Denizler bazen genişler genişler ve okyanus boyutuna ulaşırlar. Bazen de o kadar daralırlar ki boğaz ya da bazı alaycı kimselerin deyimiyle boğazlayan adını alırlar. Çanakkale Boğazı ya da denizin genişliğinden bıkan insanın kendi eliyle kazdığı Süveyş Kanalı gibi.
Bu yüzden boğazlar ya savaşlara neden olmuş ya da barış ekonomilerinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Çanakkale Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi boğazların sahip oldukları coğrafi konumlara rağmen dünya onların uluslararası bir kimliğe sahip olmasına önem vermiştir.
Geçen yüzyılın ortalarında petrol, yeni sanayi dünyası için tatlı su kadar önemli bir hale geldi. İnsanlar; dünyanın rafineleri, fabrikaları ve arabalarına petrol taşıyan Arap Körfez ülkelerinin petrol tankerlerinin geçtiği yeni bir boğazın adını duymaya başladı. Ama çok geçmeden bu boğaz, bir zamanlar Süveyş Kanalı’nın olduğu gibi korkunun adresi oldu. Herhangi bir askeri çatışmada bu boğaz, ne ihracatçı ne de ithalatçı ülkelerin topraklarında yer almasa da onlar için gerçek bir boğazlayana dönüşebilirdi.
Coğrafya; birçok çatışma ve sorunda Araplar ile İranlıları karşı karşıya getirmiştir. Hürmüz Boğazı’nda ise çoğu zaman gezinti ve geçiş bir boğazlayana dönüşmüştür.
Oysa bunun gibi stratejik noktaları genellikle uluslararası anlaşmalar ve örfler korur.
Nitekim İran; Batı ile çatışmasında rehinenin boğazını sıkmaya karar verene dek gemiler, tankerler hatta savaş gemileri, bu sıcak noktalardaki dalgalar dahi onları engellemeden doğal ve normal bir şekilde geçerdi.
Ama İran, gittikçe daha fazla sıkmaya başlar çünkü eğer kendisi petrol ihraç edemiyorsa başkaları da edememelidir. Kendisine yaptırımlar uygulayan ABD olsa da İran bunu tüm dünyaya uygulamak istemektedir. Bunun için en iyi nokta da boğazdır.
Bu noktada İran ve küçük botları, ABD ile arasındaki sorun nedeniyle Avrupa’yı korkutan bir devlet haline geldi. Ulusal marşında yer aldığı gibi bir zamanlar, Akdeniz’den Hint Okyanusu’na Hindistan yolu üzerinde aralarında İran’ın da olduğu ülkeleri işgal eden İngiltere’nin gemilerini alıkoyan bir ülke oldu.
Tarafsız uluslararası bir bölge olması gereken boğaz, İran’ın elinde bir tehdit aracı oldu.
Herhangi bir hukuka, sözleşmeye veya örfe saygıdan uzakta Arap rehineler dizisinde bir başka rehineye dönüştü.
Çin ile Rusya bile tarafsız kalıp İran’ı desteklemekten kaçındılar. Ama İran’ın onlara ihtiyacı yok çünkü Devrim Muhafızları var.
TT
Boğazlar Savaşı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة