Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayında da bizim gibi başkaları da: "Cemal’i sevdiklerinden değil Suudi Arabistan’a olan nefretlerinden" tüm bu gürültüyü koparmaktadırlar demişti.
Şimdi Rahaf el-Kanun olayında da yine aynı şeyi söyleyeceğiz: "Rahaf’ı sevdiklerinden değil Suudi Arabistan’a olan nefretlerinden" insan hakları ve özgürlükler hakkında tüm bu gürültüyü koparmaktadırlar.
Bunu destekleyen en açık kanıt ise sosyal medya takipçilerinin paylaştığı iki anlamlı fotoğraftır.
Bu fotoğrafların ilki, Kanada Dışişleri Bakanı’nın tüm diploması ve protokol kurallarını bir kenara bırakarak Kanada havalimanında Rahaf’ı kucaklarken gösteren fotoğraftır.
İkincisi ise Yemenli bir genç kızı sınırda bir güvenlik görevlisi tarafından şiddetli bir şekilde sürüklenirken göstermektedir.
Oysa bu güvenlik görevlisi; Yemenli genç kızın ülkesindeki iç savaş cehenneminden kaçtığını bilmektedir.
Bu genç kızın, ne Kanada Dışişleri Bakanı’nın kendisini havalimanında karşılamasını ne de kucaklamasını istemediğini ve tek arzusunun ülkesinde yaşanan savaşın alevlerinden kendisini koruyacağını inandığı bu ülkeye sığınmak olduğunu çok iyi bilmektedir.
Bu iki fotoğraf bize gösteriyor ki böyle olaylar bazen insani bir durum olarak nitelenirken bazen de bazı Batılı ülkeler tarafından belirli amaçlara hizmet etmesi için görevlendirilebilmektedir.
Hatta bazı Arap ülkeleri tarafından bile ideolojik çatışmalarına ve politik düşmanlıklarına hizmet eden bir araç olarak kullanılabilmektedir.
Arap ve yabancı toplumların tamamı, ne geçmişte ne de bugün melekler gibi masum toplumlar olmamışlardır. Gelecekte de olmayacaklardır.
İhlaller, aile içi şiddet, baskı, şiddet, cinsel istismar, sözlü şiddet, bir şeyden yoksun kılmak, hak kısıtlamaları ve erkeklerin kendilerini kadınlardan üstü görerek zorbalıkta bulunmaları insanın insana yaptğı zulmün özelliklerindendir. Şairin de dediği gibi:
Zulüm insanın mizacında vardır
Umulur ki bir gün zulmetmeyen iffet sahibi birisini bulasın
Hem Arap hem de İslam ülkelerinde küçük yaşta evliliklerden bahsederken sanki Batı dünyası bu eleştirilerden ve gözlemlerden uzak ve suçsuzmuş gibi Batı dünyasındaki insan hakları savunucularının sesleri yükselmektedir.
Halbuki batıda bu konuda yapılan istatistikler o kadar çoktur ki bizlere ayrılan sınırlı alanda birkaçına bile değinmemiz zordur. Yine de geri kalanı hakkında bir fikir vermesi için içlerinden bir tanesine yer vermek istiyoruz.
ABD’de küçük yaşta evlilik konusunda yapılan bu korkunç istatistiğe göre; son 15 yılda 200 binden fazla kız çocuğu kendisinden büyük kişiler ile evlendirilmiş.
Örneğin; 65 yaşında bir adam 17 yaşında bir genç kızla evlenmiştir.Yine Tennessee eyaletinde 10 yaşlarında üç kız; 24, 25, 31 yaşlarında kendilerinden büyük kişilerle evlendirilmişler.
En küçük damat ise aynı eyalette 27 yaşında bir kadınla evlenen 11 yaşındaki bir erkek çocuğudur.
Burada sormamız gereken soru ise şu: Bu yasal mıdır? İlginç ve gariptir ki bu sorunun cevabı: "Evet, yasal"dır.
Bu istatistikleri yayınlayan kaynağa göre (okumak isteyenlerle linkini paylaşabilirim) ABD’de 25 eyalette evlilik için bir yaş sınırı belirleyen yasa bulunmamaktadır.
Her ne kadar yasalar bu tür evlilikleri için ebeveynin ve yargıcın iznini gerekli görseler de da evlilik yaş sınırı 18 olarak belirlenen eyaletlerde bile bazı ihlaller yaşanmaktadır.
Bazı Arap ülkelerinde ve özellikle de Suudi Arabistan’da yaşanan bir olayı gündem haline getirip medya ve siyaset alanında bir malzemeye dönüştürerek, insan hakları gerekçesiyle bir ülkeyi karalayarak dünyanın genel vicdanını kandırmak eskisi kadar kolay değildir.
Çünkü insanlık “sabit diski” haklar, özgürlükler ve insanlık örtüsü altına gizlenmeye çalışsa da her şeyi depolar, karşılaştırır, yaklaştırır, gözlemler, analiz eder, ayıklar, istismar ve şantajı ayırt eder hale gelmiştir.
TT
Kaşıkçı'yı sevdiklerinden değil
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة