Sudan’da asker ve siviller arasında gerçekleşen anlaşma ileriye, uzlaşıya ve barışa yönelik atılmış, korunması ve kalkınma için temel alınması gereken büyük bir adımdır.
Ordu ile devrimci sivil siyasi güçler arasındaki yönetim oluşumları aracılığıyla geçici güç paylaşımı ile sonuçlanan anlaşma, Sudan’ı kaos bataklığına düşmekten ve siyasi çekişmelere sürüklenmekten korudu.
Kusurlarına ya da kazananın ordu mu siviller mi olduğuna dair belirginliğin olmadığına yönelik söylenenlere rağmen anlaşma, siyasi bir yol haritası belirleme, sokaklardaki çatışma ile devlet ve kurumlarındaki kaosu sona erdirme yolunda atılmış büyük ve hayırlı bir adımdır.
Fakat akıllarda dolaşıp duran şu soruyu da cevaplamalıyız: Bu anlaşma, iki siyasi taraf arasında mı yoksa siyaset ile bir ilgisi olmayan ordu ile silah ve milis güçlerle hiçbir şekilde ilişkisi olmayan sivil güçler arasında mı gerçekleşti?
Diğer bir deyişle; ordu ve adamları siyasi olmayan bir kurum, Özgürlük ve Değişim Güçleri Bildirgesi de hiçbir grubunun silah, güç ve darbe mantığı ile ilişkisi olmadığı bir güç müdür?
Anlaşmanın içeriği ile ilgili yapılan bazı yorumlarda bu karmaşık ilişkiye işaret ediliyor. Örneğin Askeri Geçiş Konseyi (AGK) Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan “Bu dönemi atlatmak için ortakların söylemlerini birleştirmesi gerektiğini” vurguladı.
AGK Başkan Yardımcısı General Muhammed Hamdan Daklu da “Anlaşmanın devamının olduğunun ve hiç kimsenin dışlanmayacağının, bütün silahlı hareketler ve siyasi güçleri içine alacak kadar kapsamlı olacağının” altını çizdi.
Sudan’ın askeri sembolleri tarafından yapılan söz konusu açıklamalar tamamen siyasi niteliklidir. İsimlerinin önündeki askeri rütbeler olmasa sanki Sadık el-Mehdi, Amr el-Dukair hatta gösterileri koordine eden gençlerden birini dinlediğinizi zannedebilirsiniz.
Buna karşılık bu gençlerden biri olan ÖDBG liderlerinden Ahmed er-Rabii’yi de Fransız haber ajansına, anlaşmanın uygulanmasının önünü açmak için sivil itaatsizlik çağrısını iptal edildiğini açıklamasını yaparken görebiliriz.
Doğrusu bugün devrimciler arasında yer alan bazı siyasi güçler de geçmişte askeri darbelere katılmış, ordu ve güvenlik güçleri ile ittifak içinde yer almıştı. Aynı şekilde ordunun kendisi de General Abboud’tan Numeyri’ye, Swar el-Dahab’a ve el-Beşir dönemine kadar siyasetten uzak durmamıştır.
Sudanlı araştırmacı Amr el-Turabi “el-Mecelle” dergisinde yayınlanan bir yazısında askerler ve siviller arasındaki bu kesişime ve örtüşmelere ilişkin şunları söyledi:
“Sadece Sudan ordusunu siyasallaşmakla suçlayamayız. Sudan’da herkes siyasallaşmaya maruz kalmıştır. Hatta Sudan’da askeri bir darbeye siyasi bir eylem gözüyle bakılır. Siyasi partiler bugüne kadar halen darbeleri kınamayı ve özür dilemeyi suç olarak gören girişimlerden çekinmektedir.”
O halde bu anlaşma dışarıdan bize göründüğü gibi aralarında uyumsuzluk olan taraflar arasında gerçekleşmemiştir. Çünkü ne askeri olan taraf tamamen asker, ne de sivil olan taraf tamamen sivildir.
TT
Sudan’daki anlaşma kimler arasında yapıldı?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة