ABD politikalarının iflası!

ABD politikalarının iflası!

Pazartesi, 14 Ekim, 2019 - 07:15
​Resul Tosun
Gazeteci Yazar

Türkiye bir senedir girdik, giriyoruz derken nihayet harekât başladı. Geç kaldı ancak diplomasinin tüm yöntemleri kullanılarak Türkiye karşıtı iç ve dış mihrakların ellerinden bütün argümanlar alındığı için bu gecikme anlamlıdır!

Buna rağmen ve uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru hakkına rağmen emperyalistlerin ve onlara boyun eğmiş yönetimlerin etekleri tutuştu.

Çünkü bu harekât sadece Fırat’ın doğusunu teröristlerden arındırmayacak aynı zamanda bölgedeki ve dünyadaki dengeleri alt üst edecek bir harekâttır.

Çünkü bu harekât emperyalistlerin yarım asırlık projelerini çökerten ve işbirlikçilerinin kirli çamaşırlarını ortaya dökecek bir harekâttır.

***
Türkiye milli güvenliğini korumak, mültecileri kendi vatanlarında iskân ettirmek için Güvenli Bölge oluşturmak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü gözetmek bu harekâtın öncelikle hedeflerini oluşturuyor.

Fakat Türkiye’nin bölgeyi teröristlerden arındırma hedefi teröristleri destekleyen emperyalistlerin kukla devlet projesini yerle bir ettiği için kurmayı düşündükleri dengeyi de bozmaktadır. Ayrıca Türkiye bölgede kukla bir devletin kurulmasına mani olacağını da resmen açıkladı.

O yüzden etekleri tutuştu.

O yüzden bazı Arap yönetimleri emperyalizme nasıl köle oldukları belli olmasın diye İsrail ile birlikte Türkiye’yi kınama yarışına girdiler.

***

Oysa bölgede dengeler Türkiye lehine geliştikçe bu Arap yönetimleri dümenlerini Türkiye’ye çevirmek zorunda kalacaklarının farkında değiller.

ABD’nin bir gün onları da satacağının bilincinde değiller.
Halklarına karşı çaresizlik içinde kalacaklarının ayırdında da değiller.

Fetih Suresi okuyarak harekâta başlayan Müslüman Türk ordusu, Marksist, mülhit ve ateist bir terör örgütüne karşı mücadele ediyor. Arap yönetimleri Türkiye’ye karşı İsrail ile birlikte mülhit bir terör örgütünü desteklemeyi halklarına açıklayamazlar!

Bu harekât o yüzden kimi Arap yönetimlerinin tahtını da sallayacak mihenk taşı niteliğinde biri harekâttır.

***

Birileri çok bilmiş edalarla Türkiye’nin ABD’den izin alarak bu harekatı başlattığını ve ABD’nin izin verdiği kadar ilerleyeceğini söyleyerek hâlâ emperyalistlere karşı duydukları kompleks içinde laflar ediyorlar.

Oysa Türkiye izin almadı. Aksine bir yıl boyunca ABD’yi ikna etmeye çalıştı. Diplomasi bunun için vardı. Ama ABD o kuru kibrinden taviz vermedi oyalayıp durdu.

Erdoğan’ın harekât başlamadan önceki son telefonu izin için değil verilen mühletin bittiğini ve ordunun artık harekâta başlayacağını bildirmek içindi. Zoru gören ABD ertesi gün askerini bölgeden çekmeye başladı.

Yani ABD Türkiye karşısında geri adım atmak zorunda kaldı yani karizması çizildi! Onunla beraber AB’nin de karizması çizilmiş oldu. Onun için bağırıp duruyorlar.

***

Türkiye bu cesaretini her şeyden önce haklı olmaktan, süreci onurlu bir şekilde yürüten bir yönetime sahip olmaktan, milletin desteğinden ve savunma sanayiindeki yerliliğin yüzde 70’lere dayanmasından almaktadır.

Düne kadar genel başkanının “PYD terör örgütü değildir. Vatanını savunmak için örgütlenmiş bir oluşumdur”, il başkanının “PYD’nin terör örgütü olduğuna dair elimizde istihbarat bilgisi yoktur” diyen ana muhalefet partisini bile içi parçalanarak harekâtı desteklemek zorunda bırakmıştır bu tablo!

Türkiye bu tablo ile emperyalizmin sömürdüğü tüm devletlere örneklik teşkil ettiği için emperyalistler bu harekâta sıradan bir terörle mücadele olarak bakmıyorlar.

Her ne kadar cephede PYD terör örgütü görünse de Türkiye aslında şu anda fiilen ABD ile ve temsil ettiği emperyalizmle savaşıyor!

Ve bu mücadeleyi Türkiye kazanacak biiznillah!

Çünkü bölgede Türkiye’ye karşı direnecek bir güç yoktur!

Bölgeye barış da böyle gelecektir!
Şam’da yapılsa ancak bu kadar olurdu!

CHP, dış politikayı Ortadoğu’dan özellikle Suriye politikasından ibaret görüyor ya da görmeyi tercih ediyor.

İktidarın 17 senedir dış politikadaki açılımını bu açılımın ekonomik getiri dâhil ülkeye neler kazandırdığını görmezden gelerek iktidarı eleştiriyor.

Eleştirisi de yerli ve milli değil. Tam tersine Türkiye düşmanlarının argümanlarını kullanıyor.
FETÖ’nün, PKK’nın, zalim Esed’in ve diktatör Sisi’nin söylemlerini seslendiriyor.

