Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Muhammed Salah ve siyasi spor

Dünyanın en ünlü Mısırlı futbolcusu Muhammed Salah, dünyanın en popüler sporunda parlayan bir yıldız.

Bu bilinen bir gerçek ve yeni değil. Ancak yeni olan, Mısırlı oyuncunun Liverpool'dan Trabzonspor'a gelişini Türk taraftarlarının karşılama biçimiydi.

Salah, sadece katıldığı kulübün taraftarları arasında değil, tüm Türkiye'de bir fenomen haline geldi ve kırdığı rekorlar ile bu noktaya ulaşmak için gösterdiği özveri ve sıkı çalışması göz önüne alındığında bunu hak ediyor.

Ancak bugün bu konuyu ele almama sebep olan husus, futbol taraftarları arasındaki “kavgalar” değil, sporun ve oyunun gürültüsünün ardında yatanlardır.

 Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında Mısır'ın sahil kenti el-Alameyn'de gerçekleşen görüşmede, Mısırlı bakan şunları söyledi: “Mısır, değer verdiğimiz yıldız futbolcu Muhammed Salah’ın Türk halkı tarafından büyük bir coşkuyla karşılanmasından dolayı minnettarlığını ifade ediyor. Bu, Mısırlıların mutlu etti.”

Dışişleri Bakanı Fidan  ise şunları söyledi: “Muhammed Salah’ın transferinden memnuniyet duyuyoruz. Sanki bu vesileyle Mısır ve Türkiye halkları birbirine sarıldı.” Cumhurbaşkanı Erdoğan'a oldukça yakın olan Türk bakan, bunu şöyle açıkladı: “Bu transfer, iki halk arasındaki bağların derinliğini yansıtıyor ve Kahire ile Ankara arasındaki ilişkilerin gücünü ortaya koyuyor.”

Mısırlı yazar ve akademisyen, Mansura Üniversitesi Medya Profesörü Muhammed Fethi Yunus, Şarkul Avsat'a yaptığı açıklamada bu durumu şöyle değerlendirdi: “Muhammed Salah'ın yaptığı, geçmişte Çin ve Amerika Birleşik Devletleri arasında ‘masa tenisi diplomasisi’ (veya pinpon diplomasisi) olarak bilinen hadiseye benziyor; o dönemde spor, 1971 Japonya Dünya Şampiyonası sırasında iki ülke arasındaki uzlaşmanın önünü açmıştı.”

Spor etkinliklerinin veya “spor diplomasisinin” devletler arasındaki anlaşmazlıkları çözdüğünü ve güvenlik, kaynaklar ve nüfuz üzerindeki şiddetli çatışmalardan doğan katı anlaşmazlık kayalarını parçaladığını iddia etmek gereksizdir. Ancak spor diplomasisi, büyük bir pastanın üzerine en son konulan “çilek” gibidir.

Gözlemlediğimiz gibi, Ankara ve Kahire arasındaki anlaşmazlıklar, çatışmanın zirvesinden yavaş yavaş, adım adım aşağı doğru inmeye başladı. Medyada ve Müslüman Kardeşlerden muhaliflere ve destekçilere sığınak sağlama konusunda Türkiye'nin bazı jestlerini gözlemledik; bunlar Mısır tarafında resmi yatıştırma politikası ve “Türkler”e karşı söylem değişikliğiyle karşılandı.

Siyasetin doğası budur; kalıcı düşmanlıklar veya kalıcı dostluklar yoktur, ancak siyasetin temel ilkelerinde yerleşik kalıcı stratejiler ve “değerli taşlar” kesinlikle vardır. Bunlar, devletin, hükümetinin, halkının, hayallerinin ve vicdanının dayandığı zihniyette temel bir değişime yol açan büyük devrimci dönüm noktaları dışında değişmez. Bu ise nadiren gerçekleşir, çünkü bunlar tarihte ünlü dönüm noktalarında okuduğumuz nadir ve radikal değişimlerdir.