Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

İntihar çağrısı

Skandallar uzun ömürlüdür ve başroldeki kişiler ne kadar ünlüyse o kadar da gizemlidir. Görünüşe bakılırsa uluslararası medya da belirsiz bir süre boyunca ABD’li milyarder Jeffrey Epstein’ın intihar hikâyesi hakkında sadece iddialar ve sızıntılar ile yaşayacak. Kimileri Epstein’ın intihar ettiği teorisine inanırken kimileri de inanmayacak. Ben ise ikinci gruptanım.
Şu ana kadar verilen bilgilere dayanarak Jeffrey Epstein’a intihar etmesi için açık bir çağrı yapıldığını söyleyebilirim. Çünkü ömrünü dünyanın en aşağılık mesleklerinden biri olan seks amaçlı insan kaçakçılığı yaparak geçiren birinin ahlak duygusunun birden uyanmış olduğu iddiası mantıklı değildir. Bu nedenle daha tutuklandığı gün arkadaşıma,1960’lı yıllarda İngiltere Savunma Bakanı John Profumo ile model Christine Keeler arasında yaşanan skandal sırasında Doktor Ward’ın intiharını okuduğumuz gibi, birkaç gün sonra da Epstein’in intihar ettiğini okuyacağımızı söylemiştim. Ward, ünlüler için gizli randevular ayarlayan ünlü bir kemik hastalıkları doktoruydu. Misafir listesinde adı skandallara karışması halinde büyük gürültü koparacak isimler de vardı. Bu nedenle onun susmasını tercih ettiler.
Bu skandal ortaya çıktığında Profumo istifa etti ve siyasetten uzaklaştı. Ömrünün geri kalanını Londra’nın güneyindeki belediye meclisinde yardım işlerinde gönüllü çalışarak geçirdi. Birkaç yıl önce de öldü. Onun ardından da Christine, 75 yaşında unutulmuş ve yoksul biri olarak bu dünyadan ayrıldı. Gazetelerdeki “Tarihte Bugün” köşeleri bile dönemin en ünlü şarkısında “Benim adım Christine” diye adı geçen Christine Keeler’a yer vermedi.
Şimdiki skandalın adı ise Epstein. Skandallar ancak iki şart bir araya geldiğinde büyük olurlar: Mal ve seks. Western filmlerindeki düello sahnelerinde ilk ateş edenin kazanması gibi burada da bunlardan hangisi önce gelirse o önem kazanır.
Epstein skandalında ise sınırsız mal ve kontrolsüz seks vardı. ABD yasalarına göre 18 yaşından küçük olanlar reşit sayılmazken Epstein’in ABD eyaletlerinde ve diğer başkentlerde yayılmış bulunan ağı,16 yaşını geçmemiş, reşit olmayan kızlar ile doluydu.
Bir keresinde New York’tayken Nizar Kabbani hayranı olan bir Arap gazeteci ile otelde buluşmuştum. Gazetecinin yanında etkilemek istediği ABD’li kız arkadaşı da vardı. Bunun için de Nizar’ın “15 yaşındayım” adlı şiirinden mısralar okumaya başladı ve benden de bunları kız arkadaşına çevirmemi istedi. Birkaç mısradan sonra kız arkadaşı kızgın bir şekilde ayağa kalkarak onu payladı:
“Bu bir şiir mi yoksa çocuklara taciz mi?”