Bu zamanda tanık olduğumuz kara mizahın bölümlerinden birinde, kendisini bütün Müslümanların halifesi deklare eden İbrahim Avad el-Samarrai’nin (Ebu Bekir Bağdadi) bir gün öldürüleceği belliydi.
Ellerine kılıç alanlar kılıçla öldürülürler. Bu çarpık yaratık da İslam’ın imajını karalayan bir şeytandı. Bu yüzden bütün müslümanlar ondan nefret edip tiksindiler. Nasıl ondan nefret etmesinler, doğululardan ve batılılardan önce yeni Haşhaşi katillerini müslümanların üzerine salan o değil miydi? Annelerini öldüren Suudi Arabistanlı ikiz kardeşin hikayesinde olduğu gibi çocukları annelerini öldürmeye iten o değil miydi? Kendisine bağlı şeytanları, Ürdünlü pilotun yakılarak öldürülmesi gibi idam sanatında yaratıcı olmaya teşvik eden o değil miydi? Ya da suçsuz kimseleri yüksek binalardan aşağıya atmak ve boğmak gibi farklı öldürme metotları keşfetmeye iten o değil miydi?
ABD özel kuvvetleri; ABD ve SDG’nin belirttiği gibi 1 ay önce planlanan bir operasyonla Bağdadi’yi öldürdüler. Bu operasyonun bu kadar gecikmesinin nedeni ise Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna düzenlediği saldırı. Başkan Trump ise DEAŞ halifesi Ebu Bekir Bağdadi’nin öldürülmesini açıklarken Irak hükümetine, SDG’ye ve Türklere teşekkür etti!
Bu noktada yanıtlarını düşünmemiz gereken birkaç soru var:
DEAŞ halifesinin öldürülmesi bizzat örgütün sona erdiği anlamına mı geliyor? El-Kaide liderinin Pakistan’ın Abbottabad şehrinde öldürülmesi ile Bağdadi’nin Suriye’nin kuzeyindeki İdlib’in Barişa köyünde öldürülmesi göstergeleri arasında bir benzerlik var mı?
Burada operasyonel ve mekansal benzerlikten çok bu 2 şahsiyetin dünyadaki takipçileri nezdindeki ağırlığı ve değerini kastediyorum.
Bağdadi ve onunla birlikte örgütün bazı üst düzey komutanlarının 1 aydır nerede olduğu bilinirken zamanlama olarak özellikle bu günlerde öldürülmesinin, Türkiye’nin saldırısı, Iraklıların siyasi sınıfa karşı ayaklanması, ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusundan çekilmeye yönelik son düzenlemeleri ile ilişkisi var mı?
ABD özel kuvvetleri dışında bu operasyonda övgüyü kim hak ediyor? Türkiye mi, Suriye Kürtleri mi yoksa Irak hükümeti mi?
Bana göre bütün bu soruların iyice düşünülmesi gerekiyor.
Müslüman Kardeşler’in en önemli ilmi şahsiyeti Yusuf el-Karadavi’nin itirafı ile; daha Bağdat’taki ünlü ABD cezaevi Bucca’da iken Müslüman Kardeşler’in lider kadrosundan olduğu bilinen İbrahim Avad’ın öldürülmesi, bütün insanlık ve özellikle de Müslümanlar için harika bir haber. DEAŞ insanların bütün haklı taleplerinden mahrum bırakılmalarına neden oldu. İran ile Hizbullah, Haşdi Şabi ve Husiler gibi uzantıları, bütün rakiplerini DEAŞ’lı olmakla suçlayıp susturmaya başladılar. Bu nedenle Bağdadi’nin öldürülmesi belki de en çok onların işine gelmedi. Çünkü örgütün bizzat liderinin öldürülmesi ile bundan sonra rakiplerini DEAŞ’lı olmakla suçlamak için ellerinde bir neden kalmadı.
Sahibinin öldürülmesinin ideolojinin kendisinin de öldürülmesi anlamına gelmediğini söylememize gerek yok. DEAŞ da bir ideoloji ancak kendisini Usame bin Ladin’den farklı kılan özellik, halife olduğunu iddia ederek övünmesiydi. Dolayısıyla şimdi DEAŞ, miras alınan eski sözlüğe göre onun gibi halifeliğin bütün niteliklerine sahip bir halifeyi nasıl bulacak?
Halife öldü...
TT
Ve yanılsamalar halifesi öldürüldü
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة