Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

​Mübarek,Buteflika ve yönetimi bırakma

Söylentilere göre eski Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in yönetimden çekilmesinin ardından aslında 6 ay kalmış olan ve 2011 yılında bitecek olan görev süresinden sonra bir kez daha aday olmayı düşünmediğini söylemiş. Yine söylentilere göre Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’da aynı şeyi söylemiş yani aslında beşinci kez aday olmak istememiş. İki liderinde son an gelip çatmadan yönetimden çekilmeyi düşündükleri ihtimali uzak değil ancak sorun şu ki hiç kimse ayrılana kadar sonun anlamını bilemez.
Arap dünyasında ise yönetimi bırakmak yönetime gelmekten daha zor hatta tehlikelidir. Her iki durumda da yani hem Mübarek hem de Buteflika’nın başına gelenlerin sorumluluğunu aile fertleri üstlenmektedir. Çünkü her ikisi de yönetimi aile içinden birine devretmeyi planlıyorlardı. Mübarek örneğinde bu kişi oğlu, Buteflika örneğinde ise kardeşiydi. Bunu kabul etmeyen halk ayaklandı, rejim için endişelenen ordu müdahale etti ve ikisinin de siyasi hayatları kendilerine yakışmayan trajik bir son ile sona erdi. Aday olmayacaklarına yönelik sözlerin doğru olup olmadığını bilemeyiz ama her iki eski devlet başkanının da seçim öncesi sağlıkları görevlerini yerine getirmelerine izin vermeyecek kadar kötüydü. Ama aile fertlerinin aday olmaları için müdahalelerde bulundukları o dönemde herkesin dilindeydi. Buna ek olarak ikisinin de iktidar yılları cumhuriyet kavramının izin verdiğinden çok daha fazla sürmüştü.
Mübarek ve Buteflika aday olmayacaklarını deklare etmiş olsalardı acaba bu küçük düşürücü değişim gerçekleşmez miydi? Benim ve birçoklarının görüşü bu yöndedir. Aynı şekilde bir başkanlık ne kadar uzarsa uzasın yaş engeli nedeniyle sonunda ya ölüm ya da azledilmek ile mutlaka sona erecektir. Tunusluların tarihi liderleri Habib Burgiba da ülkeyi 30 yıl boyunca yönetmişti. Ama başkanlığının son yıllarında yaşının da ilerlemesi ile yönetimi artık sorgulanır hale gelmişti. Hatta bu dönemde sağlığı yerinde gibi görünmesi için kamuoyuna sunulan fotoğrafların da düzenlenmiş olduğuna inanılmaktadır. Burgiba’nın dönemi kendisinin atadığı İçişleri Bakanı Zeynelabidin Bin Ali’nin eliyle sona erdi. Zeynelabidin kendisini azlederek kendisine sarayda 13 yıl sürecek bir tutuklu hayatı yaşattı. Ama Zeynelabidin de aynı hatayı yaptı ve göstericiler tarafından yönetimden devrilmeden önce 20 yıldan fazla bir süre ülkeyi yönetti.
Üçüncü dünya ülkelerinde devlet başkanlarının gönüllü bir şekilde iktidarı bırakmalarının tehlikelerini de (dediğimiz gibi gitmek gelmek kadar kolay değildir) hafife alamayız. Çünkü daha sonra başkanın ailesi ve kendisine yakın olan kişiler çatışmaların ve intikam eylemlerinin bedelini ödeyebilir. Buteflika’nın Cezayirlilerin çoğunluğunun değer verdiği siyasi bir kişilik olduğunu, zor bir dönemde yönetime gelip ülkenin şiddet döneminden barışa geçişini sağlayan geçici dönemi aşmasına yardımcı olduğu görebiliyoruz. Bu uzun 20 yıllık başkanlık dönemini bir kahraman olarak sona erdirebilir ve şimdiki nesiller için bir ikon ve gelecek nesiller için de bir rol model olabilirdi. Ama beşinci kez aday olacağını açıklar açıklamaz gösteriler başladı. 2014 yılında dördüncü kez aday olmasının da geniş çaplı eleştirilere maruz kaldığını da hatırlatmalıyız.
İşlerin bu duruma gelmesi ve Buteflika’nın tekerlekli sandalyede yarı yarıya engelli bir şekilde yönetimden ayrılmaya zorlanması çok acı vericidir. Ancak ülkeyi onun akrabalarının yönetiminden ve ardından çıkması neredeyse kesin olan kanlı çatışmadan kurtarmak için bu gerekliydi.
Dökülen sütün arkasından ağlanılmaz ve Cezayirlilerin yapabilecekleri tek şey daha iyi bir gelecek beklentisinde olmaktır. Değişim en azından kan dökülmeden, kaos çıkmadan ve sert çekişmeler yaşanmadan gerçekleşti. Umudumuz o ki geçiş sürecinin geri kalanı da sorunsuz ve oy birliği ile tamamlansın ve Cezayir tarihinin yeni bir dönemine geçiş yapsın.