Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
TT

Sudan'daki savaşın gizli ipleri

Sudan'da devam eden savaşta dış müdahalenin boyutu artık bir sır değil; çok sayıda resmi uluslararası rapor ve medya kuruluşlarının haberleri ile belgelenmiştir. Sudan hükümeti de bu konuyu defalarca gündeme getirdi, BM Güvenlik Konseyi'ne raporlarını iletti ve şikâyette bulundu, bunları Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) silah ve savaşçı akışının devam ettiğini detaylandıran fotoğraflar ve belgelerle destekledi. Bunlara rağmen uluslararası tepkiler sınırlı kaldı ve müdahaleleri durdurmak, silah ve paralı asker akışını önlemek için gerekli önlemlerin alınması seviyesine ulaşmadı; zira çıkar hesapları daha baskındı.

Reuters'ın, emekli bir ABD askeri müteahhidinin iş ağıyla bağlantılı Boeing 727 uçaklarının HDK için paralı asker, silah ve insansız hava araçları taşımak için kullanıldığına dair yakın zamandaki haberi, aynı ajansın yanı sıra diğer haber kuruluşları, haber ağları, araştırma merkezleri ve uluslararası kuruluşların yayınladığı önceki haberleri ve raporları teyit ediyordu. Belgeler ve uydu görüntüleriyle desteklenen bu haber ve raporlar, dış müdahalelerin boyutunu, ilgili tarafları ve bazı komşu ülkelerin bu malzemeler için bir koridor ve lojistik eğitim üssü rolü oynadığını vurguluyordu.

Reuters’ın haberindeki yeni nokta, eylül ayında yayınlanması planlanan bir BM raporu taslağına ışık tutmasıdır. Bu taslak, Nyala'daki kaynakların tanıklıklarını, insansız hava araçları başta olmak üzere askeri teçhizatın transferinin yanı sıra HDK’ye bağlı paralı askerlerin ve savaşçıların taşınmasına ilişkin iki ülke arasındaki resmi yazışmalar da dahil olmak üzere, ek ayrıntılar içeriyor. Reuters'ın incelediği rapor taslağı, uçakların N'Djamena Havalimanı'ndaki askeri üsten kalktığını, kalkış ve iniş rotalarını gizlemek ve silah depolarına hava saldırıları düzenleyen Sudan Hava Kuvvetleri'nden kaçmak da dahil olmak üzere “uçuş sırasında tespit edilmekten kaçınmaya yönelik kasıtlı adımlar attığını” belirtiyor. Nitekim Sudan Hava Kuvvetleri daha önce Nyala Havaalanı'nda bulunan ve teçhizat ile HDK savaşçıları taşıyan uçakları imha ettiğini duyurmuştu.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2005'ten beri Darfur'a uygulanan silah ambargosunu denetleyen Sudan Uzmanlar Paneli tarafından hazırlanan yeni rapor, dış müdahalelerle ilgili belgelenmiş bilgiler bütününe önemli bir katkı sağlasa da savaşa yaklaşımda radikal bir değişiklik veya ilgili taraflara karşı caydırıcı önlemlerle sonuçlanmadı. Bu durum, Sudan kriziyle bağlantılı uluslararası ve bölgesel çıkarların iç içe geçmesinden kaynaklanıyor; bu da bu müdahaleleri durdurmak için gerekli siyasi iradenin ya olmamasına ya da sınırlı olmasına neden oluyor.

Bu bağlamda, birkaç gün önce Uyanış Konseyi başkanı ve Mahamid kabilesi lideri Şeyh Musa Hilal'in Sudan merkezli “el-Balad” kanalına verdiği röportaj dikkat çekiciydi. Röportajda, devam eden savaşın doğası hakkında önemli bilgiler vererek, Sudan'ı istikrarsızlaştırma, parçalama ve Darfur'u ondan ayırma planının yeni olmadığını belirtti. 2006 yılında Nyala'da kendisini ziyaret eden ve Darfur bölgesinin geliştirilmesi bahanesiyle kendisine fon teklif eden ABD'nin eski Sudan büyükelçisi ile yaptığı bir görüşmeden bahsetti. Ancak, kendisinin bu teklifi esasen, Rizeigat kabilesini Sudan devletine karşı isyana teşvik etmek ve devleti birden fazla oluşuma bölmek amacıyla kendisine ve diğer kabile liderlerine sunulan bir planın parçası olduğunu düşündüğünü de belirtti.

Bu anlatılanlar, özellikle Sudan hükümeti ile John Garang liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) arasında 2005 yılında imzalanan Kapsamlı Barış Anlaşması'nın ardından gelen dönemde yaşandığı için önemli. Bu anlaşma, Güney Sudan'da düzenlenen kaderini tayin etme referandumuna zemin hazırladı, bu da nihayetinde 2011'de Güney Sudan’ın bağımsızlığını deklare etmesiyle sonuçlandı. Bunun açıklaması, Güney'in ayrılmasını destekleyen ve teşvik eden ülkelerin o dönemde Darfur'da da benzer bir senaryoyu tekrarlamaya çalıştıklarıdır.

Bu kanı, eski ABD’li general ve siyasetçi Wesley Clark'ın 2003 ve 2007 yıllarında yaptığı açıklamalarla da örtüşüyor; Clark, 11 Eylül saldırılarından sonra bölgeyi yeniden şekillendirmeyi amaçlayan ve Sudan, Irak, Suriye ve Lübnan'ı da kapsayan bir ABD planını gördüğünü söylemişti.

Bu görüşü savunanlar ayrıca, eski İsrail İç Güvenlik bakanı Avi Dichter'in 2007 yılında verdiği bir konferansı da örnek gösteriyorlar; Dichter bu konferansta, özellikle Sudan, Mısır, Filistin, Lübnan ve Irak dahil olmak üzere yedi alanda İsrail'in bölgeyle ilgili stratejik vizyonunu ele almıştı. Bu strateji, güç ve diplomasi kullanımı, kaos yaratma ve çatışmaları kışkırtma, iktidara yükselişlerini destekleme karşılığında iş birliği yapmaya hazır etnik ve mezhepsel gruplar ile muhalif güçleri kullanma gibi seçenekleri içeriyordu.

Sudan'a olan ilginin nedenlerine ilişkin bir soruya yanıt olarak Dichter, İsrail'in Güney Sudan ve Darfur'a müdahalesinden bahsettikten sonra, 1950'lerden beri İsrail'in değerlendirmelerinin, kaynakları, geniş yüzölçümü ve nüfusuyla Sudan'ın, bölgedeki güç dengesini etkileyebilecek ve İsrail'i tehdit edebilecek ek bir bölgesel güç haline gelmemesi gerektiği yönünde olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, Sudan'daki dış müdahalelerin boyutları ve ölçeği hakkındaki uluslararası raporların doğruladığı gerçekler, bir dizi aktif tanığın ve eski yetkili ile politikacının anlatımlarıyla birlikte, mevcut savaşın bazılarının görmeyi reddettiği yönlerine ve bunların devam eden tehlikeler, parçalanma ve bölünme planlarıyla bağlantısına ışık tutmaktadır.