“Yumuşak güç” terimi, 6 Mayıs 2025'te vefat eden Amerikalı uluslararası ilişkiler profesörü Joseph Nye tarafından 1990 yılında ortaya atıldı. Daha sonra bu kavramı ünlü kitabı “Yumuşak Güç: Dünya Siyasetinde Başarının Araçları”nda detaylandırdı. Bu kavram özünde, bir devletin savaş veya silah kullanımına başvurmadan, kültürel, sanatsal, atletik, ticari ve teknolojik gibi barışçıl yollarla çıkarlarını elde edebileceği ve zararı önleyebileceği anlamına geliyor. Ancak, İran'daki Humeyni rejimiyle birlikte, bu kavram, propaganda yaymak ve söylentiler ekmek için kullanılan bir psikolojik savaş ve dezenformasyon aygıtının parçası haline geldi.
İran Genelkurmay Başkanı ve Hatemül Enbiya Karargâhı Komutanı Ali Abdullahi, pazar günü İran Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı birimlerden biri olan “Yumuşak Savaş” biriminin yetkilileriyle yaptığı görüşmede, “Yumuşak ve bilişsel savaş karşısında, düşmana karşı bütün ulusal ve uluslararası yeteneklerin kullanılması gerektiğini” belirtti. İran’da “yumuşak savaş” dosyalarını, askeri kurum içinde kültürel, medyatik ve entelektüel meselelerle ilgili birimler üstleniyor. Bunlar arasında, aynı zamanda İran Silahlı Kuvvetlerin sözcüsü olarak da görev yapan İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı Kültürel İşler ve Yumuşak Savaştan Sorumlu Başkan Yardımcısı (Ebulfazl Şekerci) de bulunuyor. Bu birim, “Tahran'ın İran kamuoyuna yönelik hazırladığı ve yönlendirdiği medya, psikolojik ve kültürel kampanyaları izlemeye” odaklanıyor, ayrıca “ahlaki iç cephe” olarak adlandırdığı şeyi güçlendirerek bunlara karşı koymaya çalışıyor.
İran rejiminin yumuşak savaş anlayışı budur ve Abdullahi'nin açıklamaları, Dini Lider Mücteba Hamaney'in son açıklamalarıyla uyumludur. Sadece birkaç gün önce, oğul Hamaney, yetkilileri ülkenin zayıflıklarından açıkça bahsetmemeleri konusunda uyardı. Bunun yerine, geçen ayın sonlarında yayınlanan bir mektubuna göre, İran'ın “güçlü yönlerini, yeteneklerini ve olumlu yönlerini” vurgulamaları çağrısında bulundu. Bu yumuşak güç anlayışı, “savaş” şemsiyesi altına girmektedir, savaş, saldırı, füze, insansız hava aracı veya tam kapasiteyle çalışan milislerin varlığı olmadan, medeni üstünlük veya kültürel modelin hakimiyeti şemsiyesi altına değil.
ABD, yumuşak gücünü Hollywood ve şimdi Netflix ve benzerleri, The New York Times, The Washington Times, CNN, Fox News, Michael Jackson, Whitney Houston, Michael Jordan, KFC, McDonald's, Starbucks, Apple, Microsoft, Google, X, Facebook, vb. aracılığıyla dayattı.
Bunlar, dünyanın hafızasında organik olarak ABD ile bağlantılı olan ve ABD’nin de onlarla bağlantılı olduğu Amerikan markaları, hizmetleri, şahsiyetleri, yiyecekleri ve içecekleridir.
ABD'nin gerçek “yumuşak gücü budur; söylentiler ve uydurma haberler yaymak, dijital orduların saldırıları veya siber saldırılar değil.
İran, kanıtlandığı gibi, dijital korsanların eğitimine büyük yatırımlar yapıyor ve Rus ve Çin örneklerini takip ederek bu alanda ilerlemiş durumda. Ama bu ikisinin uygulamaları, yani Çin'in TikTok'u ve Rusya’nın Telegram'ı bu alandaki Amerikan hakimiyetini korkutuyor. Ama ABD ile dünyanın geri kalanı arasındaki uçurum önemli ölçüde devam ediyor.
Ancak bu konuda bile İran, Rusya ve Çin'in çok gerisinde. Dolayısıyla, İran rejiminin yumuşak güç kavramı özetle, psikolojik savaş, söylenti ve dezenformasyon kampanyaları ve belki de siber saldırılar ile halka tek bir anlatıyı aşılamaktır.