Rıdvan Seyyid
Lübnanlı akademisyen, siyasetçi- yazar Lübnan Üniversitesi'nde İslami ilimler profersörü
TT

Dini normlar ve siyasi normlar

1971-1972 yıllarında, Papa 16. Benedict'in ekümenizm (Ortodoks-Katolik-Protestan ayrılığından sonra Hristiyanların birleşmesi) üzerine verdiği bir konferansa katılmıştım. Kendisi o zamanlar Almanya'daki Tübingen Üniversitesi'nde Katolik teolojisi profesörüydü. Kilise birliğini yeniden kurma çağrısı, küçük bir öğrenci grubunun hoşuna gitmedi ve öğrenciler sırayla profesöre şöyle dediler: “Bugün Protestanlar solcu ve liberaldir ve birçoğunun artık ne ritüelleri ne de kiliseleri yok. Hristiyanlık, dini neredeyse terk etmiş bu insanlardan ne kazanabilir?” Profesör şu yanıtı vermişti: “İkimiz de radikal revizyonlara ihtiyaç duyuyoruz. Roma'da hem dini hem de dünyevi yaşamı istedik; bu, Martin Luther ve diğerlerinin kullandığı ve büyük ayrılığa yol açan bir zayıflıktı. Kilise, birçok kişi Katolik Kilisesi'nin çökmesini beklerken ve ölümünü ilan ederken, yüz yıldan fazla süren bir revizyona girişti. Dünyanın egemenliğinden kurtulduk ve Mesih'in değerlerine ve Kilisesinin huzuruna geri döndük. Bugün, dünyanın en büyük ahlaki gücüyüz! Bu nedenle, Evanjelik kardeşlerimizi de düşünmeye çağırıyoruz ki, ahlaki ılımlılık yolunda buluşabilelim.”

Eski Papa'nın siyasi mesele hakkındaki görüşüyle yazıya giriş yapmamın nedeni, yeni Papa 14. Leo ile Başkan Trump arasında şu anda yaşanan çatışmadır. Papa, savaşa son verilmesini ve müzakerelere geri dönülmesini istiyor. Savaşın çok uzun sürdüğüne ve büyük bir sefalet ve yıkıma neden olduğuna inanıyor. Bu nedenle, bu ölüm treni sadece Ortadoğu'da değil, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı da dahil olmak üzere tüm dünyada durdurulmalıdır! Başkan Trump’ın da Papa'nın savaş karşıtı açıklamalarına karşı sabrı taştı ve orta çağda görev yapmış birkaç papanın hukuki dosyalarıyla (!) ve son on yıllarda ABD'deki Katolik rahiplerin çocuklara yönelik istismarıyla ilgili dosyalarla (!) şantaj yapmakla onu tehdit etti. Katolik Kilisesi, ABD'deki bu davalarla ilgili uzun soruşturmalar yürütmüş ve çok büyük tazminatlar ödeyerek, kendisine yöneltilen tüm suçlamaların neredeyse tamamen ortadan kalkmasını sağlamıştı.

Başkan Trump'ın, elinde bulunan ve 1 milyar Katolik’in hatırına (!) yayınlamayacağını söylediği gizli dosyalarla ilgili olarak Katolik Kilisesi'ne yönelik küçük düşürücü tavrı ciddi bir mesele. Bir milyardan fazla Katolik var ve Başkan’ın tehdidi kabul edilemez. Ya Katolik muhalifleri de onu Epstein dosyaları ile (!) hedef alırsa? Ancak bu konuyu gündeme getirmemin nedeni, Trump’a göre kendi yetki alanının dışında olan siyasi meselelere Papa'nın müdahil olmasıdır. Papa ise meseleyi siyasi değil, etik olarak görüyor. Yürütülen savaşları, uluslararası insancıl hukuka aykırı, saldırganlık ve insan hayatına yönelik ihlaller olarak değerlendiriyor. Bu arada, Protestan stratejistler, Polonya kökenli Papa 2. John Paul'ün Polonya'nın Sovyet kontrolünden kurtuluşunu destekleyerek Polonya'nın iç işlerine müdahale ettiğini ama bu durumda Başkan Ronald Reagan’ın, Papa’nın inanç ve özgürlük bayrağı altında Polonya ve diğer yerlerdeki müdahalelerinden memnun kaldığını belirtiyorlar.

Elbette, diğer Batılı liderler gibi Stalin'e Papa'yı ziyaret etmesi teklif edildiğinde, “Neden? Papa'nın kaç askeri tümeni var ki onunla görüşmekle ilgileneyim?!” diye cevap verdiğine dair bir espri var. Ancak gerçekte, Kilise'nin ahlaki otoritesi Soğuk Savaş sırasında ve sonrasında bir yükseliş yaşadı. Ayrıca, Katolik ilahiyatçı Hans Küng'ün 1990'ların başlarında söylediği ünlü bir söz de var: Dinler arasında barış olmadan dünyada barış olmaz ve savaşla mücadele konusunda ahlaki bir uzlaşmaya varmak için sürekli diyalog olmadan dinler arasında barış olmaz!

Tüm inançlardan önde gelen din adamlarının sıklıkla barıştan yana olduğu, üstün olma ve kaynak ve geçiş noktalarının ele geçirilmesi amacıyla savaşların patlak vermesini kınadıkları doğru. Sıklıkla uzlaşı, barış ve insani dayanışma eylemleri için arabuluculuk yaptıkları da doğru. Ancak, DEAŞ ve el-Kaide'nin kullandığı fetvalar, Myanmar ve Hindistan'ın bazı bölgeleri, Rus Ortodoks Kilisesi ve İsrail ile New York'taki dini figürler gibi şovenizmi körükleyen ve savaşlara dahil olan veya onları kışkırtan Müslüman, Budist, Yahudi ve hatta bazen Evanjelik dini figürler de var. Elbette bunlar azınlıkta kalmaktadır, ancak uzlaşma sağlanamamıştır ve sağlanamayacaktır. Başkan Trump'ın ahitler ve kehanetlerle ilgili iddialarına katılan Protestan papazlar arasında destekçileri var, ancak bunların Hristiyanlık veya diğer dinlerdeki çevreleri içinde temsil güçleri veya otoriteleri nedir?

Bugün, din adamları dışında savaşın ahlak dışı bir eylem olduğunu söyleyen ne kadar çok kişi var!