Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Kuveyt Emiri Bağdat’ta

Kuveyt Emiri Bağdat’ta: Bu bir hatırlama mı yoksa unutma zamanı mı? Peki neyi unutmalı ve neyi hatırlamalıyız: Bir Arap ülkesinin nasıl bir diğer Arap ülkesini işgal ettiğini ve varlığını sona erdirdiğini, sözde bir kahramanı onun yöneticisi olarak atadığını mı? Peki neyi hatırlamalıyız? Saddam’ın nasıl bütün dünyaya kulaklarını tıkadığını mı yoksa ordusunu Kuveyt’ten kovmak için gelen 33 ülkenin ordularının ve donanmalarının yolunun gözlemlenmesini mi?
Tarih her zaman unutulmaya mahkumdur. Ama Kuveyt Emiri Sabah El-Ahmed uçağı ile Irak hava sahasına girerken; dünyanın bütün diplomasisinin Saddam Hüseyin’i ülkesini yıkmaması, komşu bir ülkeye saldırmaması, Arap birliğinden geriye kalmış olanları yıkıp onun yerine bir kuşku, korku ve nefret dikenleri ekmemesi için ikna etmeyi başaramadığını hatırlayacaktır.
Kuveyt’in işgali Arapların tarihinde yüz kızartıcı bir lekedir. Daha da kötüsü bazı Arapların da onun yanında yer almasıdır. Onu destekleyenlerin her biri desteklediğine benzer bir son ile karşı karşıya kaldı. Başkaları ile alay etmek ayıptır ama Kuveyt zulmüne katılan, halkına zorluk ve sıkıntı yaşatan, iyi komşuluk ilkelerini, örf ve adetlerini küçümseyen herkesin başına da aynı şey geldi.
Elbette bu geçmiş olsa da aynı zamanda bir tarihtir. Elbette Irak, Saddam Hüseyin’in kendi ülkesine ve başka ülkelere yaptıklarından dolayı suçlanamaz. Ama herkes, bu saçma komedinin; Irak, Kuveyt ve Araplara binlerce cana ve tonlarca servete mal olduğunu, onları yüzlerce yıl geriye götürdüğünü hatırlamalıdır.
Ömer El-Beşir, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tutuklama kararına: Hadi gelin ve beni tutuklayın diyerek meydan okumakla övünüyordu. Uluslararası Ceza Mahkemesi buna  cesaret edemedi. Ama Hartum’daki askeri polisler onu tutukladılar. Ömer El-Beşir; Saddam’ın Kuveyt’i işgalini haklı gören son müttefiğiydi. Hukuku, Arapları ve itibarını hedef alan bu kolektif suçu haklı göstermeye çalışan kaybedenler kulübünün son üyesiydi.
Araplar arasında diplomatik gelenekleri güçlendirmekle geçen 60 yıllık bir deneyimi arkasına alan, sabırlı, hoşgörülü, yumuşak huylu, yerel yapıcı siyasette ve Arap gururunda süreklilik modelini temsil eden o arabulucu Bağdat’a ulaştı. Kuveyt Emiri her zamanki gibi güler bir yüzle boşa giden ve düşmanlık, aptalca ve çocukça hayaller ile dolu olan 30 yılın yerini alacak bir işbirliği arayışı ile Irak’ı ziyaret ediyor.
Irak’ın kayıpları Kuveyt’in kayıpları ile karşılaştırılamaz. Ama aptalların savaşının bir kazananı da yoktur. Saddam Hüseyin en yakın yardımcılarını dinleseydi bu uğursuz kumarı oynamazdı. Ama onlar da Saddam’ın bizzat idam edileceklerin listesini okuduğu o günde  idam edilen arkadaşları ile aynı kaderi paylaşmaktan korktular.