***

FETÖ iktidar teröristlere silah verdi diyor CHP aynı iddiayı tekrarlayıp duruyor, PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye toz kondurmuyor.

Esed ve Sisi’nin sözcüleri ne söylüyorlarsa Kılıçdaroğlu aynı şeyleri tekrarlıyor.

Daha doğrusu Esed ve Sisi yönetimi CHP’nin söylemleriyle Türkiye’yi eleştiriyor!

Dün aman Afrin’e girmeyin diyen CHP bugün de Güvenli Bölge’nin hukuka aykırı olacağını söyleyerek milli güvenliğimizi açıkça tehdit eden emperyalist projeye destek veriyor!

***

Tam da güvenli bölge adımlarının atıldığı, Türkiye’nin Fırat’ın doğusu için gerekli tüm hazırlıkları yaptığı bir zaman diliminde, CHP İstanbul’da Suriye’de Barışa Açılan Kapı adı altında uluslararası bir toplantı yaptı.

Muhalefet partisinin soruna çözüm önerecek toplantı yapması kadar doğal bir şey olamaz.

Ancak CHP bu toplantı ile herhangi bir çözüm önermemiş, malumun ilamı sadedinde bazı tespitler yapmış ve maalesef kendi devletinin politikalarına karşı kamuoyu oluşturma gayreti içine girmiştir.

Yurt içinden ve dışından çok sayıda katılımcıyla icra edilen toplantı sonunda yayınlanan bildiriye göz attığınızda bu toplantının Türkiye lehine değil aleyhine kullanılacak bir çalışma olduğu görülecektir.

***

Türkiye son liderler toplantısında da belirtildiği gibi Suriye’nin toprak bütünlüğünün, barışçı bir çözüm için Anayasa Komitesi’nin kurulmasının ve teröristlerle mücadelenin esas olduğunu dünyaya bir kez daha ilan etmiştir.

Nitekim bu zirve sonrasında Anayasa Komitesi kurulmuş BM de resmen ilan etmiştir. Suriyelilerden oluşturulan 150 kişilik komisyon anayasa çalışması yapıp seçimleri icra ederek Suriye’yi meşru bir yönetime kavuşturacak ve sorun barışçı bir yolla çözülmüş olacak.

Ama bu arada hem emperyalistlerin bölgede kukla bir devlet kurmaya çalıştığını hem de mülteciler sorunun devam ettiğini hatırdan çıkarmamalıyız.

***

Türkiye bu bağlamda kurulmak istenen ikinci İsrail projesini akamete uğratmak için mücadele ederken, mülteciler sorununu bir taraftan Güvenli Bölge tesis ederek mültecilere dönüş imkanı hazırlamanın ve bir taraftan da Lübnan, Irak ve Ürdün ile sorunu masaya yatırmanın hazırlıklarını yapıyor.
Almanya, Rusya ve Fransa’nın katılımıyla 27 Ekim 2018’de yapılan dörtlü zirvenin tekrarı da gündemde. .

***

Tüm bunlar olurken CHP bir konferans düzenliyor ve yayınladığı bildiri ile ülkesinin tezlerini çürütmeye çalışıyor.

Yayınlanan 8 maddelik bildirinin çoğunluğu malumun ilamından ibaret.

5. maddede sıralanan CHP’nin çıkardığı sonuçlar düşündürücü.

İlk çıkardıkları sonuç AK Parti’nin Türkiye’yi bir batağa sapladığı iddiasıdır. (a bendi)

b bendinde; Türkiye dışında tüm siyasi aktörlerin barışçı çözümden yana oldukları yazılmış, Türkiye’ye de barışçı yöntem tavsiye edilerek barıştan yana olmadığı ima edilmiştir.

c ve d bendlerinde; terörle mücadelede ülkesinin yarısına hakim olamayan Suriye rejimiyle diplomatik ilişki kurmayı önermektedir.

***

e bendinde; doğrudan Türkiye’nin askeri varlığını eleştirerek rejimin dilini kullanmış ve Türkiye’nin desteklediği güçlerin sivilleri yerinden ettiği iftirasına imza atmıştır.

f bendinde; tam CHP’ye yakışacak bir ifade ile Suriye’deki seküler dokunun korunmasına vurgu yapılmış, zaten kurulmuş olan Anayasa Komitesi’ne değinilmiş.

g, h, i bendlerinde; yine malumun ilamı yapılmış j bendinde tam Esed’in istediği cümle kurulmuş ve Türkiye’nin BM’nin kabul ettiği meşru muhalefete desteğini sonlandırması istenmiştir.

8. ve son maddede ise adı güzel ama içi boş Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı önerilerek yine Esed rejimine meşruiyet hedeflemiştir.

Toplantının özeti CHP Türkiye tezlerini değil zalim Esed rejiminin tezlerini savunan bir toplantı olmuştur.

Sonuç olarak; Esed rejimine meşruiyeti savunmuş, Türk askerinin çekilmesini ve Türkiye’nin meşru muhalefete destek vermemesini talep etmiştir. Emperyalist ABD kuklası PYD/PKK dan ise hiç bahsetmemiştir!

Bu toplantı Şam’da ya da Kobani’de yapılsa ancak bu kadar olabilirdi!

Bu arada toplantı sırasında, Esed’in bir diktatör olduğunu ve gitmesi gerektiğini söyleyen Sayın Hikmet Çetin’i de kutluyorum!

Tabii bu toplantının Türk devletinin kararlılığına bir etkisi olmamış Barış Pınarı Harekâtı bütün dengeleri alt üst etmiştir.

CHP’nin bu gayreti harekâta engel olamamıştır!


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya