Çin, İran'a kesin bir şekilde karşı çıkarsa, İran rejimi mevcut eylem planına devam edebilir mi? Çin, Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra dünyanın en büyük ekonomik, endüstriyel, teknolojik ve şimdi de siyasi devi. Bugün ABD'nin geleneksel rakibi ve bu iki dev arasındaki her alandaki rekabet, dünya sahnesini, daha doğrusu sahnelerini şekillendiriyor. Ancak bu olağanüstü Çin fabrikası, dünyanın tüm enerji kaynaklarından yararlanmak zorunda ve bu nedenle Çin, ister İran'dan isterse Körfez ülkelerinden olsun, Körfez bölgesinin en büyük petrol ithalatçısı konumunda.
Ayrıca Çin'in, ABD ile yapay zeka savaşında şemsiyesini genişletmeyi amaçlayan projeler aracılığıyla Ortadoğu'daki etkisini genişletmeye yönelik özel projelerinin yanı sıra, Afrika ile bölgemizde bilinen başka Çin çıkarları da bulunuyor.
Yakın bir zamanda, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile Çin arasındaki iş birliği anlaşmaları kapsamında Riyad'da düzenlenen Çin-Körfez toplantısında, Körfez yetkilileri Çinli mevkidaşlarıyla “İran'ın KİK ülkelerine yönelik saldırganlığı ve bunun bölgesel güvenlik ve istikrar üzerindeki etkileri”ni görüştüler. Ayrıca deniz koridorları ile seyrüsefer güvenliği, enerji güvenliği ve terörle mücadele konularını da ele aldılar.
İran meselesine ilişkin farklı bir Çin yaklaşımına dair daha önce görülen dikkat çekici işaretler mevcut. Bu işaretler arasında, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) bölgesel güvenlik zirvesi sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Jinping'in İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile koruduğu hesaplı siyasi mesafe de yer alıyor.
İran İnşaat Partisi Yöneticileri Genel Sekreteri Hüseyin Maraşi, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın Pekin ziyaretinden önce Çin'in Tahran'a bazı şartlar ilettiğini belirtti. Bunlar özetle şöyleydi: Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine yeniden açılması, boğazdan geçen gemilerden herhangi bir ücret alınmaması ve Suudi Arabistan ile Amerika Birleşik Devletleri ile çözülmemiş sorunların giderilmesi.
Bu ayın sonlarında, Başkan Trump ve Şi arasında büyük bir heyecanla beklenen zirve yapılacak ve İran meselesi şüphesiz toplantının gündeminin en üst sıralarında yer alacak.
Başlangıçtaki soruya geri dönelim: Körfez ülkelerinin doğrudan İran saldırganlığından veya Irak ve Yemen'deki vekil güçler aracılığıyla gerçekleştirilen saldırılardan kaynaklanan şikayetlerini etkili bir şekilde sunan, Çin ile net, birleşik ve proaktif bir Körfez pozisyonu oluşturmak mümkün mü?
KİK'ten, Çin'i İran ve Arap Körfez ülkeleri arasında bir seçim yapmak zorunda bırakması istenmiyor. Küresel dev Çin'e, özellikle de Çin'in İran ile özel çıkarları ve İran'ın Asya, Ortadoğu ve nihayetinde Avrupa arasında Çin'in nüfuz alanı içindeki konumu göz önüne alındığında, bir şey dikte edilemez. Bunun yerine, Pekin'in Körfez çıkarlarını gerçekten dikkate alması ve nüfuzunu kullanarak İran'ın Çin'in dostu olan ve önemli ortak çıkarları paylaştığı Arap Körfez devletlerine doğrudan ve dolaylı olarak zarar vermesini engellemesi talep edilebilir. Eğer bu gerçekleşirse, durum çok farklı olacaktır.