttü.

Savaşın ortasında Hizbullah desteğini durdurdu ve Hamas'ı İsrail’e karşı tek başına bıraktı; İsrail ise önceki tüm savaşlarda belirlediği sınırlarda durmak yerine, savaşı Hamas'a karşı fiziksel bir imha savaşı ve Filistin davasının siyasi olarak kökten imhası için bir fırsat olarak gördü.

ABD de İsrail'in Gazze'deki savaşına ve diğer cephelere uzanan savaşlarına destek verdiği için, Hamas'ın Gazze'deki askeri ve siyasi varlığının sona ermesi sadece bir zaman meselesi gibi görünüyordu.

Hamas elinden geldiğince direndi ve İsrail'e karadaki operasyonları sırasında can ve ekipman açısından önemli kayıplar verdirdi. Ancak, Gazze'nin fiili yöneticisi olarak, yönettiği milyonlarca insanın en temel ihtiyaçlarını karşılayamadı. Bu durum, Hamas'ı son derece zor bir duruma soktu ve ilk rehine grubunun serbest bırakılmasından günümüze kadar onu bir dizi zorunlu taviz vermeye itti. Bu tavizler, Gazze’nin yönetiminden vazgeçtiğini, ayrıca, teslim ederek ya da depolayarak silahının rolünü sona erdirmeyi kabul ettiğini duyurma noktasına vardı. Bu arada, Gazze topraklarının dörtte üçünü işgal eden ve tamamen kuşatma ve bombardımanlar yoluyla kontrol eden İsrail, mutlak bir zafer fotoğrafı elde etmeyi umarak bu formülü reddetti.

Sadece tavizler için iyi bir kılıf olan girişimler, düşman bunların zorunlu olduğunu ve başka bir alternatifi olmadığını veya özden ziyade sadece göstermelik olduğunu anladığında etkilerini kaybeder.

 Hamas, silah bırakma kararından sonra itibarını koruyan bir görüntü vermek istiyor; ancak İsrail, bunun tam tersi bir görüntüyü arzuladığı için buna izin vermeyecektir. İsrail, Netanyahu'ya bir övünme imkanı sunacak ve savaşın başından beri İsraillilere verdiği tam zafer sözüne inanılırlık kazandıracak şekilde Hamas'ı aşağılamayı amaçlıyor.

Hamas, Gazze'deki kalan güçleri ile İsrail arasındaki güç dengesini okuyarak, daha önce müzakere edilemez kırmızı çizgiler olarak tanımladığı birçok talebi kabul etmek zorunda kaldı. Ne var ki bu durum, İsrail'in yanıtını beklemeden, bedel ödeme ilkesini kabul etmesini sağlamadan önce verildikleri için tavizlerini etkisiz hale getirdi.

İsrail, Hamas'ın sunduğu her şeyi alıp cebine koydu ve daha fazla ve daha büyük taviz elde etme çabasında kullanabileceği bir kredi olarak gördü. Hatta Trump'ın Özel Temsilcisi Mladenov aracılığıyla ilettiği talebi üzerine verilen ve tarihi bir atılım olarak nitelendirilen son taviz bile, İsrail tarafından reddedildi. İsrail, anlaşmanın yalnızca Hamas ve Mladenov arasında olduğunu ve kendisiyle hiçbir ilgisinin olmadığını belirtti.

Sadece Hamas'ın cevaplayabileceği soru şu: Gazze üzerindeki kontrolünü zorla bırakmasının ve silahlı mücadeleyi terk etmesinin ardından ne yapacak? Bu soru, mevcut ve gelecekteki varlığıyla ve kaçınılmaz olarak Filistin durumunun tüm yönleriyle yakından bağlantılı.

Silahlı eylemle hiçbir bağlantısı olmayan, ister parti ister başka bir örgüt olsun, siyasi bir varlığa dönüştüğünü gönüllü olarak deklare mi edecek?

Gazze'yi yıllarca yönetme fırsatı bulduktan ve bu süre zarfında çok şey yaşandıktan sonra, Filistin halkının liderliği için mi yarışacak?

Gazze'de yaşananlar, Filistin durumunun tamamını kapsayan bir harekete liderlik etme yeterliliğini sağlıyor mu?

Peki, en önemlisi elbette Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) taahhütlerine bağlı kalmak olan Mahmud Abbas'ın ortaklık için öne sürdüğü şartları tereddütsüz kabul edecek mi? Abbas'ın şartlarından daha da sert olabilecek diğer şartlar da göz ardı edilmemeli.

Bunlar, Gazze sonrası dönemin soruları; geçmişte ve Aksa Tufanından önce Gazze'ye yöneltilen ve Gazze'nin cevaplamayı reddettiği sorular. Ancak şimdi, bundan kaçış yok; çünkü cevap ne olursa olsun, kader belirleyici ve kaçınılmaz olacaktır.