Ataları tarafından uydurulan mitlere, hurafelere ve tıbbi reçetelere gözü kapalı inanan tek halk biz değiliz. Koronavirüsle birlikte sihirli karışımlar tekrar ortaya çıktı, maydanoz, havuç suyu, keçi boynuzu pekmezi bir yana, birçok ülkede ‘kocakarı tıbbı’ tekrar hortladı. Birçok Amerikalı ‘Hint tıbbına’ dönüş yaptı, Avustralyalılar modern tıp yerine, yerlilerin geleneksel uygulamalarına başvurdu.
Daha önce bilinmeyen yeni bir salgına maruz kaldıklarını, dolayısıyla geçmişte tedavisini bulamayacaklarını ise hesaba katmamıştılar. On üçüncü yüzyılda haşlanmış maydanoz veba sırasında birilerine faydalı olduysa bu çağda faydalı olacak diye bir şey yok. Popüler hurafeler arasındaki müşterek husus, sadece gerçekten uzak değil, hayal ötesi olmalarıdır.
Halklar ortak bir hata yapar: çocukların zihnini masallarla yıkarlar ve daha sonra bu yanlış verileri düzeltmeye çalışırlar. Geçmişte anneler, çocukları, söz dinlemedikleri ve yaramazlık ettiklerinde hortlaklarla tehdit ettiler. Biraz büyüyüp okula gittiklerinde, üç varlığın aslında hiç olmadığını öğrendiler; devler, Anka kuşu ve kan kardeşi. Anka kuşunun ve kan kardeşinin olmadığına hemen inandılar, peki ya devler?
Korona, ‘kan kardeşi’ ve Anka kuşuna olan inancı sarstı ve masallardaki devlerin yerine geçti. Dünyada her zaman hurafelerle bilimsel gerçekler yarış halindedir. Üzücü olan ise bu ikincisinde bizim pek bir nasibimizin olmayışıdır. Sadece ‘korona çağında’ değil, öncesinde de bu en büyük sorunumuzdu. Muhtemelen öyle olmaya da devam edecek. Muhakkak çok iyi doktorlarımız ve gelişmiş hastanelerimiz var, ancak bilimsel tıbbi çalışmalarda hala çok gerideyiz.
Bazıları, büyük tabip ve filozof İbn-i Sina’nın ‘korona’ benzeri bir salgına karşı mücadelesini hatırlattı. Bu bizi oldukça zor durumda bıraktı; İbn-i Sina'nın bu bilimsel çalışmaları bin yıl önce kaydetmesinden gurur mu duymalıyız, yoksa bin yıldır muadili bir bilim insanı çıkaramadığımız için utanmalı mıyız? Ahmed Zuveyl dışında, ne fizik ne kimya ne de tıp dalında Nobel Ödülü alan herhangi bir bilim insanımız yok.
Mısır ve Lübnan’daki eğitimciler, Arap dünyasındaki eğitim durumunun geçmişe kıyasla düştüğünden şikâyet ediyor. ‘Korona belası’ İsrail dâhil olmak üzere diğer ülkelerle kıyasladığımızda, ciddi yapısal sorunlarımızın olduğunu gösterdi. Bazıları, peki ya ABD, Avrupa ve Japonya’ya ne demezsin, onlar da sorunlar yaşıyor diyebilir. Doğrudur, ancak tüm bu ülkeler, korona aşısı bulmak için bir yarış halindedir. Mısır Sağlık Bakanı Hale Zayid iyi işler çıkarıyor, Japonya, Mısır ve İsrail’e ‘korona tedavisinde’ etkili olan ilaçlar gönderdi.
İllaki biz de uzay yarışına katılalım demiyorum, o yarış bekleyebilir. Ancak gerçek bilim çemberine girmek zorundayız. Salgın hastalıklarla mücadele etmek elbette zordur. Fakat unutmamalı ki; gelecekte su ve gıda sorunları yaşanacaktır. Üstelik ‘yapay zekâ’ dedikleri meçhul bir alan var ki; gelecekte neler getireceği ‘koronadan’ daha gizemlidir.
TT
Yarışın dışında kaldık
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة