Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Türkiye’den Libya’ya deniz yoluyla yapılan silah sevkiyatı ile ilgili dile getirdiği: ”Gemiler silah yüklü değildi. İki gemide bazı tabanca ve tüfekler yüklüydü” açıklaması; silah yüklü gemilerin ortaya çıkmasının ardından hemen Libya’nın başkenti Trablus’u neden ziyaret etme ihtiyacı hissetiğini açıklamamaktadır. Elbette gerçeği de yansıtmamaktadır.
Bu sevkiyat; yıl içerisinde Türkiye’den Libya’ya yapılan ikinci silah sevkiyatıdır. Libya güvenlik güçlerinden habersiz Libya’ya başka silah ve patlayıcı üretimi için temel malzeme sevkiyatı yapılıp yapılmadığı konusunda ise belki de hiç kimse emin değildir. Ancak BM’nin tüm politik çabalarına rağmen Libya’da güvenlik açısından durum hala olduğu gibidir.
Türk makamlarından yapılan açıklamada; ellerindeki resmi belgelere göre Libya’nın Humus limanına inşaat ve gıda malzemeleri taşımak üzere Türkiye’nin Mersin limanından denize açılan gemide silah olduğuna yönelik bir bilgi olmadığı belirtildi.
Bu açıklamadan ancak iki anlam çıkarılabilir. Birincisi; binlerce tabanca ve milyonlarca kurşun taşıyan konteynerler Türk yetkililerin bilgisiyle gemiye yüklendi ve denize açıldı. Ancak Türkiye’nin Libya’da taraf tuttuğu, yasadışı silah sevkiyatı yaptığı dolayısıyla Güvenlik Konseyi’nin 9 yıldır Libya’ya yönelik silah ambargosu kararını ihlal ettiği anlamına gelen bu durumun açığa çıkmasıyla Türk makamları ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Çünkü bu aynı zamanda Türkiye hakkında uluslararası bir soruşturma açılmasına da neden olabilir.
İkincisi; Türk makamlarının gerçektende bu gemilerin yükü ve kendi topraklarından Kuzey Afrika’ya silah sevkiyatı yapıldığı hakkında bir bilgisi olmadığıdır. Bu da Türkiye sahillerininin güvenli olmadığı ve Türk hükümetinin deniz ve kara sınırlarının güvenliği üzerinde hiçbir kontrolü olmadığı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu ikincisi Ankara açısından çok daha kötü ve utanç vericidir.
Benzer durumlarda nadiren resmi açıklamalar yapan Cezayir bile; Türkiye’den Libya’ya yasadışı silah sevkiyatı yapılmasının Cezayir ve tüm Kuzey Afrika’nın güvenliğini tehdit ettiğini ifade etti. Bu açıklama; uzun zamandır hem Türkiye hem de Katar’ı radikal grup ve silahlı milis güçlerine mühimmat, silah ve finansman sağlayarak çatışmaları alevlendirmekle suçlayan Libya ordusu değil bizzat Cezayir tarafından yapılmıştır.
Kasım ayında İtalya’nın Palermo şehrinde BM’nin himayesinde Libya meselesiyle ilgili tarafları bir araya getiren ve gelecek yıl seçimlerin düzenlenmesi kararı alınan bir konferans düzenlendi. Şahsen; bu konferansın ardından Libya’daki siyasi süreç hakkında endişeli değilim çünkü uluslararası gözetimin altında yürütülmektedir. Konferansa katılan ama konferans sırasında düzenlenen uzlaşı toplantılarından uzaklaştırılan Türkiye ile Katar ise bu konferansın başarısız olması için ellerinden geleni yaptı. Diğer yandan bazı ülkelerin Libya’da taraf tuttuğunun ve belirli bir tarafı desteklediğinin açığa çıkması ve kanıtlarla desteklenmesinin ardından Libya’daki dış müdahaleleri engellemek BM’nin sorumluluğudur.
Aynı şekilde Libya’daki BM heyetinin sosyal medya hesabından paylaştığı ve BM heyeti ile temsilcisinin Libya’da barışı gerçekleştirmek ve taraflar arasında ortak paydalar inşa etmek yönündeki asıl amacını etkilediği için bu tür müdahaleleri kınayan mesajı da yeterli değildir. Zira Türkiye’nin bu davranışı; İran’ın kendine bağlı silahlı gruplara silah sevkiyatı yapması kadar uluslararası yasalara aykırıdır
Türkiye ve Katar’ın Libya’nın batısında başta “Müslüman Kardeşler” olmak üzere, dini siyasi akıma bağlı silahlı grupları desteklediğini söylemeye gerek yoktur. Hatta sadece Libya’da değil tüm Arap ülkelerinde desteklemektedirler. Ama Libya’da Muammer Kaddafi rejiminin düşmesinden bu yana Katar ve Türkiye’nin takip ettikleri bu politikanın, Avrupa’nın karşı kıyısında yer alan Kuzey Afrika’nın güvenliğine ve istikrarına etkileri olacağının altını çizmeliyiz. Cezayir gibi Mısır, Tunus ve Fas da bundan şikâyetçidir. Aynı şekilde İtalya’nın kaçak ve yasadışı göçmenlerden şikâyet etmesi gibi Fransa da siyasi İslam akımlarının topraklarından yayılmasından ve terör eylemleri düzenlemesinden şikâyet etmektedir.
Geminin ele geçirilmesinin ardından Türkiye Dışişleri Bakanı ülkesinin bu konuyla ilgisi olmadığını kanıtlamak için hızlıca Trablus’a yöneldi ve Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac ile görüştü. Bu görüşmeden; sözkonusu silah gemisi hakkında gerçekleri ortaya çıkarmak için ortak soruşturma yürütülmesi kararı çıktı. Tek söyeleyebileceğimiz; Libya Başbakanı’nın ne yazık ki bu büyük suça karşı gereken tepkiyi göstermeyip uzlaşmayı kabul etmiş olduğudur.
Oysa bunun yerine Libya İçişleri Bakanı’nın Bingazi’nin hükümet güçlerinin kontrolüne geçmesinin ardından ele geçirilen Türk silahlarını sergilemesi gerekiyordu. Aynı şekilde bu yılın başlarında yine Türkiye’den denize açılan ama Libya’ya ulaşmadan önce Yunanistan tarafından ele geçirilen silah konteynerleri dosyası yeniden gündeme getirilmeliydi. Şahsen, ne ortak soruşturmanın bir sonuca ulaşacağına ne de es-Serrac hükümetinin bu suça karşı göstermesi gereken sert tavrı gösterdiğine inanıyorum.
Libya savaş nedeniyle yeterince yorgun düşmüş, yeniden inşa ve onarım süreci için gücünü toplamaya çalışan bir ülkedir. BM Libya Özel Temsilcisi Dr. Gassan Selame’nin tüm çabası da bunun içindir. Bu nedenle Libya’da yaşandığı gibi büyük insan hakları ve hukuk ihlallerine göz yumulmayıp bunlar hakkında uluslararası soruştuma açılmalıdır. Zira ortak soruşturma konusunda Türk makamları ile deneyimimiz, bizlere kendilerinin bu konuda güvenilir olmadıklarını ve zamanla olayın üstünü kapatmaya çalışacaklarını hatırlatmaktadır.
Es-Serrac hükümeti ile ordu arasında bir anlaşmazlık olduğu doğrudur. Ki müzakareler de bunun için yapılmakta ve yine arabulucular bu anlaşmazlığı çözmek için çalışmaktadır. Ama ülkenin güvenliğini ve istikrarını olumsuz bir şekilde etkileyen bir anlaşmazlık; aynı zamanda tarafların vatanseverliğini de ölçen bir sınavdır.
TT
Sadece 4 milyon mermi!
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة