Tunus’taki Arap Zirvesi’nde ülkesini temsil eden Cezayir heyetinin görevini yerine getirip ayrılmasının ardından, hükümetteki birçok bakan terhis edilerek büyük değişim deklare edildi.
Libya heyeti de başkent Tunus’tan bizzat çatışan güçlerin onayı ile Libya’da siyasi çözümün bu kez kapıda olduğunu vurgulayan bilgiler ile ayrıldı. Uzun müzakarelerin müdürü ve Libya çözümünün mühendisi Gassan Salame de zirveye katılarak, herkese beklenen açılımlar ve yumuşamalar hakkında bilgi verdi.
Zirvenin sona ermesinin ardından Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile görüştüm ve kendisine zirve hakkındaki izlenimlerini sordum. Bana şunları söyledi;
”Bu Genel Sekreter olarak katıldığım dördüncü zirve, bunlardan önce de Mısır dışişleri bakanı olarak 6 zirveye daha katılmıştım. Şunu söyleyebilirim ki; bu şahit olduğum en tutarlı ve pürüzsüz geçen zirve oldu. Hiçbir konuda anlaşmazlık yaşanmadı. Sonuç bildirgesinde İran’ın kınanması gibi geçmişte anlaşmazlık konusu olan noktalara bile hiç kimse itiraz etmedi.”
Soru: Zirvelerin olaylara tanık olduğu ya da ondan etkilendiği kadar onları etkileyemediği göz önüne alınırsa zirve sonrasında ne olacak?
Cezayir en önemli gündem maddesi. Ülke ağır, tehlikeli ve dikkat olmayı gerektiren bir sezaryan doğum aşamasından geçmektedir. Kurumlar ile toplumsal güçler arasında bir çatışma çıkması ihtimali olsa da bu tehlikeli tünelden çıkmak üzere gibi görünmektedir. Ama cumhurbaşkanının görevini bırakması ve değişmesi için meşruiyetin kaynağı olan sokaklar yani barışçıl gösteriler bu konuda yararlı bir rol oynadılar. Ordu da anayasaya uyacağını deklare etti. Cumhurbaşkanı Buteflika’nın görev süresi yasal olarak neredeyse bitmiş olmasına rağmen ordunun bu davranışı anayasal referans ve Cezayir halkının kamuoyu desteği olmadan bir darbe girişimi olarak görülebilirdi. Kuşkusuz olaylar daha sona ermedi ve geçici dönemde işlerin nasıl yürüyeceğini ve yönetimin nasıl el değiştireceğini onyıllardır Cezayir’in siyasi sahnesine egemen olan iktidar partisi Kurtuluş Cephesi kadroları içinden ya da dışından olsun herkes dikkatli bir şekilde takip etmektedir.
Cezayirliler, komşu ülkeler hatta Akdeniz’in kuzeyindeki Avrupa ülkeler için ayrıntılar çok önemli. Çünkü bu tarafların hepsi de Libya, Suriye ve Yemen’de Arap Baharı’nı yaşayan ama sonunda pembe hayalleri kana boyanan toplumların yaşadığı çöküşlerin tekrarlanmasından korkmakta.
Bu nedenle Cezayir’de açıklanan icraatlara yönelik hiçbir eleştiri ya da itiraz duymadık. İlgili hükümetlerin çoğunluğu Cumhurbaşkanı Buteflika ve grubunu yönetimden uzaklaştırmanın önünü açan kararları destekledi. Farklı düşünen hükümetler bile sokağı bölme korkusu ile rekabetçi güçleri geçiş sürecini zorlaştırmaya teşvik etmemek için bu görüşlerini dile getirmemeyi seçtiler.
Libya’daki çatışmalar ise Cezayir’in aksine oldukça karmaşık. Ancak sevindirici haberler de varmış gibi görünüyor. BM Özel Temsilcisi Salame; ana tarafların da onayı ile çatışmayı sona erdirecek nihai çözümü açıklamaya hazırlanıyor. Eğer bunu yapmayı gerçekten başarabilirse, bölgede çoğunlukla bir tarafın diğer tarafın lehine olacak şekilde yok edilmesi ile çözülen çatışmalar arasında Libya siyasi olarak çözülen ilk sorun olacaktır. Zira bol ve dev petrol gelirleri nedeniyle Libya sorunu diğer sorunlara göre daha uzun yıllar devam etmeye daha yatkındır. BM Özel Temsilcisi’nin görevi; hükümet, meclis, başkanlık ve ordu gibi ayrı ayrı oldukları için gerekli meşruiyete sahip olamayan ve savaşı sürdürmeye yatkın dağınık krallıklar yerine kendilerini bir araya getirecek bir siyasi sistem üzerinde uzlaşmaları halinde kazanacaklarına herkesi ikna etmektir.
Son günlerde Arap Birliği’ne geri dönmesini sağlamak için yapılan bütün arabulucuk girişimlerinin başarısız olmasının ardından Tunus Zirvesi’nde Suriye Hükümeti’ni temsil edecek bir heyet yoktu.
Suriye’deki sorun; bölge ülkelerinin temel engel olarak kabul ettikleri İran’ın varlığıdır. Türkiye’nin askeri müdahalesi de İran’ın askeri varlığına meşruiyet kazandırarak ona yardım etmiştir. Aynı şekilde ABD’nin İsrail’in işgal altındaki Golan’ı topraklarına katmasını tanıyan kararı da Tahran’ın buna karşılık Suriye’de kalmakta ısrar etmesine yardımcı olmaktadır. İran ve Türkiye, Suriye’den çekilmedikçe Suriye’nin egemenliği de eksik kalacaktır.
TT
Cezayir’den Suriye’ye Arap Zirvesi
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة