Trump, ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlıkları’nın hükümetin Suriye’deki politikasını (DEAŞ, Türkiye müdahalesi ve İran varlığına karşı) askeri ve siyasi olarak güçlendirmesi gerektiğini açıklamasının ardından, güçlerinin Suriye’den çekileceğini ilan etmesi herkesi şaşırttı. ABD askerlerinin bilfiil bölgeden çekilmesi, bölgeyi, Rusya ve İran’a teslim etmek demektir. Suriye devriminin de sonu olabilir. Ancak Suriye’deki iç savaşın sonu değildir. İran ve milisleri ile DEAŞ bölgede kalacak. Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki operasyonlarını sürdürecek.
Trump, kendi yönetimi ve hükümetinin planlarını alt üst ederek ve verdiği sözden cayarak Moskova, Tahran ve Şam’ı mutlu etti. Ancak buna rağmen Trump, İran karşıtı bir tavır sergileyen tek ABD Başkanı olma özelliğini sürdürüyor. Trump, Barack Obama ve daha önceki ABD yönetimlerinden daha fazla şeyin altına imzasını attı. Ancak İran’ın Suriye’de başarıya ulaşması, ABD’nin harcadığı tüm bu çabaların boşa çıkması demek. Çünkü Tahran rejimi ne zaman ve nerede duracağını bilmiyor. Genişleme rüyası ve hâkimiyet sevdası Trump kalsa da veya ondan sonra başka bir ABD başkanı gelse de büyük güçleri geri getirecek. Sorun Tahran’da. Bu da batı devletleri ve bölgede devletlerinin karşı karşıya kaldığı sorun.
ABD’nin bölgedeki askerlerinin sayısı çok fazla değil. Sayıları istihbarat, dışişleri bakanlığı ve diğer bölümlerdeki çalışanlar ile birlikte 2 binin üzerinde. ABD’nin bu varlığının önemi ise büyük devletlerin politikalarını benimsetme konusundaki kararlılığını yansıtmasıdır. ABD, kendisine destek veren Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milislerini oluşturdu. Çoğu Kürt ve Arap. Fırat’ın doğusunda 30 binden fazla SDG milisi bulunuyor.
ABD’nin Suriye sahnesinden çıkışı ve savunma bakanının istifa etmesi, Suriye’deki durumu daha da karmaşık hale getirecek. İran bölgeden şu an çekilmeyecek bilakis bölgedeki varlığını güçlendirecek. Buna karşılık İsrail, İran’a karşı tedbirlerini artıracak ve operasyonlarını yoğunlaştıracak. Kaçan DEAŞ hücreleri yeniden geri dönecek. ABD, Nusra ile DEAŞ’ın Suriye ve Irak’ta aralarından petrol sahalarının da bulunduğu geniş alanlar ele geçirmesinden sonra bölgeye asker göndermişti. Göstergeler El Kaide’nin Irak ve daha öncesinde Pakistan’da yaptığının bir tekrarının yaşanacağına işaret ediyordu ki bu da ABD’nin çıkarlarına ters düşüyor.
İşte bu gerçekler Trump’ın DEAŞ’ın ortadan kaldırıldığı ve ABD hükümetinin başkalarının yaptığı savaşlara daha fazla destek veremeyeceği doğrultusundaki sözleri ile çelişiyor. İran ile mücadele ve El Kaide’nin kuşatılması, ABD’nin güvenliğinin sağlanması için yapılan bir savaştır. Bu savaşın, bölgenin ve dünyanın çıkarları ile uyuşması da gayet normal.
ABD Başkanı 2 sene sonraki başkanlık seçimlerine hazırlık veya Suriye bataklığından çıkmak istemesi gibi bölgesel nedenlerden dolayı çekilme kararı almış olabilir. Her hâlükârda Trump, kendinden önceki başkanın yaptığını yapacak. Barack Obama gibi askerlerini yeninden bölgeye gönderecek. Bölgede istikrar sağlanamayacak. Bu nedenle bölgesel ve yerel güçler bölgeye müdahale edecek. İşte bu ortamda terör örgütleri yeniden ortaya çıkacak ve güçlenecek.
Öte yandan Trump, İran’ın abluka altına alınmasını dış politikasının ana hedeflerinden biri olarak görürken, Suriye’den çekilme doğrultusunda aldığı bu karar herkese çelişkili bir mesaj gönderiyor. Soğuk savaşın ardından Moskova-Washington arasında en büyük gerginliğin yaşandığını gösteren söz savaşı bu işin neresinde?
Bana göre ABD’nin Suriye’den çekilmesi, bölgedeki iç savaşın şiddetini daha da artıracak ve barış imkanını azaltacak. Özellikle de ABD’denin bölgeden çekilmesinden en fazla yararlananların başında gelen İran için de en kötü seçim bu olacak. ABD’nin çatışma tarafları arasında hiçbir anlaşma yapılmadan bölgeden ayrılmasından sonra savaş farklı şekilde devam edecek.
TT
Trump’ın çıkardığı kaos!
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة