Cuma Bukleyb
TT

2024 Libya’da seçim yılı olur mu?

2024 yılı kapıda. Hangimiz bunu önemseyecek de yeni yılı karşılamak için hazırlık yapacak, onun gelişinden memnuniyet duymak ve gelişi konusunda iyimser olmak için yeterli hevesi bulacak?

2023 yılının bu son günlerinde bir uçtan diğer uca dünya, ansızın çıkan ve ateşi artmaya devam eden yangınları söndürmeye çalışmakla meşgul.

Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşi gibi bir şey bu. İnsan, daha fazlası olacak mı diye merak ediyor. İçinde ne olduğunu kimsenin tahmin edemediği paketlerle kapıya gelen bu yeni misafire kapıları açmaya kim cesaret edecek? Kim onu sevinçle kucaklayacak? Tecrübelerimizin, bir öncekinden pek de farklı olmayabileceğini teyit ettiği yeni bir yılı hoş karşılamaya değer mi gerçekten?

Arap ve Batı medyası, bir yılın sonu ve diğer yılın başı yaklaşırken her zaman yaptığı gibi inşa edilen gelenekleri sürdürmeye çalışıyor. Dünyanın karşı karşıya olduğu çeşitli krizlerde yaşanacak gelişmeleri tahmin etmek, bu geleneklerden biri.

Gazze Şeridi’nde tutuşan savaş ve buna dair beklentiler buna bir örnek. Bir yanda Ukrayna’da yaklaşık iki yıldır yaşanan savaş var, diğer yanda Sudan’ın birliğini parçalayıp bölmek isteyen savaş. Mesela önümüzdeki birkaç gün içerisinde yeni devlet başkanının göreve başlamasına hazırlanan Arjantin’de neler olacak? Seçilmiş başkan, Arjantin’i kendi politikalarının deney alanına dönüştürerek, ülkeyi daha önce hiç girmediği bir tünele sokma sözü verdi. Bilindiği üzere daha önce hiçbir deneyimi de yok.

Yasa dışı göç krizi, giderek artıyor. Özellikle liberalizmin kaleleri sayılan ülkelerde aşırı sağ partilerin seçim yoluyla iktidara geldiği bir zamanda askerî darbelerin Afrika ülkelerine geri dönüşü, dünyadaki demokrasinin gerilemesi krizine dair endişeleri artırdı.

Yakın zamanda incelediğim basın raporlarından birine göre önümüzdeki yıl, seçim yılı olacak ve 70 ülkede meclis veya başkanlık seçimleri ya da ikisi birden yapılacak. Rapor, bu kadar çok sayıda seçimin, demokrasinin iyi ve canlı olup, yaygınlaştığı anlamına gelmediğini, aksine bu seçimlerden birçoğunun, arkasında otoriter rejimlerin saklandığı bir sis perdesinden başka bir şey olmadığını vurguluyor.

Rapor, benim ülkem Libya’daki meclis ve başkanlık seçimleri krizine uzaktan bile olsa işaret etmemiş. Mesela kriz yakın zamanda çözülecek mi? Çekişen taraflar arasında seçimlerin temel yasası üzerinde anlaşma sağlanacak mı? Yoksa uzun yıllardır içinde dönüp durdukları dairenin aynı noktasında mı kalacaklar?

Libya’daki kriz, dünyanın başka noktalarında yaşananlar kadar tehlikeli olmayabilir. Ancak Akdeniz’in güney kıyısındaki bu coğrafi noktada olup bitenleri takip eden kişiler daha önceki tecrübelerden hareketle, Libya krizi olarak tarif edilen bu krizin tamamen Libya’ya ait olmayıp, çok sayıda dış odağı barındıran bir ahtapot gibi olduğunun farkına varacaklardır. Bu odaklar, mevcut durumdan epeyce fayda sağlıyor ve seçimler, onların ve yerel vekillerinin çıkarları için gerçek bir tehdidi temsil ediyor. Seçimleri engellemek ve kriz durumunu sürdürmek üzere çarklara sopa sokmaya devam edilmesi, onlar için faydalı ve önemli.

Nispeten uzun süren Libya trajedisini ve gelişmelerini izlemeyi kaçıranlar, çok da üzülmeyecektir. Zira şöyle bir baksalar kaçırdıkları sahneleri yakalama imkânı bulabilirler. Çünkü artık saçma denecek şekilde tekrarlanıyor. Üstelik bu sahneler, belki daha uzun, daha kötü ve anlamsız, daha trajik sonlu olan başka filmlerde gördükleri sahnelerden çok da farklı olmayabilir. Örneğin Lübnan trajedisi, bu konuda bir fikir verebilir.  

Bununla birlikte Libya filmi, esasında sınıfsal ya da mezhepsel bir içeriğe sahip olmaması bakımından biraz farklı. Bu filmin Batılı, bölgesel ve Arap başkentlerde üretilen metni, bir kâğıt parçası üzerine yazılmış ve üzerinde anlaşmaya varılmış birkaç cümleden ibaret; oyuncular bu cümleleri ezberleyip her gün bıkmadan usanmadan tekrarlıyor.

Bu cümleler, onların seçimlerin en yakın zamanda yapılması konusundaki kararlılıklarını vurguluyor. Ama sonra kuliste beraber oturup sohbet ediyor ve oturum bitmeden önce ganimetleri paylaşıyorlar. İlginç olan, bu çirkin eylemden geri durmuyorlar ve hırsız gibiler; hırslarının ve açgözlülüklerinin bir sınırı yok.

Bu yüzden altı milyon Libya vatandaşının hayal kırıklığı yaşaması çok doğal. Öyle ya, kırk yıl sıkıntı çektikten sonra zalim bir askerî rejimin pençesinden kurtuldular, ama sonra kendilerini daha karanlık bir uçuruma zorla itilmiş halde buldular. Peş peşe geçen yıllar, onların hayatına iyi yönde hiçbir değişiklik getirmedi.

Hatta tam tersi oldu. Meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gerçekleşeceğine dair umut, sadaklarında kalan son ok. Adeta önlerinde açılacak ve onları karanlık tünelden kurtaracak muhtemel son kapı. Bu rüyanın gerçekleşmesi için, 2024 yılının acılarına son vermesini dilemekten ve sürekli dua etmekten başka çareleri de yok.