​Suriye’de korona: Daha uzak korkular

​Suriye’de korona: Daha uzak korkular

Çarşamba, 1 Nisan, 2020 - 13:15
Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar

Koronavirüsün dünyada hiç görülmemiş olmasını ve Suriye’de resmi kaynakların daha sonra dış kaynaklı bir vaka bulunduğunu itiraf etmeden önce iddia ettikleri gibi Suriye’de gerçekten hiçbir vaka kaydedilmemesini temenni eden tek kişi ben değilim. Ancak Esed rejiminin politikasını çok iyi bilen herkes gibi Şam’ın açıklamalarına güvenmiyorum. Esed rejimi, merhum Suriyeli şair Memduh Advan’ın kendisini tanımlamak için kullandığı şu ifade gibidir: Hava durumunu sunarken bile yalan söyler.

Suriye makamları, topraklarında korona salgını görülmesi olasılığına karşı önlemler aldı. Ne var ki bunlar, uzmanların ve bilenlerin salgınla mücadelede hiçbir anlamı ve faydası olmadığını söyledikleri türden önlemler oldu. Zira daha ziyade yönetim kulübündekilere fayda sağlayacak düşük idari önlemlerden ibaretti. Hastalar için karantina odaları tahsis etmek, test kitleri bulundurmak, koronavirüs testleri için özel laboratuarlar kurmak başta olmak üzere gerekli teknik ve sağlık önlemleriyle bir ilgisi yoktu. Oysa Suriye’de diğer hastalıklar için yapılan testler bile özel sağlık kurumları tarafından ve çoğu eski aletler ile 100 doları aşan (Suriye lirası ile devletteki en yüksek memurların maaşlarının bile iki katı) ücretlerle yapılıyor.

Başkentte durum görüldüğü gibi çok kötü... Rejimin kontrolü altındaki diğer bölgelerde ise daha da kötü... Aynı şekilde İdlib’te radikal Heyetu Tahriru’ş Şam’ın veya Suriye’nin kuzeydoğusundaki silahlı oluşumların kontrolü altındaki bölgeler ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve güçlü çekirdeği YPG’nin kontrol ettiği Fırat’ın doğusunda da durum çok kötü. Bu bölgelerde korona ile mücadele kapsamında alınan tedbirler önemsiz ve etkisiz önlemlerden ibaret. Söz konusu bölgelerde durumun daha kötü olmasının nedenlerinden biri de çeşitli otoritelerin varlığı, bunlar arasındaki anlaşmazlıklar ve çekişmeler sebebiyle idari olarak geniş ölçüde zayıf olmasıdır. Bir diğeri nedeni de Esed güçleri ile müttefikleri Rusya ve İran’ın düzenledikleri saldırılar sonucunda hastane ve sağlık merkezlerinin harap olması, sağlık ekiplerinin, özellikle de doktorların çoğunun göç etmek zorunda kalması nedeniyle sağlık ve fiziksel kapasitesinin çok zayıf olmasıdır. Bütün bunlara bir de ülkenin kuzeybatısına düzenlenen hava ve kara saldırıları nedeniyle BM ve uluslararası yardımların aylardır durdurulmuş olması da eklendi.

Suriye’nin tüm bölgelerinde zaten zayıf ve yetersiz olan salgınla mücadele önlemleri ve imkanları, Suriye’deki hayatın gerçekleriyle daha da zayıf ve etkisiz hale geliyor. Bu gerçekler, virüsün topraklarına sızması halinde ülkenin tasavvur edilemeyecek kadar büyük bir felaket yaşamaya aday olduğunu gösteriyor. Söz konusu gerçekler üç başlık altında öne çıkıyor. Birincisi, Suriyelilerin özellikle de yerlerinden edilenlerin muzdarip oldukları konut sorunudur. Yerleşim yerlerini tahrip eden operasyonlar sonucunda çok sayıda Suriyeli evlerini barklarını kaybetti. Bir bölümü çoğunlukla Türkiye sınırındaki kuzey bölgelerinde bulunan yüzlerce kampa yerleşirken bir bölümü de Şam ve bazı kırsal bölgelerdeki barınma merkezlerine yerleştirildi. Her ikisinde de insanlar anormal bir kalabalık, su, elektrik, kanalizasyon ve yollar gibi temel hizmetlerin aşırı kötü olduğu bir ortamda yaşamak zorunda. Ne var ki başta parklar olmak üzere kamusal alanlarda yaşamak zorunda kalan Suriyelilerin durumu çok daha kötü. Şam’da binlerce Suriyeli bu trajediyi yaşıyor. Bu, Suriyelilerin yaşadıkları zorluklara ve korona salgını tuzağına kolayca düşme olasılığına dair sadece tek bir örnektir.

Suriye’de yaşanan konut trajedisinin bir diğer nedeni de konutların azlığıdır. Bu da konut fiyatları ve kiralarının evlerini terk etmek zorunda bırakılan göçmen, mülteci ve yoksulların imkanlarının çok ötesinde olmasına yol açıyor. Bu kişiler, yüksek kiralar nedeniyle bodrumlar, depolar, dükkanlar veya daha tamamlanmamış binalar, terk edilmiş harabeler gibi kötü koşullardaki yerlerde bile yaşamayı kabul etmek zorunda kalıyorlar. Daha kötüsü ise kalabalık bir ailenin bir çadırda ya da odada veya tek bir evde birkaç ailenin kalmak zorunda kalmasıdır. Kısaca bugün birçok Suriyelinin yaşamak zorunda olduğu yerler, aktif vakaların ya da şüpheli vakaların kendilerini izole etmeleri için asgari düzeyde bile uygun koşullar sunmuyor. Dolayısıyla herhangi bir aktif vaka, gezici bir bomba gibidir...

Bugün Suriyelileri çevreleyen felaket gerçeklerin ikincisi aşırı yoksulluktur ki bu durum alt sınıfı yerle bir ettikten sonra orta sınıfın üst tabakalarına ulaşmıştır. Aşırı yoksulluğun nedenleri arasında iş fırsatlarının azlığı, maaş ve ücretlerin düşüklüğü, pahalılık, ulusal para değerinin çökmesi, yerel üretimin sınırlılığı ve kalitesizliği, denetleyici makamların yokluğu ve çoğu zaman ihlallerde bulunanların iş birliği yapması vardır. Bütün bunlar gıda, ilaç, giyim, konut gibi bireylerin ve ailelerin temel ihtiyaçlarını sağlamalarını zorlaştırıyor. Hatta imkansız hale getiriyor. Olası bir salgının ışığında sınırlı ihtiyaç maddelerine ve kıt iş fırsatlarına yönelik bu rekabet ve çekişme şüphesiz daha da sertleşecektir.

Olası korona salgını ışığında Suriyelileri çevreleyen felaket gerçeklerin üçüncüsü tutuklulardır. Son dokuz yıldır süren çatışma, yaşam koşullarının kötüleşmesine, yüz binlerce kişinin tutuklanmasına, hapsedilmesine ve kaçırılmasına yol açtı. Tahminler, rejime bağlı cezaevlerinde diğer suçluların yanı sıra siyasi ve güvenlik gerekçesiyle tutuklanmış yaklaşık 130 bin kişi olduğuna işaret ediyor. Ayrıca kuzey bölgelerinde radikal Heyetu Tahriru’ş Şam ve diğer silahlı oluşumlar ile Fırat’ın doğusundaki SDG’ye bağlı cezaevlerinde de binlerce tutuklu bulunuyor. Tutukluluk koşulları, salgının baş göstermesi halinde bu kişileri sadece kendileri için değil, onları tutuklu tutanlar için de yıkıcı bir güce dönüştürebilir. Böyle bir şey yaşanması halinde kimin kontrolü altında olursa olsun cezaevlerinde durumu kontrol altında tutmak çok zor olacaktır. Nitekim sızdırılan bilgiler, Şam’daki Adra Cezaevi’nde vaka sayısının bini aştığı yönünde…

Mevcut koşullarda korona salgınının Suriye’yi vurması halinde yaşanabilecek insani kayıplar hiç kimsenin tasavvur edemeyeceği kadar büyük olacaktır. Ayrıca başta ekonomik olmak üzere başka alanlara da ek bir maliyet getirecektir. Bu, kapsamlı ve çok yönlü, herkesi hedef alacak ve etkisi Suriye’nin sınırlarını aşıp bölgeye yayılan bir felaket olacaktır. Hiç kimse kendisini Suriye’nin coğrafi sınırları içinde tutamayacaktır. Felaketten ilk etkilenenler de komşu ülkeler, özellikle Suriye’de kendisine bağlı güçler bulunan ülkeler olacaktır. Bu da herkesin bildiği bir gerçeğin (elinden bir şey gelecek hiçbir Suriyeli tarafın olmadığı gerçeği) ışığında Suriye’ye yönelik bölgesel ve küresel müdahalenin bir gereklilik olduğu anlamına gelmektedir. Böyle bir girişim, Suriye’de baş gösterecek bir korona salgınını yenebilir. Hatta bu arada Esed rejimine de yenilgiyi tattırabilir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya