Muhammed Mahzenci
Mısırlı yazar
TT

​Tuz kokarsa..

Dr. Ahmed Zevail, kendisini ve bizi gafil avlayan devasız hastalığa karşı nispeten iyileşme göstermesinin ardından Kahire’ye yaptığı ilk ziyarette “Al Ahbar” gazetesi, Dr. Zevail’i canlı bir programa katılmaya davet etti.
Al Ahbar, bu sıra dışı görüşme için gazetenin uygun gördüğü konuklarla birlikte bu programa katılmasını istediği kişileri seçmesi konusunda Dr. Zevail’e fırsat tanıdı.
Dr. Zevail, benden bu programa katılacak iki kişiden birisi olmamı talep etti.  
Program, kanserle mücadeleden dönen bir adam için uygun olmadığını düşündüğüm sosyal ve siyasi meselelere odaklandı. Ayrıca bu meseleler, Nobel ödülünü kazanan bilgi cevherinden uzak konulardı.
Dr. Zevail, bilim insanlarının kimyasal tepkimelerle atomları parçalama düşüncesini, “femtosaniye” hızındaki lazer mikroskobuyla görülebilen bir gerçeğe dönüştürdü.
Femtosaniye, saniyenin katrilyonda birine denk gelen bir zaman birimidir.
Femtosaniye, süper hızı ifade etmek için insanlar arasında yaygın olarak kullanıldığı gibi bilim tarihinde de Dr. Zevail’le anılmaya devam edecek.
Programın politik meselelerden çıkıp bilimsel konulara yönelmesi için Dr. Zevail’e atomun kimyasal tepkimelerle parçalanırken mikroskobun merceğinde neler gördüğünü sordum.
Bu soruyu sorar sormaz Dr. Zevail,  mutlu bir çocuğa dönüşerek yüzüne renk geldi, gözleri parladı ve koltuğuyla bana doğru döndü. Dr. Zevail, tuz parçacıkları oluşturmak için sodyum ve klor elementleri arasındaki tepkime sahnesini ilk defa görüyormuş gibi sevinçli bir şekilde anlatmaya başladı.
Bu, Zevail’in mikroskobunun femtosaniye hızında görüntü aldığı bir sahneydi.
Sonra kavrayabilmemiz için yavaş bir şekilde açıklamaya devam etti. “Başlangıçta her bir atom, diğerine yavaş ve çekingen bir şekilde yaklaşır. İki atom, tam birleşmek üzereyken hızlı bir şekilde geri çekilir. Yaklaşma, tereddüt ve çekilme işlemi tekrar eder. Daha sonra aniden ve son yaklaşma işleminin ardından iki element, birleşmek ve sodyum klorür molekülünü oluşturmak için harekete geçer.”
Dr. Zevail, bir gencin bir kızla kucaklaşma ve evlilikle biten tanışma sahnesini anlatır gibi atomların tepkime sahnesini anlattı. Konukları sıkıcı konulardan bilimsel konulara çeken bir mutluluk kapladı. Keyifli ve sevinçli bir şekilde konuşması için Dr. Zevail’e daha fazla soru yöneltildi.
Dr. Zevail’in o günkü konuşması, beni hayatın tuzunu üreten sodyum ve klor elementleri arasındaki sevgi reaksiyonundan tekrar bahsetmeye sevk ediyor.
Sevgi reaksiyonunu, iki tuz elementinin diğer tepkimeleriyle karşılaştırıyorum. Bu tepkime sonucunda patlayıcılar ve zehirler ortaya çıkıyor. İnsanlar arasında nefret çıkartan kötü şeytanlar, masum insanların kanlarını akıtmak ve güzelim hayatı mahvetmek için bu patlayıcıları ve zehirleri alıyorlar.
Gezegenimizde büyük yaşam havuzundaki tüm canlıların yaşaması için bu dengeli oluşumu ve lezzeti okyanuslara ve denizlere veren tuzu oluşturmak amacıyla klor ve sodyum elementleri arasındaki yumuşak bağ ve ince aşk hikâyesi, internet –ki internet, çağdaş insanın başarısının bir göstergesi olduğu varsayılıyor- aracılığıyla medeniyetin yüz karasına dönüşüyor.
Dr. Zevail’in femtovik mikroskobunun öldürme, yakma ve parçalama maddelerini oluşturma reaksiyonlarını nasıl gördüğünü keşke bilsem. Bu maddeler, iki zıt elementin bir araya geldiği ve birleşmeleri halinde yeryüzünün tuzunu oluşturmak için birbiriyle yarıştığı aşk dansından farklılık gösteriyor mu?
Bu sorunun cevabını bilmiyorum. Ancak ben, vefat etmeden önce Dr. Zevail’in femtosaniyeden bin kat daha hızlı “attosaniye” hızıyla çalışan yeni bir mikroskop geliştirmekle meşgul olduğunu biliyorum. Belki de bu durum, patlayıcı, zehirleyici ve yakıcı maddeler üretmek için klor ve sodyum elementlerinin etkileşimiyle aynı iki elementin tuz oluşturma etkileşimi arasındaki farkı açıklayabilir. Belki de bundan dolayı patlayıcı, zehirleyici ve yakıcı maddeler üretme konusunda klor ve sodyum elementlerinin etkileşiminin gözlemlenebilmesi için daha büyük bir hıza ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü iyilik, mükemmel sevgide olduğu gibi utangaç, çekingen ve insancılken kötülük ise, hayâsız, rezil ve çılgındır. Bu, tuzun paradoksudur.
Zira tuz kokarsa bir daha nasıl tuza dönüştürülebilir?