Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist
TT

İran, Irak’a egemen olmak için öldürüyor ve savaşıyor

Irak, yeni siyasi konjonktürüne uyum sağlamaya çalışıyor.
Adil Abdülmehdi’nin başbakan olarak seçilmesi, Iraklı ulusal oluşumlar ve İran’ı destekleyen gruplar dâhil olmak üzere farklı yerel siyasi gruplar arasındaki uzlaşmaya işaret ediyor.
Duayen politikacı Abdulmehdi, Sünni ve Kürtlere yönelik olumlu ilişkileriyle biliniyor.
Yerel medya organları, siyasi ve parti değerlendirmelerinin kendi hükümetine müdahil olmayacağı sözünü pek çok kez nakletmesine rağmen açıkçası Abdulmehdi, tüm planlarını hayata geçirmede başarılı olamayacak.
Abdulmehdi, İran’daki Ayetullahlar rejiminin ilk tercihi değildi.
Kudüs Gücü’nün komutanı General Kasım Süleymani, seçimlerden sonraki aylarda kulislerin arkasından ciddi bir şekilde faaliyet gösterdi.
Başbakan adayı olarak Nuri Maliki ya da Hadi Amiri tercih ediliyordu. Fakat Maliki ve Amiri, hükümeti oluşturmak için yeterli oy oranına ulaşamadı.
Bunun için İran’ın Abdulmehdi’yi desteklemekten başka bir seçeneği yoktu.
Şöyle ki İran, Abdulmehdi’nin seçilmesinin ve hükümeti kurma sürecinin Irak’la ilgili planlarını uygulama noktasında Tahran’a engel olmayacağını biliyordu.
İran, güçlü bir Irak değil de din adamlarının(velayet-i fakih) yönetimi altında ortak, istikrarlı ve Şii merkezli bir Irak görmek istiyor.
Bu arada el-Basiret Müessesesi, Velayet-i Fakih, Fıkıh Hukuku ve İslam Cumhuriyeti’nin Kuruluş İdeolojisi hakkında kurslar vermeye başladı.
Söz konusu müessese, yılda 40 ideoloji odaklı eğitim kursu vermeyi planlıyor ve Basra, Meysan ve Nasıriye vilayetlerinde de faaliyetlerini genişletmeyi düşünüyor.
İran yönetimi, Tahran’ın Irak içerisinde serbestçe tasarrufta bulunması ve nüfuzunu genişletmesi için komşusu hakkında yıllardır uzun vadeli hedefler belirledi.
İran, ülkedeki gücünü artırmak amacıyla Irak hükümetinin ve halkının arkasından gizli faaliyetler yürüttü.
Tam olarak İran, Bağdat hükümetinin egemenliğini koruma ve geleceğini planlama gücünü zayıflatmak için suikast operasyonları yaptı. İran, Abdülmehdi ve benzerlerinin aşırı şekilde bağımsız olacaklarından endişe ediyor. Bunun için Tahran, Irak’ta İran’a karşı çıkanları susturmaya çalışıyor. Dünya gazetelerindeki son medya raporlarına ek olarak geçtiğimiz Mayıs ayından beri Süleymani, Irak’taki tüm siyasi partilerden İran karşıtı birçok politikacıyı tasfiye etmek için bir talimatname yayınladı.
Önceki Başbakan Haydar İbadi’nin özel danışmanı Adil Şakir el-Temimi, suikasta uğrayan en büyük Iraklı yetkililerden birisidir. Temimi, ülkede Şiiler ve Sünniler arasındaki boşluğu azaltmak için Irak sahnesinde aktif bir rol oynuyordu.
Daha da önemlisi Temimi, İbadi’nin Suudi Arabistan özel temsilcisiydi.  Temimi, Irak ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri güçlendirmeye çalışma izlenimi verdi. Kudüs Gücü’ne göre bu durum, Temimi’ye suikast yapılması için yeterli bir sebepti. İranlılar, tasfiye amacıyla kendilerine yakınlaşması için Temimi’yi ayartmaya çalıştılar ve geçtiğimiz Eylül ayında bunu başardılar.
Bu olay, Sadr’ın İran’ı Irak seçimlerinde sahtecilik yapmakla suçlamasının ardından Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda Sadr’ın yardımcısı Şevki Haddad’ın öldürülmesinden birkaç ay sonra meydana geldi.
Haddad’dan önce Sadr Hareketi’nin yönetiminden Ali Mehdi, Sadr Hareketi’nin seçimleri kazanmasının ardından hayatını kaybetti.
Son olarak Sadr’ın kendisinin İran’ın hedef listesinin başında yer aldığı söyleniyor.
Bunun yanı sıra geçtiğimiz Ağustos ayında Ayetullah Ali Sistani’nin danışmanı Radi el-Tai’ye suikast girişimi gerçekleştirildi.
Yerel haberlere göre bunun sebebi, günler önce Sistani’nin yeni Irak hükümetinde İran nüfuzunu azaltmaya yönelik çağrısıydı. Silahlı kişiler tarafından ülkenin güneyinde bulunan el-Ahdar’da Sistani’nin danışmanı Tai’nin evine ateş açıldı.
Farklı yerel haberlere göre suikast girişimi sırasında Sistani’nin kendisi de evde bulunuyordu. 7 Aralık Cuma günü Irak güçlerinden bazı unsuların Mukteda Sadr’a bağlı Barış Birlikleri’nin komutanı Hüsnü Huceymi’ye suikast yaptıkları ortaya çıktı.
İran’ın kendine yakın içişleri bakanını tayin etmesini engelleyen kişinin Sadr olduğu belirtiliyor.
Bu suikastların gazete manşetlerinde yer almaması ve bu suikastlara uluslararası kamuoyu tarafından çok fazla ilgi gösterilmemesi dikkat çekici bir durumdur.
Belki de failler hakkında fotoğraflı belgeler olmadığından ve özellikle de Irak’ta meydana geldiğinden dolayı bu olaylar önem atfedilmiyor.
Irak’taki suikastlar, İran rejiminin ayrılanlara yönelik suikast yapılmasını emrettiği Avrupa’daki yaygın eğilimin devamıdır. Bu politika, 2015 yılında Hollanda’da uygulanmaya başladı.
Almanya ve Türkiye’de de (İranlı muhalif Said Keriman ile Kuveytli iş insanı, İstanbul’da 27 kurşunla öldürüldü) başka suikastlar yapıldı.
Bu yıl Haziran ayında Halkın Mücahitleri Örgütü’nün konferansı sırasında Paris’te engellenen saldırı, buna en yeni örnektir.
Yine geçtiğimiz Ekim ayında Danimarka’da Ahvaz Kurtuluş Hareketi’nin başkanına yönelik suikast girişiminden şüphelenildiğinden dolayı İran istihbarat subayı, Danimarka’da alıkonuldu.
Batılı ülkeler, Avrupa’daki suikastlara ve suikast girişimlerine güçlü bir tepki verdi.
Öyle ki Avrupalıların, kendi topraklarında İran’ın terör faaliyetlerini onaylamadıklarına işaret eden kırmızı çizgiyi belirlemek için birçok Avrupa ülkesinde Tahran’a karşı diplomatik ve siyasi önlemler alındı.
Fakat Irak’taki tepki farklı. Hayır, aksine İran, birçok menfezden saldırı düzenliyor.
Şöyle ki idari yargı mahkemesi, geçtiğimiz Pazartesi, önceki Başbakan Haydar İbadi’nin, eski İçişleri Bakanı ve canı gönülden İran’a bağlı Falih Feyyad’ı görevden alma kararını iptal eden bir hüküm yayınladı. Mahkeme, Feyyad’ı Milli Güvenlik Müsteşarlığı ile Haşdi Şabi ve Ulusal Güvenlik Servisi Başkanlığı görevlerine iade etti.
İran’ın Irak’a yönelik müdahalesi, kendi egemenliğiyle çelişmekte olup Şiiler ve Sünniler arasında ve Şiilerin kendi içerisindeki mevcut gerilimi artırıyor.
Daha kötüsü de İran müdahalesi, Irak’ın kendi sorunlarından kurtulmaya yönelik gerçek girişimlerini baltalıyor.
Irak, son zamanlarda Birleşmiş Milletlerdeki(BM) konumunu değiştirmeye çalıştı. Fakat İran’ın yönlendirdiği Şii milisler, Uluslararası Güvenlik Konseyi’nin kararlarını ihlal ediyor. Bu da söz konusu değişimi zorlaştırıyor.
Bu gelişmeler ve bu gelişmelerden kaynaklanan istikrarsızlık, ülkeyi yeniden yapılandırmak için Irak’ın gerekli yabancı yatırımları çekmesini tehdit ediyor.
İran’ı destekleyen gruplarla imtihan edilmesinin yanı sıra fon olmadan Irak’ın geleceği, tehlikede olacaktır.
Bu, Irak’taki yeni yönetim için kritik bir zamandır.
Yeni yönetim, İran’ın artan tahribatına karşı sessiz kalmaya devam ederse kendisini daha büyük sorunların içinde bulacak.
Bu durumda tüm Iraklıların duygularını ihmal eden İran’ın meydan okuması yeni yönetime fayda getirmeyecek.
Şöyle ki Irak’ın Diyala bölgesinde Humeyni ve Hamaney’in heykelleri dikildi.