Rıdvan Seyyid
Lübnanlı akademisyen, siyasetçi- yazar Lübnan Üniversitesi'nde İslami ilimler profersörü
TT

Cebel-i Lübnan olayları ve Emir’in bölgesinde öldürülenler!

1958’de iç anlaşmazlık, Cumhurbaşkanı Kamil Şamun’un görev süresinin uzatılması ve ordu komutanı Fuad Şihab’ın Cumhurbaşkanı olarak seçilmesiyle sona ermişti. Amerikalılar (Şamun ABD kuvvetlerini Lübnan’a kendisine yardım etmesi için çağırmıştı!) ve Cemal Abdunnasır bu çözümü onaylamışlardı.
O gün, Cumhurbaşkanı Şamun taraftarı Hristiyanlar yenilmişlik duygusuna kapıldılar, Şamun’un yardımcısı Şuf bölgesinde yeni duruma meydan okudu, kışkırtıcı açıklamalar yaparak bir Hıristiyan kasabası olan Deyr'ül Kamer’e geri dönmeye karar verdi.
Takip edildiğini fark edince Beytu’d-Din bölgesinde bulunan ve Bölge Emiri olan Fuad Şihab’a sığınmak durumunda kaldı.
Ünlü siyasi yorumcu Mişel Abu Cevde, Nehar gazetesinde "Emir’in koruması altında” başlıklı alaycı bir makale yazdı. Şamun'un sarayın kapısında öldürülebileceğini, Emir’in (Şihab ailesi Cebel-i Lübnan Emirliği görevini yıllarca yürüttüler) kendi mahallesinde bile güvenliği sağlayamadığını iddia etti. 2008 yılına hızlıca bir geçiş yapalım.
O gün, Hizbullah Beyrut kentini -liderinin ifadesiyle- direnişe karşı "komplo"yu ortadan kaldırmak için silahla işgal etti. Velid Canbolat (1958 devrimini yöneten Kemal Canbolat’ın oğlu) Saad Hariri ve 14 Mart Kuvvetlerinin müttefiki olduğu için-halen de öyledir- Parti, Beyrut'a bakan dağlık bölgeye saldırarak onu cezalandırmak istedi. Parti Beyrut'u işgal etti, ancak elindeki tüm askeri yeteneklere rağmen Dürzîlerin şiddetli direnişini kıramadı.
Dördüncü gün (8-12 Mayıs tarihleri arasında), Nasrallah tarafından görevlendirilen ve Velid Canbolat tarafından kabul edilen Talal Arslan'ın aracılık etmesiyle ateşkes ilan edildi. 2008  ve 2018 arasında köprünün altından çok sular aktı. Canbolat, Saad Hariri ve 14 Mart kuvvetleri ile yaptığı ittifaktan ayrıldı. Hariri hükümetinin 2011 yılında yıkılmasının ardından parti tarafından kurulan ve o gün "tek renkli" olarak isimlendirdiğimiz hükümete bile girdi. Bununla birlikte, kalplerde olanlar kalplerde ve hatta kulaklarda kaldı.
Canbolat, Beşşar Esed rejimine olan düşmanlığını devam ettirdi ve Avn’ın Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıktı. Ancak, 1988’den beridir bu makamı çok arzulayan Avn, hem Hizbullah’ın hem de Saad Hariri’nin desteğiyle 2016’da Cumhurbaşkanlığına geldi. 2006’da Hizbullah ile kurduğu ittifaktan dolayı kendisi her zaman Partinin cumhurbaşkanı adayı olmuştur. İkinci ya da üçüncü kez, Canbolat, fiili durumu hemen kabullendi ve güçlü Hıristiyan lideri ziyaret etti. Hatta Lübnan Demokratik Partisi (LDP) lideri Talal Arslan ve Devlet Bakanı Salih el-Garib ile bir araya gelebildi ve Arslan’a cumhurbaşkanlığı için destek sözü verdi.
Ancak Canbolat’ın yaşadığı sorunlar bunlarla sınırlı değil. İran ve Rusya'nın boğulmaktan kurtardığı Beşşar Esed bu arada devreye girdi. İstihbarat birimleri Canbolat-Arslan ihtilafını yeniden uyandırdı, Talal Arslan ve Viam Vahhab’ı Canbolat’ın karşısına Hizbullah’tan doğrudan koruma ve destek alarak yerleştirdi. Böylece, General Avn döneminin başlangıcından beri, Cebel-i Lübnan’da hadiseler neredeyse her gün yaşanır oldu. Her iki taraftan insanlar öldürülmeye başlandı ancak failleri bir türlü bulunamadı.
Şayet sorun Dürzîler arası kavgalar ve Şeyhu'l-Akl denilen dinî önderlerinin seçimleri ile sınırlı olsaydı belki Ukkal denilen kanaat önderleri arabuluculuk yaparlar, göstermelik de olsa ve karşılık bulmayacağını bile bile devlet, güvenlik ve adalet çağrısı yaparlardı. Fakat olan şu ki, Cumhurbaşkanı’nın damadı Cibran Basil, cumhurbaşkanlığı makamını elde etmek için dün olduğu gibi bugün de çabalamaktadır. Kendisini eski iki başkan Kamil Şamun ve Beşir Cemayel’in bir karışımı olarak görüyor, muhalifleri ise onun sadece bir damat olarak görüyorlar. Avn’ın ilk iki yılında Basil, Hristiyanların haklarını Sünnilerden geri alma bahanesiyle tüm gayretini Hariri ile mücadeleye hasretti. Bunu da Taif anlaşmasını, Anayasayı ve Başbakanlık haklarını ve yetkilerini ihlal ederek yaptı. Sünni kesim ilk defa iki ay önce isyan etti ve bu duruma karşı çıktı ancak iş işten geçmişti, Hariri ise Basil ve onun hareketleri üzerinde hiçbir etki yapmayan bir iki sert kelam etti!
Bu süreçte Basil, Süleyman Franjiye ve Semir Caca’nın etkin olduğu bölgelere el attı, buralarda kendisine rakip olabilecek muhtemel Hıristiyan adayları ekarte etmenin yollarını aramaya başladı. Sünniler veya Hıristiyanlar tarafından gelebilecek herhangi bir meydan okumaya aldırış etmeden buralarda kitlesel kutlamalar düzenledi ve konuşmalar yaptı.
Son zamanlarda Cebel-i Lübnan’a doğru hareket etmesi tesadüf olmayabilir. Cebel-i Lübnan’ı bir baştan diğerine dolaşma eğilimine girdi, yüksek tondan konuşmalar yapmaya başladı ve Hıristiyanlara yenilgilerini, zaferlerini ve elde etmeye çalıştığı haklarını hatırlattı, Gezintilerini Viam Vahhab ya da Talal Arslan ile sonlandıracak. En son Devlet Bakanı Salih el-Garib’i ziyaret etmişti.
Tabii ki, bu konuşmalar ve gövde gösterileri görmezden gelinemezdi. Esasında Canbolat Dürzileri –ki Dürzilerin büyük bir çoğunluğu önceden olduğu gibi günümüzde de bu kanattandır- gerginlik yaratmak isteyen taraf değillerdir. Arslan ve Canbolat aşiretleri arasındaki ihtilaf çok eskilere dayanmaktadır.
Canbolatlar diğer Dürzi aşiretleri, Suriye Suveyda ve Cebel el-Arab bölgesinde yaşayan Dürzileri paramparça eden Esed rejiminin yaptığı zulmü onaylayan aşiretler olarak görüyorlar.
Canbolatlar yine diğer aşiretlere, damadın onları kendi evlerinde aşağılamasını ve 300 yıldan beridir devam eden Dürzi-Hıristiyan ihtilafını hatırlattılar. Dürzîler ve Sünniler Suriye'deki savaşı kaybetti. Hizbullah onları, Sünnileri ve devleti kontrol eder hale geldi.
30 Haziran'da Pazar günü Cebel-i Lübnan'da olanlar, Canbolat’a hasım olanların Suriye rejimi, cumhurbaşkanı ve onun damadı tarafından desteklenmesinin bir sonucudur. Basil’in gövde gösterileri ve konuşmaları gerginlik yaratmıştır.
Dürziler arasında çoğunluğu oluşturan Canbolatlar, idare içindeki konumlarının bile garanti edilmeğini düşünüyorlar. Her zamanki gibi, Basil, kışkırtıcı konuşmalarına Cebel-i Lübnan'daki Kahale kasabasından başlamış Sofar köyünde devam ettirmiştir.
Niyeti bu konuşmalardan sonra öğle yemeği için Salih el-Garib’in yaşadığı köye geçmekti. Sonraki planı ise diğer Hıristiyan köylerini ziyaret edip Şuf bölgesinde Talal Arslan’la beraber akşam yemeği yemekti. Devlet Bakanı Salih el-Garib’in ve onun silahlı konvoyunun Şamlan'daki rolünün ne olduğu, Basil’le görüşüp görüşmediği ya da onun yolunu açmaya gelip gelmediği henüz belli değil çünkü göstericiler yolu kapatmaya çalışıyordu. Basil henüz ortada yokken olaylar çıktı, çatışmalar sonucu Bakan Salih el-Garib'in 3 koruması yaralandı, 2 koruması ise hayatını kaybetti. Talal Arslan, asıl hedefin Salih el-Garib’e suikast düzenlemek olduğunu söyledi. Canbolat destekçileri ise, Basil'in ziyaretine karşı barışçıl bir şekilde gösteri yaptıklarını, ilk ateşin Salih el-Garib’in korumaları tarafından açıldığını söylediler.
Şimdi ne olacak?
Yüksek Savunma Konseyi’nde yapılan toplantının ardından, Arslan taraftarları ve Basil davayı devletin güvenliğini tehdit eden suçlarda yasal olarak yetkili olan Yargı Konseyine havale etmek istiyor.
Amaçları ise Canbolat’ı bir veya iki bakanı öldürmeye teşebbüs suçundan yargılatmak.
Yargı Konseyine havale etmek için başbakanın onayına ihtiyaç var ve o hala buna karşı çıkıyor, bu nedenle geçen salı günü yapılması gereken kabine toplantısı iptal edildi.