2003 yılında 95 yaşında vefat ettikten sonra, eleştirmenler ve yazarlar onu İngiltere’nin en büyük çağdaş seyahat yazarı olarak kabul ettiler. Savaşları konu alan ve ormanları aşan seyahatlerle dolu hayatı boyunca ise Norman Lewis, 13 romanı ve İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalya’nın Napoli şehrini anlatan başyapıtı “Napoli 44” de dahil olmak üzere derlenmiş eserleri yayınlandığında çok az takdir gördü. Napoli'deki meydanda yaşanan sahneler hakkında burada birden fazla kez yazdım ve bunları savaş tarihinin en aşağılayıcı sahneleri arasında değerlendirdim.
Seyahat yazarları genellikle aristokrat veya varlıklı ailelerden gelir ve onların nüfuzundan veya zenginliğinden faydalanırlar. Çoğu da Oxford ve Cambridge kökenlidir. Norman Lewis ise Londra'nın Enfield banliyösündeki bir devlet okulunda eğitim gördü ve bunun ötesine hiç geçmedi. Ancak dünyanın her yerini dolaşarak farklı halkların geleneklerini ve merak uyandıran adetlerini araştırdı. Burada büyük soru şu: Harikalar kaşifi Lewis neden bu kadar geç takdir edildi veya tanındı? İki açıklama var. İlki, edebiyat dünyasında çok bilinen bir açıklamadır; birçok büyük yazarın eserleri de en çok satanlar arasına girmeden önce reddedilmişti.
Diğer ve daha ikna edici açıklama ise, isminin kurbanı olduğudur. O zamanlar komedi dünyasının en ünlü iki isminden biri Amerikalı Jerry Lewis ile İngiliz Norman Wisdom'dı. İnsanlar içgüdüsel olarak bu iki ismi ilişkilendirdiler: Norman Lewis. Bu isim de parlak bir gezgin yerine, tiyatro yeteneğinden yoksun, ünleri aşırı gülünç olmaya dayanan iki soytarı komedyen hayal etmelerine neden oldu.
Bazı isimlerin ne anlama geldiğiyle ilgili “İsimde ne var ki?” şeklinde bir İngilizce deyim vardır. Ama burada, bir araya gelerek büyük bir isme zarar veren iki küçük isimle karşı karşıyayız.