Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Gizem ustası

Genel olarak İngilizlerin polisiye romanların ustaları olduğu kabul edilir. Arthur Conan Doyle tarafından yaratılan Sherlock Holmes, gizli polis James Bond, birinci suç çözücü Agatha Christie veya en ünlü gerilim filmi yönetmeni Alfred Hitchcock’un şöhretine kimse ulaşamadı.

Bazıları bu türün en öne çıkan isminin Belçikalı Georges Simenon ve kahramanı Müfettiş Maigret olduğuna inanıyor.

Simenon kariyerine 15 yaşında memleketi Liege'deki “La Gazette de Liege”de polis-adliye muhabiri olarak başladı. Buna rağmen hiçbir büyük edebiyat ödülünü kazanamadı. Nobel Ödülü, Goncourt Ödülü ve Fransız Akademisi koltuğu başkalarına gitti. Ama o olağanüstü bir popüler başarı elde etti. Gerçek adıyla veya takma adlarıyla (Georges Sneme, Christian Bruls ve diğerleri gibi) yazdığı toplam 220 kitaptan oluşan geniş külliyatı içinde, Maigret serisi 85 romandan oluşmaktadır. Bu üretkenlik, Fransa ve Belçika sınırlarını aşarak dünya çapında 550 milyon adet satmış ve eserleri 47 dile çevrilmiş, ayrıca 80 filme ve 350 televizyon yapımına (film ve diziler dahil) uyarlanmıştır.

Georges Simenon, kitaplarının “dedektif romanı” veya “kara roman” olarak tanımlanmasından hoşlanmazdı. 36, quai des Orfèvres’in ünlü müfettişi ister hikâyede yer alsın ya da almasın veya isterse cinayet işlensin ya da işlenmesin, gizemleri zaferle çözmekle ilgilenmiyordu; o daha çok gizemin kendisine ilgi duyuyordu. Gazetecilik kariyeri boyunca toplumun derinliklerindeki dehşetlerle karşılaştı ve gözlem yeteneğini geliştirerek, sıradan insanlara odaklanıp onlardan büyük bir insanlık komedisi yarattı.

Peki, Simenon'un dünyasından yayılan atmosfer hakkında daha önce söylenmemiş ne söylenebilir? Gizem, şaşkınlık ve çöküş ressamı, özlü cümlelerin aşığı, sadece birkaç kelimeyle bütün bir atmosfer yaratabilen biri olarak tanımlandı.

Kedi filmindeki, Simone Signoret tarafından ustaca canlandırılan hırçın kadının, Simenon'un her zaman gergin ve karmaşık bir ilişki içinde olduğu annesinden esinlendiği söylenir.

Simenon yılda yaklaşık sekiz kitap yazdı. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri, hatta “Manhattan'da Üç Oda”yı (1946) yazdığı Quebec, Laurentides dahil 130 farklı evde yaşadı. Tüm bunlara rağmen, ister Maigret serisinde isterse “acımasız romanları” dediği eserlerinde olsun, sadeliği bir yaşam biçimi olarak benimsedi.

Ona göre Maigret, Agatha Christie'nin Hercule Poirot'su, Arthur Conan Doyle'un Sherlock Holmes’ü gibi rasyonel dedektiflerden daha sezgisel çalışır.

“Maigret sadece katilin kim olduğunu değil, neden başka birisi değil de özellikle onun katil olduğunu bilmek ister. Herkes katil olabilir ve Maigret için suçluyu bilmek, onu tanımak ve onunla empati kurmak anlamına gelir.”

Bu büyük yeteneğine rağmen, Fransız edebiyat çevreleri onun çekiciliğinden pek etkilenmemişti.