Trump'ın Gazze krizindeki Özel Temsilcisi Witkoff, seleflerinin, eski Başkan Biden'ın arabulucularının ve Avrupalı temsilcilerin başarısız olduğu en zor görevi üstlendi. Artık bir çözüm bulmak neredeyse imkânsız. İsrail, kalan rehineler serbest bırakılıncaya ve Hamas ayrılıncaya kadar askeri operasyonlarını durdurmayacak ve Hamas Gazze'den ayrılmayı reddediyor.
Witkoff, basına verdiği röportajda, krizin sonuçlarına ilişkin korkular hakkında duyduklarını aktardı. Trump'ın Özel Temsilcisi, Gazze krizinin, bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerinde Mısır'ı tehdit etmesi ve Suudi Arabistan gençliğini öfkelendirmesi gibi olumsuz etkiler yaratmasından endişe ediyor.
Burada, bölgeyi etkisi altına alan savaşlar ve kaos ortamından tüm ülkelerin etkilendiği ve hepsinin barışı desteklemesinin kendi çıkarları olduğu konusunda kendisiyle aynı fikirdeyim.
Gazze krizinin sonuçları konusunda ise kendisine katılmıyorum. Gençlerin sokağa dökülmesine neden olmayacak, başta Mısır olmak üzere ülkelerin güvenliğini ve istikrarını tehdit etmedi ve etmeyecek. Washington veya İsrail'in 2 milyon Gazzeliyi sınırları aracılığıyla zorla göç ettirmeye karar vermesi halinde, Mısır ile siyasi bir kriz yaşanabilir. Ancak devletin istikrarını sarsacak olan sınırlarında yaşanacak bir Filistinli akını değil, çünkü Mısır'ın içinde Sudan ve Suriye gibi savaş halindeki ülkelerden gelen bu sayıdan çok daha fazla mülteci var ve durum istikrarlı ve Mısır'da kurumlar sağlam.
Göçe zorlamanın sebep olabileceği olası huzursuzluk, Mısır ile İsrail arasında bir anlaşmazlığa neden olması ve iki ülke arasındaki barışı ve ilişkileri 40 yıl sonra ilk kez bozması olabilir. Eğer Başkan Trump Gazze sakinlerini göç ettirme fikrinden gerçekten vazgeçerse, o zaman Witkoff, Mısır ve Katar'ın desteği ve ilgili tarafların iş birliğiyle krizi ve sonrasını çözebilecektir.
Sonuçları açısından Hamas liderlerini ve yetkililerini dışlamak ile Gazze Şeridi'ndeki iki milyon insanı sınır dışı etmekte ısrar etmek arasında büyük bir fark var.
Bu krizden pek çok kişi faydalanmak istiyor. Netanyahu, Hamas'a gösterdiği ihmalkarlık nedeniyle hesap vermekten kaçmak isterken, Hamas cephesi kendisini kurtarmak istiyor. Mısır'ın çökeceğini, Körfez toplumlarının huzursuzluklar yaşayacağını, bölgenin alevleneceğini ve Washington'un çıkarlarının riske gireceğini söylemek, müşterilerini bilinmeyen gelecek korkusuyla ikna etmeye çalışan sigorta reklamlarına benziyor.
Bunlar kısmen doğru siyasi analizler ama yanıltıcı sonuçlara varıyorlar. Elimizde yarım asırdan fazla bir tarih ve bütün bu önerilerin yanlış olduğunu kanıtlayan krizlerle dolu bir geçmiş var.
Filistin davası, birçok çalkantılı dönemine rağmen, son elli yıldır hiçbir Arap rejiminin devrilmesinde etken olmamıştır. Hatta tam tersi doğru olabilir, İsrail'e karşı mücadele adına kendi iç başarısızlıklarını örtbas etmeye çalışan rejimler tarafından istismar edildi. Örneğin, Beşşar Esed rejiminin devrilmesi, ABD yaptırımlarının birikmesi ve öncelikli olarak rejimin İran ile ilişkilerinin sonucu gerçekleşti.
Gerçek şu ki, Gazze ve halkı 20 yıldır devam eden bir sömürünün kurbanı. İran, Hamas'ı askeri dengeler ve İsrail ile ABD üzerinde siyasi baskı kurmak amacıyla kullanıyor. Netanyahu, Oslo Anlaşması'nın geri kalan kısmının uygulanmasını ve iki devletli çözümü engellemek için 2001'den bu yana Hamas'ı kullanıyor. Bugün de hükümetinin düşmesini önlemek için Ekim 2023'ten bu yana Gazze'ye yönelik savaşı uzatıyor.
Gazze'de korkunç bir trajedi yaşandı ve çoğunluğu sivillerden oluşan 50 bin kişi hayatını kaybetti. Ama bölgede kendiliğinden gelişen Arap gösterileri yaşanmadı, başkentlerde patlamalar yaşanmadı, rejimler devrilmedi.
Her ülkenin kendisini etkileyen kendine özgü iç dinamikleri var, bunların en önemlisi de geçim sorunu. Toplumu altüst edebilecek ve huzursuzluğa sevk edebilecek ekmek ve iş sorunu başta geliyor. Siyasi pozisyonlar ve halkın ruh haline uyum açısından bakıldığında, tüm Arap hükümetleri Gazze savaşında İsrail'e karşı olduklarını açıkladılar.
Suudi Arabistan'daki gençler, bölgedeki diğer yeni nesiller gibi, Gazze'de yaşanan yıkım, yerinden edilme, gıda ve ilaç sıkıntısından hiç de memnun değiller. Gazze'de yaşananlar bir intikam ve haksız bir toplu cezalandırma gibi görünüyor. Ancak bu bölge, biri biterken bir diğerinin başladığı trajedilerle dolu bir bölge ve herkes günlük hayatın dertleriyle meşgul.
Witkoff savaşı ve onun sonuçlarını durdurma çabasında haklı ve benim görüşüme göre Gazze krizini sona erdirmek yeterli değil, bilakis, önünde değerlendirebileceği bir fırsat var ve kapsamlı bir barış için müzakere imkânına sahip.
Bölge çok sayıda krizi ile siyasi eylem için bir fırsat sunuyor. Lübnan’da Hizbullah zayıf, Gazze ve Batı Şeria’da silahlı Filistinli fraksiyonlar yok. Suriye’de Esed yok. İran vekillerini ve nüfuzunu kaybetti. Bütün dünya böyle bir kaos olmadan daha iyi durumda olacaktır.