Libyalıların 8 yıldır devam eden kaos ve çatışma kâbusunun sona ermesini ümit etmeleri ve tek hükümet-tek ordu temelli bir devletin hayalini kurmaları şaşırtıcı bir durum değildir. Milis grupların kalesi başkent Trablus’a ulaşan ve kırsal kesimde çeşitli yerleri ele geçiren Libya Ulusal Ordusu’nun hızlı ilerleyişiyle birlikte bugün bu hayal, gerçeğe daha yakın gibi duruyor.
Sadece Libya halkı değil, aksine dünya, özellikle de bölgesel ve uluslararası güçlerin çoğu, milislerden kurtulup savaş kâbusunun sona ermesini ve merkezi bir yönetimin kurulmasını istiyor. Bütün hükümetler, askeri operasyonları durdurmaya ve barışçıl çözüme çağrı yapmasına rağmen birçok başkent, General Halife Hafter öncülüğündeki askeri çözüme karşı çıkmıyor. Paris, Washington, Moskova ve Kahire, tehdit içerikli siyasi açıklamalar yapmadı. Tam tersine bu açıklamalarda siyasi çözümü teşvik eden bir dil kullanıldı.
Ordu güçlerinin Trablus’a ulaşmadan önceki mevcut güç dengesi ortamında siyasi çözümün gerçekleşmesi mümkün değildi. Militanlar, kendi silahını, petrolünü ve nüfuz bölgelerini muhafaza ettikçe müzakereler başarısız olacaktı.
Müzakere masasını hazırlayan Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, yeni gelişmelerden dolayı müzakerelerde yaşanacak aksaklıklara karşı çıktığını ve çözüm müzakerelerinin yerinde ve zamanında yapılacağını söyledi. Selame, “Bu aşamaya ulaşmak için geçirdiğimiz bir yılın ardından çözüm müzakerelerini iptal etmeyeceğim” dedi. Ordu, Trablus’un tamamını ele geçirmemiş olsa da aslında şu an müzakere yapmak için vakit daha uygun gibi. Silahlı kuvvetlerin top atış mesafesinde olan silahlı militanlara karşı güç dengesi, askeri yönetimin lehine döndü.
BM tarafından tanınan Fayiz es-Serrac liderliğindeki Mutabakat Hükümeti’nin müttefiki olduğu gerekçesiyle silahlı militanlar, son günlerde siyasi propaganda kapsamında “meşruiyet” sözcüğünü dillendirmeye özen gösterdi. Silahlı militanlar, Mutabakat Hükümeti’ni desteklediğinden dolayı meşruiyeti sadece hükümetten alıyor. Fakat General Hafter’in komuta ettiği ordu ise meşru bir kurum olup Libya parlamentosu tarafından destekleniyor. Aynı zamanda Libya parlamentosu da meşru bir kurumdur.
2011 devriminden beri sefil bir yaşam süren Libya halkı ne yapacak? Hiç şüphesiz Libya halkı, parçalanmış ülkeyi birleştirip yeniden bütünleştiren, güvenlik ve istikrarı pekiştiren, milisleri yok edip ülkeyi bu uzun karanlıktan kurtaran merkezi bir yönetimi destekleyecektir. 8 yıllık kaos ortamında Libya’yı ulusal ordu bütünleştirebilir. Silahlı militanların bazısı, el-Kaide örgütüne bağlı radikal gruplardır. Suriye’deki iç savaşta benzer grupları destekleyen Katar ve Türkiye gibi silahlı militanlara destek veren hükümetler mevcut.
Katar, ulusal ordunun Trablus’u kurtarma operasyonunun Suudi Arabistan tarafından desteklendiğini söylediği zaman ikna olmamış ve çekişme kapsamından çıkmamıştır. Katar, savaşın başından beri Libya’daki militanları açık bir şekilde desteklemeye devam ediyor. Keşke Suudi Arabistan’ın Libya silahlı kuvvetlerini desteklediği “suçlaması” doğru olsa! Çünkü Libya silahlı kuvvetleri, her türlü desteği hak ediyor. Fakat durum böyle değil.
Suudi Arabistan, çatışma sahalarından uzak olup sadece Yemen savaşında mevcuttur ve burada Arap Koalisyonu’nu komuta etmektedir. Libya halkını korkutan ve Tunus, Cezayir, Çad ve Mısır gibi komşu ülkeleri tehdit eden silahlı militanlar yok edildiği zaman bölge ülkelerinin çoğu mutlu olacaktır. Libya’da General Hafter’i ya da Tümgeneral Ahmed el-Mismari’yi kayırmaya yönelik bir tutum sergilenmiyor. Aksine Libya toprağının bütünlüğünü sağlamaya ve kaosu sonlandırmaya yönelik bir tutum izleniyor.
TT
Neden Hafter’in kazanmasını istiyoruz?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة