Amerika Birleşik Devletleri Afrika İşleri Devlet Sekreter Yardımcısı Tibor P. Nagy, Sudan'ın başkenti Hartum’a ulaştı.
Nagy, Askeri Geçiş Konseyi'ni (AGK) iktidarını sivil hükümete devretmeye zorlamayı hedefliyor.
ABD Temsilcisinin tüm çabası, Sudan'da siyasi boşluğun devam ettiği bir atmosferde ülkenin şiddet ve kaos sarmalına kaymasını, yaşamın birçok yönünün bozulmasını ve gerginliklerin tırmanmasını engellemek üzerine yoğunlaşıyor.
Uluslararası toplum, barışçıl devrime destek veriyor ise de, özellikle oturma eylemini kırma girişimleri sırasında yaşanan katliamdan sonra, baskı ve cinayet haberleriyle etkileşim halinde olsa da Sudan'daki işlerin tersyüz olmasından ve silahların yayılmasından da endişe ediyor. Ayrıca terörist faaliyetlerini bu ülkeye taşımak için herhangi bir kaosu değerlendirebilecek cemaatlerin varlığını ciddi bir risk olarak görüyor.
ABD yetkilisi, Hartum’a Washington ve Kongre’nin açık desteğini alarak geldi. Dolayısıyla askeri konseye, sivillere yönelik şiddetin durdurulması ve iktidarın sivil bir hükümete devredilmesinin hızlandırması yönünde baskı yapabilecek bir iradeye sahip.
ABD temsilcisinin ziyareti, BM Güvenlik Konseyi'nin sivillere yönelik şiddeti kınadığı, iktidarın sivil yönetime devri ve krizi çözmek için müzakerelerin yeniden başlatılması çağrısında bulunduğu bir zamanda gerçekleşti.
Ancak ABD yetkilisi aynı zamanda, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in özel elçisinin dün, iktidarın sivil bir hükümete devredilmesi hususunda müzakerelerin yeniden başlatılması için anlaşmaya varıldığını –ki bu müzakerelere hazırlık mahiyetinde askeri konsey, siyasi mahkûmların serbest bırakılacağını, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri ise sivil itaatsizliğin askıya alınmasını onayladığını ilan etmişlerdi- duyurduğundan beri Sudanlılar arasında ateşli bir tartışmanın yaşandığı bir zamanda Hartum’a gelmiş oldu.
Sudanlılar ikiye bölünmüş durumdalar; bir kısmı bu adımların gerekli olduğunu düşünürken, diğer bir kısmı, sivil itaatsizliğin askıya alınmasının ve müzakerelere geri dönülmesinin, oturma eylemini kırma girişimlerini engellemek adına kendilerini feda eden gençlerin kanına saygısızlık anlamı taşıyacağını düşünüyor. Ancak ne var ki; oturma eylemini kırma girişimleri sonrasında yaşanan büyük acıya rağmen, dolaylı olarak da olsa, iktidarın sivil yönetime devri için bazı adımların atılması zaruridir. Zira bazı düzenlemeler yapılmadan ve müzakere edilmeden bunun gerçekleşmesi mümkün değildir.
Mevcut uluslararası hamleler, 19 Aralık'ta başlatılmasından bu yana pek çok fedakârlık yapılan ve bu uğurda kan dökülen Sudan devrimi tarafından talep edilen isteklerin gerçekleşmesi adına bir fırsat sunuyor.
Zaten pek çok insan günlerdir şunu merak ediyor: oturma eyleminin sonrasında ne olacak? İlk üç günde büyük bir başarı elde edildiğini görmüşlerdi, ancak aynı zamanda süresiz olarak devam edemeyeceğinin de farkındalar. Oturma eylemi iki ucu keskin bir kılıç gibidir, askeri konseye baskı uygular, ancak aynı zamanda insanlar üzerinde de baskı meydana getirir. Zira, zaten zor koşullar altında yaşamlarını devam ettiren halkın günlük hayatlarını etkiler.
Etiyopya arabuluculuğuna cevaben sivil itaatsizliğin askıya alınmasına karar veren Sudan Meslek Odaları Birliği (SPA) ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) de elbette ki bu durumun farkındaydılar. Bu karar, insanlara, yaşamlarını yeniden düzenleme fırsatı tanıdığı gibi hayatlarını sürdürdükleri alanlarda nefes alma imkânı verir. Birlikteliklerini yeniden düzenlemiş ve iletişime geçmiş olurlar.
İnternet kesintisinden dolayı bir süreliğine aksayan, ancak askeri konseye yapılan iç ve dış baskıların neticesinde kısa sürede yeniden bağlanan internet aracılığıyla bu sağlanabilir.
Her durumda, oturma eylemini askıya alma kararı nihai bir karar anlamına gelmemektedir. Bu, ÖDBG’nin, yönetim değişikliğinin olması gerektiği gibi gitmediğini ve askeri konseyin meseleleri yeniden savsakladığını hissettiğinde tekrar alabileceği bir karardır. Şu an için, uluslararası baskı, sivil hükümete geçiş hususunda sivil itaatsizlikten daha etkili bir silah olabilir.
Elbette, Sudanlılar arasında oturma eyleminin, AGK devrilene kadar devam etmesi gerektiği yönünde fikir beyan edenler vardı; Facebook, SPA web sayfasında ve ayrıca sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan bazı sert tepkiler buna işaret ediyordu. Oturma eylemi katliamından bu yana askeri konsey tarafından uygulanan internetin kesilmesi gibi karartmalar dışında bu türden seslerin hiç eksik olmadığını belirtmek gerekir.
Öfke ve duygusal tepkileri anlamakla beraber politik maharet; bazen değişen şartlara göre taktik değiştirmeyi, hedeflere ulaşmak için duyguları bastırmayı ve acıları hissettirmemeyi gerekli kılar.
Şimdi iktidar değişimi adına yeni adımlar atma fırsatı varsa, neden nihai hedeflere ulaşmak için değerlendirilmiyor?
AGK, süreci savsaklamaya kalkışsa dahi, bu durumun dünyaya açıklanması siyasi bir kazanım olacaktır çünkü ÖDBG'ye daha fazla uluslararası destek gelecektir, bu arada Konsey'in dışlanması ve üzerindeki baskının artması da mümkün hale gelecektir.
Buna ek olarak, böylesi bir adım sokağı seferber edecektir, böylece ÖDBG’nin sonraki adımları daha güçlü olacak, grev ve oturma eylemlerinin yeniden başlatılması veya sokak gösterilerine yeniden dönüş daha kolay hale gelecektir.
Tüm hesaplarda, ÖDBG’nin tüm yetkilere sahip bir sivil hükümeti teslim alması, Yasama Konseyi'nde mutlak çoğunluğu elde etmesi, sınırlı yetkilere sahip Egemenlik Konseyinde çoğunluğu elde etmesi, uğruna kan dökülmüş devrimin gerçek bir zaferi olacaktır.
Her ne kadar Etiyopyalı arabulucu, tarafların daha önce üzerinde uzlaştığı konularda geriye dönüş olmayacağını vurgulamış olsa da, Egemenlik Konseyi'nin teşkili sorununun müzakereler yeniden başladığında tartışmaya açık olacağını açıkladı. Bu en zor düğümdü çünkü askeri konsey bütün önerileri reddetmişti, meclisin çoğunluğunu ve başkanlığını istemişti.
Bu noktadaki müzakerelere bakmaksızın, ÖDBG’nin taviz veremeyeceği iki şey var, çünkü bu konudaki her bir tavizin bedeli çok yüksek olacaktır.
Bunlardan ilki, oturma eylemi direnişini kırma girişimleri sırasında işlenen suçlara karışanlardan hesap sorulmasına yönelik Afrika-uluslararası katılımla beraber bağımsız bir soruşturmanın yürütülmesidir.
İnsanlar, özellikle de bu devrimde en büyük fedakârlığı yapan gençlik kuvvetleri, soruşturma ve hesap sormada herhangi bir taviz veya ihmali kabul etmeyeceklerdir. Katliamın soruşturulmasından ve hesap sorulmasından önce askeri konsey ile müzakerelere devam etmeye bile itiraz edenler var. Ancak bu kesimler ikna edilebilirler, zira bağımsız ve şeffaf bir soruşturma ancak sivil hükümet döneminde gerçekleştirilebilir.
Bundan önceki herhangi bir soruşturma, işler konseyin kontrolü altında olduğu sürece, şeffaflığı konusunda her zaman bir soru işaretini beraberinde getirecektir.
İkincisi, silahlı unsurları sokaklardan çekme ve Hızlı Destek Kuvvetleri'ni başkentten çıkarma hususundaki ısrarı. İnsanları bu günlerde en çok endişelendiren şey, bu güçlerin sokaklarda devriye gezmesidir. Devriye gezen bu askerler görüldükçe zihinlerde önceden yaşanmış tüm cinayetler, yıldırma ve baskı hareketleri yeniden canlanmaktadır. Bu şekilde varlık göstermeye devam etmeleri kabul edilebilir bir durum değildir, daha sonradan çatışmalara da yol açabilir. Bu Destek kuvvetler düzenli birlikler değildir, gençler karşı karşıya kaldıkları baskı ve işkencelerden dolayı onlara zaten kızgınlar.
Bu, fitilin herhangi bir kıvılcımla ateşlenebileceği anlamına gelmektedir. Ayrıca, bu güçlerin başkentte bulunması, sivil hükümet için bir tehdit oluşturacak ve darbe baskıları karşısında savunmasız kalmasına neden olacaktır. İktidar dengesini, "göstermelik" bir konsey olup olmadığına bakmaksızın, önerilen egemenlik konseyine taşınacak askeri konsey üyelerinin lehine değiştirmesi muhtemeldir.
ÖDBG de, müzakerelerin ve varılan anlaşmaların Afrika-uluslararası garantörlük çerçevesinde olmasını talep edebilir. Böylece mevcut uluslararası hareketlerden mümkün olan en büyük kazancı elde etmiş olacağı gibi devrimci güçlerin taleplerini elde etmek adına çektikleri acıları en aza indirmiş olur. AGK, oturma eylemini kırma girişiminden bu yana en zayıf dönemini yaşıyor.
ÖDBG şayet uzlaşmayarak, Afrika ve uluslararası hareketlilikten faydalanmayarak bu fırsatı kaçıracak olursa, diğer görüşme turlarında da kaybetmiş olacak. Sudan’ı demokratik, sivil yönetime aktarma mücadelesindeki sıkıntıları daha da uzatmış olacaktır.
TT
Sudan'da sivil itaatsizliği kırma hesapları
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة