Geçtiğimiz Perşembe günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kapalı oturumu, uluslararası toplumun durumunu anlamaya yönelik bir fırsattı. Oturumda Birleşmiş Milletler(BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, Hudeyde Anlaşması’nın ilk aşamasını hazırlamaya yönelik gösterdiği esneklikten ötürü Yemen meşru hükümetine teşekkür ederek, şu ana kadar anlaşmanın hedeflerinin gerçekleştirilemediğini dile getirdi.
Hudeyde Yeniden Düzenleme Koordinasyon Komitesi(RCC) Başkanı Michael Lollesgaard, Husilerin Hudeyde içerisinde bir imalathaneyi hedef aldıklarına ve bunun da insani durumu olumsuz etkilediğine işaret etti. Aynı zamanda Lollesgaard, Kızıldeniz Değirmenleri’ne ulaşma noktasında göstermiş olduğu çabalarından dolayı Yemen hükümetine teşekkürlerini sundu.
Husi milislerinin anlaşmanın ilk aşamasının uygulanmasını engellediklerine dikkat çeken Lollesgaard, bu çıkmazdan kurtulmak için darbecilerle temasa geçileceğini söyledi.
Almanya temsilcisi ise Güvenlik Konseyi’nin siyasi süreci baltalayanları belirleyip engelleyen ya da hata yapan herhangi bir tarafa tolerans gösterilmemesi gerektiğini ifade etti.
İşte bu noktada biz de diyoruz ki Güvenlik Konseyi’nin uygulanabilecek cezai önlemleri olsaydı, İran ve bölgedeki vekilleri konseyin kararlarını hafife almazdı.
İran’ın vekilleri, Güvenlik Konseyi’nin ısrar ve kararlılık özelliğinin artık kalmadığını tam olarak anlamamış olsaydı, konseyin Suriye ve Yemen’deki silahlanmayla ilgili tüm kararlarını uygulamayı geciktirmezdi.
Bu kararlara yönelik ilk testler, kararları ihlal edenlere karşı herhangi bir işlemin yapılmadığını, kararların mühlet ve ateşkes dışında bir şey ifade etmediğini ve konseyin İran’ın vekillerinin varlığını uzatmaya yönelik bir araç olduğunu gösterdi.
Güvenlik Konseyi’nin Yemen’le ilgili kararlarını sondan başa doğru hatırlatalım:
-16 Ocak 2019 tarihli 2452 sayılı karar. Güvenlik Konseyi, Yemen’de Hudeyde Anlaşması’nı desteklemek için özel bir siyasi heyet oluşturmaya karar verdi.
Güvenlik Konseyi ne yaptı? Husilerin oyalanmasına müsaade ederek genişlemesine zemin hazırladı.
-21 Aralık 2018 tarihli 2451 sayılı karar. Güvenlik Konseyi, Stockholm Anlaşması’nı destekledi ve tüm tarafları Hudeyde’deki ateşkese bağlı kalmaya çağırdı. Ayrıca Güvenlik Konseyi, öncelikli olarak 30 gün süreyle bir denetleme ekibi oluşturup sahaya göndermesi konusunda BM Genel Sekreteri’ne yetki verdi. Denetleme ekibinin görevi ise, Hudeyde Anlaşması’nın tam bir şekilde uygulanmasını desteklemek ve kolaylaştırmaktı.
Bu karar, ihmal edilmeyip uygulanmış olsaydı, 2452 sayılı karara gerek kalmazdı.
-26 Şubat 2018 tarihli 2402 sayılı karar. Bu karar, seyahat yasağının süresini uzatıyor ve tüm mali varlıkları donduruyor. Ayrıca Yemen’de barışı engelleyip güvenliği tehdit edenlere silah yasağı getiriyor.
-23 Şubat 2017 tarihli 2342 sayılı karar. Bu karar, silah ve seyahat yasağını 26 Şubat 2018 tarihine kadar uzatıyor. Ayrıca bu karar, 2014 yılındaki 2140 sayılı kararla oluşturulan komisyonun belirlediği kişilere ve kuruluşlara ait varlıkların dondurulmasını belirtiyor.
- 24 Şubat 2016 tarihli 2266 sayılı karar. Bu karar, tüm fonların, mali varlıkların ve ekonomik kaynakların dondurulma süresini ve seyahat yasağını uzatıyor. 2015 yılındaki 2140 sayılı kararda da Yemen’de geçiş sürecini tehdit eden krizin engellenmesi belirtilmişti.
- Yemenli tüm tarafları 2015 yılındaki 2201 sayılı kararı uygulamaya çağıran, birçok kişiye silah yasağı getiren ve siyasi sürecin yeniden başlaması için Genel Sekreteri girişimlerini artırmaya çağıran 14 Nisan 2015 tarihli 2216 sayılı karar.
- Uzmanlar ekibinin görev süresini Mart 2016’ya kadar uzatan 24 Şubat 2015 tarihli 2204 sayılı karar.
-Husilerin parlamentoyu feshedip Yemen’deki devlet kurumlarını işgal etmeye yönelik aldıkları kararlara şiddetli bir şekilde karşı çıkan, çocukların asker olarak kullanıldığına dair gelen raporlar karşısında endişeleri ifade eden ve tüm tarafları siyasi geçiş sürecini sürdürmeye teşvik eden 15 Şubat 2015 tarihli 2201 sayılı karar.
-Ulusal diyalog kararlarının uygulanmasını destekleyen, siyasi geçiş sürecinin hemen ve tam bir şekilde uygulanması gerektiğini yeniden vurgulayan ve BM Sözleşmesi’nin 7’inci maddesinde belirtilen yaptırımları dikte eden 26 Şubat 2014 tarihli 2140 sayılı karar.
-Siyasi geçiş sürecinin hemen ve tam bir şekilde uygulanması gerektiğini yeniden vurgulayan ve yaptırımların getirilebileceğine işaret eden 12 Haziran 2012 tarihli 2051 sayılı karar.
-Körfez İşbirliği Konseyi’nin girişimine dayalı siyasi çözümü uygulamaya çağıran ve Genel Sekreter’den bu konuda çabalarını sürdürmesini isteyen 21 Ekim 2011 tarihli 2014 sayılı karar.
Bu kararların hiçbirisi uygulanmadı. Herkes, hukuk ve güvenlik konusunda Güvenlik Konseyi’ne güvenmeye devam ediyor.
Ateşkes ve siyasi çözüme ulaşma konusunda 18 Aralık 2015 tarihinde oybirliğiyle kabul edilen Güvenlik Konseyi’nin Suriye’yle ilgili 2254 sayılı kararına yeniden baktığımızda sadece oyuna eşlik ettiğimizi görürüz. Dolayısıyla bu kararlar, sadece rakamlardan ibaret gibi duruyor.
Güvenlik Konseyi, böyle yaparak “de facto” kanununun hâkim ve orman yasasının araç olduğu konusunda herkes mesaj veriyor. Güvenlik Konseyi, durumları yeniden düzenleyip tekrar saldırmak amacıyla fırsat ve süre kazanmak için konseyin istismar edilebileceğine işaret ediyor. Böylece İran, oyunun kozlarını anlayarak bu kozları güzel bir şekilde kullandı ve Güvenlik Konseyi’ni oyuna getirdi.
TT
Güvenlik Konseyi’nin kararları İran’ın oyuncağına döndü
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة