Sözde Arap Baharı daha sona ermedi. Mekanizmaları ve çelişkileri hiçbir şeyin değişmediği izlenimi veren etkileşimler üretmeye devam ediyor. Mısır’da son zamanlarda yaşananların bazı sahneleri ile 2011'de yaşanan Ocak Devrimi’ne benzediği doğru.
Yine bazı yüzlerinin o dönemde gördüğümüz yüzlere benzediği de doğru. Sanki bütün heyecanı ve içerdiği saçmalıklar ile daha önce izlediğimiz bir sinema filmini yeniden izliyor gibiyiz.
Bir kez daha sosyal medya hatta daha yoğun bir şekilde kullanılıyor. Daha önce olduğu gibi gösteriler sözde barışçıl, kullanılan taşlar, molotoflar ve bombalar ise gizli.
Gençler ve Ultras* ön planda ama organizasyon, lojistik, finansman ve paranın arkasında Müslüman Kardeşler örgütü var.
Müslüman Kardeşler (İhvan) örgütü, “oyuncu ve müteahhit” Muhammed Ali’nin devlet liderine çağrısı ile başlayan kaosu kendi lehine kullanabileceği bir fırsat olduğunu zannederek seferberlik ilan etti.
Bunu aşamalar halinde uygulamaya soktu. Birinci aşamada örgüt, Türkiye, Katar ve dünyanın her yerinde kendisine ait kanallarda günün her saati gösterilere katılmaya teşvik eden yayınlar yaptı.
İkinci aşamada Al-Jazeera TV kanalı, olayları olduğundan daha büyük gösteren yayınlar yaptı.
Üçüncü aşamada ise küstahlıkta sınır tanımayan, belgelere dayanmadan öylesine suçlamalar yönelten “ayaktakımı” grubu sahneye sürüldü.
Dördüncü aşamada ise bu olayların büyütüp bir yangına dönüştürülmesini sağlayacak büyük bir öfke yaratmak için genel seferberlik başlattı. Bütün bunlar önceden planlanmış mıydı? Bu önemli değil. Ancak bu yönde bir hazırlık olduğu ve sürgün yıllarının uzamasından dolayı ümitsizliğe kapılan İhvan'ın da bunun kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu düşündüğü kesin.
Sözde Mısır bu şekilde lanetli baharının sıcak kumundan çıkıp nihayet göz ardı edilemeyecek güzellikte çiçeklerin açtığı milliyetçi bir bir reform bahçesine girebilecek.
Ancak gerçek şu ki, bugünün Mısır’ı dünden çok farklı.
30 Haziran 2013'ten bugüne geçen 6 yıl, Mısır’ı bir felaketin içinden çekip aldı. İhvan rejiminin devrilmesi sadece Mısır’ın daha gelişmiş bir dünyaya açılışının tarihi değildi. Aynı zamanda gelişmiş ülkeler arasındaki yerini alması için ulusal devlete tam bir geri dönüştü.
Bu süreçte Mısır, içeride daha istikrarlı bir ülke haline geldi. 2030 Vizyonu ile ekonomik ve sosyal ilerlemesinin temellerini attı. Dşarıda işbirliği, ortaklık ve tutarlı bir yaklaşımı sürdürmeye dayalı temkinli ve ılımlı bir politika izledi.
Mısır bu 6 yıl içerisinde kendisini eskiden olduğundan farklı kılan etkenler aracılığıyla çok değişti. Fakat İhvan hala aynı olduğu konusunda ısrar ediyor.
Mısır’ın değişmesine yol açan birinci etken; Mısır’ın gelişim haritasını ya da coğrafyasını değiştirmesi ve binlerce yıldır Nil nehri ve çevresine odaklanan gelişim ve kalkınma haritasını ülkeyi çevreleyen geniş denizlere taşımasıdır.
Yollar, tüneller, sanayileşme ve yeni şehirler aracılığıyla gerçekleşen bu “nehirden denizlere” geçiş, milyonlarca Mısırlının sorunları ile başa çıkmak ve “ölümsüz” nehrin artık Mısır’a sağlayamadığı ek kaynakları değerlendirmek için gerekli alanı sağladı.
Bu da Mısırlılara kendi aralarında ve diğerleri ile ticaretlerinde, iş ve üretim alanlarında binlerce yıldır alışkın oldukları farklı kültürler dayattı.
Mısır şehirciliği artık Mısır’ın yüzölçümünde sahip olduğu yüzde 7’lik pay ile yetinmek istemiyor ve çok daha geniş alanlara doğru uzanıyor. Gerçekleştirdiği inşaat projeleri ile Sina’dan Batı Sahra çölüne, Akdeniz’den 22. enlemde bulunan Kızıldeniz şehirleri Halayib ve Şelatin’e kadar Mısır’ın bütün bölgelerini sistematik bir şekilde birbirine bağlıyor.
İkinci etken; yoksulluğun değil zenginliklerin idaresi ilkesinin benimsemesi. Mısır, geçmiş yıllar boyunca sermaye birikimini engelleyen ekonomik politikaları izledi. Yine yoksullara gıda ve enerji desteği, bedava eğitim ve sağlık hizmetleri sunmak, devlet memurlukları aracılığıyla iş fırsatları sağlamak gibi yoksulları korumaya odaklanan politikaları benimsedi. Bu durum devletin artık bu görevlerini yerine getiremeyecek hale gelmesine kadar devam etti.
Devletin bu yardım ve hizmetleri sunmakta zorlanmaya başlaması, yoksulların sayısının artmasına, zaten yoksul olanların daha da yoksullaşmalarına, eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanamamalarına yol açtı.
Mısır deneyimini özetle bu şekildeydi. Oysa diğer gelişmekte olan ülkelerin deneyimlerine baktığımızda bunun yerine mal, hizmet ve teknolojideki rekabet avantajlarını en üst düzeye çıkarmak için "zenginlik"lerinden yararlanma yoluna gittiklerini görürüz. Nitekim Mısır’da son 6 yılda bu yöntemi benimsedi.
Sanayi, tarım ve turizm yatırımlarının önünü açan geniş bir ekonomik reform programı sayesinde de başarılı oldu.
Üçüncü etken ise; gelişmekte olan bir ülkeden gelişmiş bir ülkeye dönüşen bütün ülkelerin benimsediği yöntemi temel almaktadır.
Bu ülkeler, ithalat ikamesi politikalarından vazgeçerek dördüncü dinamiğe yani daha fazla ihracat için gelişme ve kalkınmaya yönelmişlerdir. Bunun sonucunda da Mısır’da gördüğümüz gibi ihracat oranları yükselmiş, yatırımlar ve dışarıda çalışan işçilerin tasarruflarını ülkelerine yönlendirme oranında artış görülmüştür.
Beşinci etken; işletim ve verimliliği sağlamanın yanı sıra eğitim, sağlık ve kültürü de kapsayan “software”dir.
Bütün bunlar farklı açılardan modernleşmeye katkıda bulunurlar. Bu modernleşme, sadece modern bir devlet ve Mısır toplumu inşa etmek ile değil insana, ötekine, güzelliğie, rekabete, yaratıcılığa ve sanata bakış açısında modern ve çağdaş bir düşünüş biçiminin benimsenmesini de sağlar. Mısır’ın gücünün unsurları sadece askeri ve ekonomik alanda sahip olduğu “sert” güce dayanmaz. Aynı zamanda tarihinin, coğrafyasının, düşüncesinin, medyasının, sanatının, edebiyatının ve müzelerinin temsil ettiği yumuşak güce de dayanır.
Bölgenin diğer ülkelerinde eşi benzeri olmayan bu yumuşak gücün ise teşvik edilmesi ve desteklenmesi, ekonomik ve siyasi olarak kendisinden yararlanılması gerekiyor.
Altıncı etken; gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki uluslararası normlara dayanan büyük bir yasama devrimini gerçekleştirmiş olması.
Yedinci etken; modernleşme yolunun en önemli dayanaklarından biri olan dini düşünceyi yenilemesidir. Kuşkusuz bu adım, 30 Haziran döneminin en önemli başarısıdır. Çünkü 1952 devriminden bu yana bir benzeri olmadı. Bundan önce yalnızca böyle bir girişimde bulunan kitaplar etrafında koparılan kültürel tartışmalar vardı. Ama gerçeğe bakıldığında Selefi ve Müslüman Kardeşler ideolojilerine yönelik artan bir eğilim olduğu görülüyordu.
Sekizinci etken; toplumun içerisindeki bütün grupları kapsama ve katkıda bulunmalarını sağlama yeteneğini edinmesini sağlayan modern düşüncedir.
Bu düşüncenin mantıklı sonucu ise Mısır’da kadınlar, Hristiyanlar ve toplumdaki farklı grupların tümü siyasi ve entelektüel meselelerde katkıda bulanabilme hakkını elde edebilmeleri olmuştur. Dokuzuncu etken; Mısır’ın idari haritasını yeniden yapılandırmasıdır. Eğer Mısır nehirden denizlere açılmak, iskan bölgelerinin yüzölçümünü arttırmak için sahip olduğu geniş alanları değerlendirmek istiyorsa Mısır şehirlerine ait mevcut haritaları değiştirmesi gerekiyor. Çünkü buna uygun değiller. Daha da önemli olan sorun, bu şehirlerin merkezi otorite ile ilişkilerinin, Mısır'ın gelişiminin iddialı hedefleri ile uyum sağlayamamasıdır. Dolayısıyla adem-i merkeziyetçilik ve yerel yönetim, yatırım hareketini yoğunlaştırma, yerel ve ulusal kaynakları seferber etmek için bir gerekliliğe dönüşmüştür.
2030 hedeflerine doğru ilerleyen bu etkenlerin eşlik ettiği 6 yıl içerisinde Mısır, 10 yıl öncesinde olduğundan çok farklı bir ülkeye dönüştü.
İhvan ve destekçileri; bugün yıkmak istedikleri Mısır’ın daha önce yıktıkları Mısır’dan farklı olduğunu, devlet kurumlarının tüm makro ve mikro göstergelerine göre artık daha güçlü ve sağlıklı, her gün bir öncekinden daha fazla ilerleyen bir ülkeye dönüşmüş olduğunu gördüklerinde bu onlar için büyük bir süpriz olacak.
Evet, Mısır’ın önünde daha yürümesi gereken uzun bir yol var.
Ancak şimdiki Mısır, 2011’de İhvan için kolay bir lokma olan Mısır değil!
*Ultras: Mübareğe karşı başlayan Mısır olaylarında etkin rol alan bir futbol taraftar grubudur.(çn)
TT
Mısır'a yönelik İhvan saldırısı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة