Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Belki bir dahaki sefere

Dünyaca ünlü şair ve 1971 Nobel Ödülü’nün sahibi Pablo Neruda, şöyle der;
“Dünya adı verilen bu gezegende her yazar, bir gün Nobel Ödülü’nü kazanmayı hayal eder.”
Evet, Neruda’nın dediği gibi Nobel Ödülü her yazarın bir hayaldir.
Zira çoğu zaman bu edebi şeref meçhul isimlere verilir. Ama ödülü kazanmak bu yazar ya da şairlere bugün 1 milyon dolara ulaşan para ödülünden başka bir şey kazandırmaz. Bazen de kendilerine kazandırdığı şöhret ile eserlerinden büyük bir servet kazanmalarını sağlar.
Her yıl İsveçlilerden oluşan daimi bir komite, geriye yaklaşık 10 eser kalana kadar 222 aday ve eseri inceler. Ödülü kazananı belirlemek için eserde belirli şartlar aranmaz. Ancak çoğu zaman ödülü kazanan eser toplumunda insani bir yaklaşımı ele alan yazarların eserleridir. Nitekim bu Necip Mahfuz’un Nobel Ödülü’nü kazanmasının da nedenidir.
Yine bu nedenle Yusuf İdris, kendisinin ödülü almaya daha layık olduğunu düşünürdü. Şüphesiz komite, o dönemde ödül verebileceği bir Arap yazar arıyordu ve Mahfuz da bu yönüyle ödüle layık görülmüştü. Çünkü Nobel Ödülü’nün hedeflerinden biri de farklı dillere ve büyük etnik gruplara ışık tutmak. Necip Mahfuz’un ödülü almasından önce ve sonra eserleri birçok dile çevrilen Adonis de birçok kez aday gösterildi. Ama ödülü kazanamayınca bu kez Fransa ve İspanya’da en prestijli edebiyat ödüllerini kazanan Amin Maalouf’un adı öne çıkmaya başladı.
Fransız Akademisi “Ölümsüzler” üyesi olması ile ödülü kazanma olasılığı da arttı. Buna ek olarak, Maalouf’un kitapları ve tezlerinin hepsi de Nobel Ödülü’nün verileceği eserin edebi değeri olmasının yanısıra diğer şartı olan ‘insani eğilimi’ etrafında dönüyor.
Yıllar boyunca dünya, ancak törenin süresi kadar tanınan bazı isimler ile dalga geçmişdir. Nitekim 1963 yılında Pablo Neruda’nın ödülü kazanacağı neredeyse kesindi. Bütün dünya bunu bekliyordu. Ödülün açıklanacağı 10 Ekim günü İsveç Büyükelçisi, bunu kutlamak için bir pasta ile Neruda’nın evine gelmiş, birlikte oturup haber bültenini dinlemeye başlamışlar. Ama spiker, Neruda yerine kazananın Yorgo Seferis adlı bir Yunanlı şair olduğunu açıklamış.
İkisi de uzun süre susmuşlar. Sonunda büyükelçi sessizliği bozarak, Neruda’ya şunu sorumuş;
“Sayın Seferis’in kim olduğu hakkında bir bilginiz var mı?”
Neruda şöyle cevaplamış;
“Hiçbir şey bilmiyorum. Kim olduğu ve eserleri hakkında bilgi sahibi olmak için ödülün patentini beklemeliyiz yanıtını vermiş.”
1971 sonbaharında İsveç Büyükelçisi yine elinde pasta ile Neruda’nın evine gelmiş. Bu kez haberlerden sonra Latin Amerika tarihindeki en ünlü şairin Nobel Ödülü’nü kazanmasını birlikte kutlayabilmişler. Viyana’daki İsveç Büyükelçisi’nin kim olduğunu ve bu yılın kazananı Peter Handke hakkında bir şey bilip bilmediğini bilmiyorum. Gelecek yıl Nobel Ödülü'nde buluşmak üzere...