Bu başlık, Trump’ın yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien'ın kitabının başlığı. O’Brien bu kitabını, 2016 yılında Obama’nın başkanlık görevinin yasal süresinin sona ermesinin ardından Cumhuriyetçi Parti adayı Donald Trump ile Demokrat Parti adayı Hilarry Clinton’ın yürüttükleri seçim kampanyası sırasında yayınladı. Anlattığına göre bu başlığı eski bir kitabın başlığından alıntılamış. Söz konusu kitap ise, kitabının kahramanlarından biri olan İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in kitabıymış. Churchill, “Britanya Uyurken” adındaki bu kitabını otuzlu yılların sonlarında yazmıştı. O’Brien, kitabının tarihi kahramanlarının Churchill’in yanısıra George Washington, Abraham Lincoln, Ronald Reagan, Margaret Thatcher olduğunu itiraf ediyor.
O’Brien’ın (bir dizi makaleden oluşan) kitabı ile Churchill’in kitabı arasındaki benzerlik, ikisinin de başkalarının sezemediği tehlikeleri sezmiş olmalarıdır. O’Brien, Almanya’da Nazi hareketinin yükselişi ile Churchill’in Avrupa semalarında kara bulutları toplamaya başlayan tehlikenin farkında olduğunu söylüyor. O dönemde Churchill ne hükümette görev yaptığı ne de milletvekili olduğu için hiç kimse kendisini dinlememişti. Bunun üzerine o da İngiliz kamuoyuna yönelmeye ve siyasi görüşlerini gazetelerde yayınlayarak onu karanlık güçlere karşı uyarmaya karar verdi. Uyarılarının ne kadar isabetli olduğu ise ancak Nazilerin İngiltere’nin Avrupa’daki komşularına saldırmaya başlamasından sonra kanıtlandı.
Churchill gibi O’Brien da, Mitt Romney ve Ted Cruz gibi hiçbiri başkanlığa ulaşamayan birden fazla cumhuriyetçi başkanlık adayını destekledikten ve seçim kampanyalarında görev aldıktan sonra, Beyaz Saray’a ulaşmayı başaran herhangi bir cumhuriyetçi başkanın bunlardan istifa edip uygulayabileceği umuduyla düşüncelerini bir kitap halinde yayınlamaya karar verdi.
ABD’de her zaman ya da çoğunlukla ulusal güvenlik danışmanlarının görüşlerinin etkili olduğunu ve uygulandığını söylersek peşin hükümlü oluruz. Çünkü ABD’nin siyasal sistemi çok daha komplekstir. Ancak danışmanlar genellikle başkana yakın ve onların üzerinde etkisi olabilecek kişilerdir. Nitekim tarihsel olarak danışmanların görevi, çok önemli uluslararası ilişkiler hakkında tavsiyelerde bulunmak oldu. Bu noktayı çok iyi anlamalıyız. Çünkü Donald Trump da bütün geleneksel cumhuriyetçi başkanlar gibi ABD’nin siyasi kurumlarında görev yapmamış ve onların dışından gelmiş bir isimdir.
O’Brien’ın siyasi hayatı oldukça dikkat çekici. Kendisi siyasi kariyerinin başlangıcından itibaren muhafazakâr eğilimli. Mezun olduktan sonra ilk olarak Richard Nixon’un görevi bırakmak zorunda kalmasının ardından yayınladığı “Gerçek Savaş” başlıklı kitabının yazım sürecine katıldı. Nixon, bir skandal nedeniyle görevinden istifa etmek zorunda kaldığı için o dönemde makbul değildi. Buna rağmen O’Brien, Cumhuriyetçi Parti’nin tarihi dayanaklarından biri olduğu için Nixon ile birlikte çalıştı. Nitekim Cumhriyetçi başkanlardan biri olan Ronald Reagan da Nixon ile yakın olmamasına rağmen seçim kampanyalarından birinde elinde Nixon’un Gerçek Savaş kitabının bir nüshası ile görüntülenmişti. O’Brien için bu, Reagan’ın Nixon’un ABD siyasi hayatında geçirdiği süre boyunca biriktirmiş olduğu deneyimlere dayanan tavsiyelerine önem verdiğinin bir işaretiydi.
Robert O’Brien’ın kitabının önsözünü, siyasi analist ve Richard Nixon Merkezi başkanı Hugh Hewitt yazmış. Hewitt önsözde, O’Brien’a duyduğu hayranlığı gizlemeyerek onun ABD’nin uluslararası ilişkilerinde gelecek vaat eden bir genç olduğunu söylüyor. Hatta onu dahi diye niteleyerek Kissinger ile karşılaştırıyor. Çünkü O’Brien, askeri ve özellikle de deniz kuvvetleri alanında uzman ve uluslararası ilişkiler konusunda geniş deneyime sahip birisi. Ayrıca oğul Bush döneminde ABD’nin BM daimi temsilcisi olan John Bolton’un bir süreliğine yardımcılığını da yapmış bir isim.
Robert O’Brien’ın kitabının büyük bir bölümü, ABD için net bir kayıp olarak tanımladığı Barack Obama’nın politikalarını hedef aldığı amansız bir eleştiri kampanyası gibi. Ona göre Obama, mutlak başarısızlığın örneği olan Jimmy Carter’dan bile daha kötü. Obama hakkında, “Ne Jimmy Carter ne de başka bir ABD başkanı, Obama kadar ABD ulusal güvenliği için bir felaket değildi” diyen O’Brien, Obama’nın, uluslararası ilişkilerde kendisine tavsiyeler vermeleri için seçim kampanyasında görev yapmış ve bu konuda hiçbir deneyimleri olmayan tecrübesiz ve amatör kişileri etrafında topladığını belirtiyor.
Kitabında, “Beyaz Saray’da görev yapan bütün cumhuriyetçi başkanların temel işleri, kendilerinden önce başkan olan demokratların ulusal güvenlik politikalarında yarattıkları yıkımın kalıntılarını temizlemekti. 1969 yılında Nixon, 1980’de Reagan ve 2001’de oğul Bush göreve geldiklerinde bunu yaptılar” ifadelerine yer veren O’Brien, 2009 yılında göreve geldiğinde herkesin, hatta siyasi rakiplerinin bile Obama hakkında büyük umutlar beslediğini söylüyor. Bu yüzden göreve başladıktan yalnızca 1 yıl sonra yaptıklarından değil, vaatlerinden dolayı Nobel Barış ödülünü kazandığına değiniyor.
O’Brien, Obama’nın siyasi çalışmalarını adım adım takip ederek; “ABD’nin artık ayrıcalıklı olmadığı” düşüncesinin, ABD halkının tarihi hakkında işlenmiş büyük bir hata olduğunu dile getiriyor. Öte yandan Obama’nın Kahire’de yaptığı konuşma sırasında söylediği, “Öfke ve korkumuz geleneklerimize aykırı eylemlerde bulunmamıza neden oldu” ifadesine de işaret ederek, yapmış olduğu bu özür dileyici konuşma nedeniyle kendisini sertçe eleştiriyor.
Siyasi bir geri çekilmeyi ifade ettiğini düşündüğü bu işaretlere yer verdikten sonra O’Brien, kendisi için daha derin bir konu olan ABD’nin askeri gücü konusuna geçiyor. Obama’nın askeri harcamaları azaltmasının ABD’nin askeri gücünün kapasitesine ve hazırlığına büyük zarar verdiğini ve bunun sonucunda da ordunun küçüldüğünü, deniz kuvvetlerinin savaşa daha az hazır olduğunu ve askeri endüstrinin kötüye gittiği görüşüne yer veriyor. Hatta “Hava kuvvetlerimiz bir insan olsaydı şüphesiz sosyal yardıma muhtaç bir hale gelirdi” diyecek kadar ileriye gidiyor.
O’Brien’a göre Obama’nın federal bütçeyi dengelemek için askeri harcamaları azalttığı gerekçesi tam bir kandırmaca. Çünkü onun döneminde bütçenin dengelenmesi bir yana, kamu borcu daha önce görülmemiş bir şekilde yükseldi. Askeri harcamaların azaltılması ayrıca Obama yönetiminin cahilliğinin de bir kanıtı. Çünkü Obama, askeri harcamaları azalttığında diğer ülkelerin de kendisini takip edeceğini zannediyordu. Ama diğer ülkeler bunu yapmak yerine askeri bütçelerini ve harcamalarını arttırdılar.
O’Brien, ABD’nin güvenliğine yönelik tehditlerin kaynağında Rusya, Çin ve İran’ın olduğunu düşünüyor. Ona göre bu üçlü (yeni karanlık güçler) ABD’nin çıkarları için bir tehdit oluşturuyor. Çin’in Güney Çin Denizi’nde genişlemesini ve dünyanın diğer bölgelerine doğru yayılmasını, Çin sömürgeciliği olarak tanımlıyor. Buna örnek olarak da bugün Afrika kıtasında yaşayan ve çoğu demokratik olmayan hükümetlere hizmet eden 3 milyon Çinliyi gösteriyor. Ona göre Çin, söz konusu hükümetlere faizlerini ödeyemeyebilecekleri fonlar sağlayarak, onlara kamusal beyaz filler (bu tabir; güzel görünüme sahip ama maliyet ve bakım giderlerinin yüksekliği nedeniyle zarara yol açan varlıklar ve mülkler için kullanılır) hediye ediyor. Öte yandan Rusya, nüfuzunu Ukrayna’dan Suriye doğru genişletirken, İran, sonuçlarından biri de dini fanatizm olan dini faşizm ve ABD’ye savaş sloganı ile Ortadoğu’da geniş bölgelere yayılmış bulunuyor.
Başkaları tarafından yönlendirilen bir liderlik ve Obama’nın yaptığı gibi yatıştırma amacıyla İran’daki Mollalar rejimine 100 milyar dolar vermek, kuşkusuz ABD’nin gücünün gerileyişinin göstergelerindendi. O’Brien’a göre bunun alternatifi, gerçek anlamda ülkeyi yöneten bir liderdir. ABD, gücünü yeniden inşa etmeli ve sahip olduğu bu güç ile dünya barışını korumalıdır. Zayıflık, saldırılara açık olmak demektir. Şu ana kadar bahsettiklerimiz yeni ulusal danışmanın okunmaya değer kitabında yer verdiği görüşlerin kapsamlı olmayan bir özeti. Bu görüşlerin tamamı uygulanmayabilir. Ancak kitabı okumak bizlere yeni ulusal güvenlik danışmanı ve düşünce tarzı hakkında bir fikir verebilir.
O’Brien’ın şu sözüyle yazımızı bitirelim: “Hiç kimsenin karşısında durmadığı saldırganlık, felakete yol açar.”
TT
ABD Uyurken
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة