Suriye’de yakın gelecekte bir değişim mümkün mü?

Suriye’de yakın gelecekte bir değişim mümkün mü?

Cuma, 17 Nisan, 2020 - 13:30
Ekrem Bunni
Suriyeli yazar

Suriye’de yakın zamanda bir değişim olabilir mi? Bu soruyu İsrailli akademisyen ve araştırmacı Dr. Edy Cohen’in: “Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed yakın zamanda, yönetimdeki yirmi yılın ardından görevi bırakacak” iddiasını gündeme getirdi. Bu iddia çok konuşuldu ve hala gündemde yer alıyor.

Çoğu gözlemci, bu iddianın dikkate alınmaması gerektiğini çünkü gerçekleri yansıtmadığını söyledi.

Bazı insanlar ise benzeri iddiaların gerçekleşmemiş olmasından ötürü yeni bir hayal kırıklığı yaşamamak için habere ilgi göstermedi.

Nitekim yıllardır benzer haberler işitiyorduk, bazıları rejimin aylar içinde, hatta haftalar içinde yıkılacağını öngörüyordu.

Edy Cohen’in İsrail Başbakanlık Danışma Kurulu üyesi olması hasebiyle, bazı yazarlar, bu iddianın, Şam yönetimine, Tahran’la ilişkilerini koparması için İsrail tarafından baskı uygulanması çerçevesinde bir mesaj olarak yorumladılar.

Üçüncü kesim ise, İsrail yönetiminin, Arap kamuoyunun nabzını ölçmek için, Edy Cohen ve benzeri gazeteciler tarafından asılsız iddiaları öne sürdüğü düşüncesindeydi. Bu kesime göre İsrail, Suriye ve Arap kamuoyunda kendisini düşman görenlerin tepkisini değerlendiriyor, bir nevi nabız yoklaması yapıyordu.

Öte yandan, bir azınlık, iddiaya inanma meyli gösterdi. Hatta bazıları bu iddiayı desteklemek için, Suriye’nin geleceği ile ilgili tezler öne sürdü.

Bu kişilere göre, İsrail’in İran’a ait Suriye’deki askeri noktalara hava saldırıları düzenlemesi, İran’a uygulanan geniş çaplı yaptırımlar ve koronavirüs salgını dolayısıyla İran’ın Suriye’deki nüfuzunun gerilemesi, sonun başlangıcıydı.

Ayrıca bu küçük kesime göre Suriye halkının çoğunluğu İran’dan nefret ediyordu ve bu nefret, koronavirüsün ülkede yayılmasının başlıca müsebbibi olması hasebiyle daha da artmıştı. İran sınırları kapatmadığı gibi, Şiiler için kutsal olan türbeleri de karantina altına almamıştı, salgın özellikle Şam’ın güneydoğusundaki Seyyide Zeyneb bölgesinden ülke içine yayılmıştı. İran’ın rejimden desteğini çekmek zorunda kalması ise değişimi kaçınılmaz kılacaktı.

Bazıları ise söz konusu iddiayı, malumun ilanı olarak değerlendirdi, bunun sebebinin de, Kremlin yönetiminin Beşşar Esed’in pozisyonunu korumasına artık ihtiyacı olmamasıydı. Aksine Ruslar, Beşşar Esed’i devirerek geçmişteki suçları onun üstüne yıkmayı, yerine daha güvenilir bir ismi geçirmeyi planlıyordu. Bunun sebebi olarak da, Esed’in birkaç defa Rusya’nın çıkarlarına ters adımlar atmasını ve İran ile Rusya arasında iki taraflı ‘oynamasını’ gösteriyorlardı. Üstelik Suriye’nin yeniden yapılandırılmasında Rusya’nın bazı projelerine engel olduğu da bilinmekteydi. Rusya’nın ‘halk milisleri’ olarak bilinen grupları Suriye ordusu içinde konuşlandırarak, ülkedeki paramiliter güçlerin silahlarından arındırma girişimine karşı çıkması ise tabutundaki son çivi anlamına geliyordu.

Üstelik Moskova ve Ankara arasında, Halep ve İdlib kırsalındaki ateşkes kararları da rejim ordusu tarafından birden kez fazla ihlal edilmişti. Tabi tüm bunlar birer iddiadan ibaretti.

Habere inananların bir kısmı ise, söz konusu muhtemel değişimin, Suriye’nin yeniden imarı ile ilgili olduğunu öne sürdü. Bu kişilere göre, Suriye yönetimi ekonomi ve yaşam koşullarında eşi benzeri görülmemiş bir çöküş yaşandığı bu süreçte, ‘Suriye’nin yeniden imarı’ projesinin Batı ülkelerini ikna etmeden gerçekleşemeyeceğinin farkına varmış durumdaydı.

Nitekim Kimyasal Silahların Engellenmesi Örgütü (OPCW) 2017 yılında rejimin kimyasal silah kullandığını tespit etmiş ve bu doğrultuda ABD'de Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası yürürlüğe girmiş, dolayısıyla Suriye’ye yönelik yaptırımlar sıkılaştırılmıştı. Şam rejiminin bu yaptırımları aşabilmesi için Beşşar Esed görevini bırakabilirdi.

Edy Cohen’in söz konusu söylentiyi yaymasının ardındaki amaç ne olursa olsun, ortaya üç acı gerçek çıkıyor:

Birincisi: Ülkenin bugün sürüklendiği acizliğin ve bağımlılığın boyutu. Dış güçlerin çatışma sahnesi olduğu yetmiyormuş gibi, yönetimin mahiyetinin de, dış güçlerin birbiri ile üzerinde pazarlık yapabileceği bir konu haline gelmesidir. Suriye’nin, her zaman övündüğümüz, bağımsızlığı, çok sesliliği ve farklı bileşenlerin birbiriyle yaşayabilme kabiliyeti, yok olmuş durumdadır.

Suriye rejimi, sadece yüzbinlerce vatandaşını öldürüp, milyonlarcasını göçe zorlamakla yetinmemiş, ulusal ve tarihi dokusunu da tahrip ederek, devleti ve bağımsızlığını dış güçlere peşkeş çekmiştir.

Yönetimde kalabilmeleri pahasına, dış güçlerin, Suriyelilerin kaynaklarını yağmalamasına ses çıkarmadıkları gibi, ‘vatan’ kavramı aleyhindeki tüm girişimlerin de içinde yer almıştırlar. Suriye rejimi, Suriyelilerin on yıllardır elde ettiği tüm kazanımlarını heba etmekten çekinmemiştir.

İkincisi: Dr. Edy Cohen’in “Suriye Cumhurbaşkanı’nın misyonu sona erdi, yerine bir başkası atanacak” ifadesinde abartı olsa dahi, Tel Aviv’deki yönetici erkin komşu ülkelerinin geleceğine dair söz hakkı olduğunu göstermektedir. Zaten hâlihazırda Suriye’nin bazı bölgeleri doğrudan İsrail işgali altındadır ve Suriye rejimi uzun yıllar İsrail’e sadık kalmıştır.

Dolayısıyla, Batı ülkeleri, muhtemel bir değişimde, İsrail’in stratejik güvenlik çıkarlarını göz önünde bulundurmak zorundadır. Bunun sebebi de ‘Yahudi lobisinin’ gücünde saklıdır. Yahudi lobisi sadece Washington ya da Avrupa ülkelerinin başkentlerinde etkin değildir. Moskova’da da son derece güçlüdürler. İsrail’e göç eden yaklaşık iki milyon Yahudi’nin varlığını hatırlatmakta fayda var, bu Yahudiler Kremlin’in bölgeyle ilgili aldığı kararlar üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Tabi bu çıkarımı yaparken, İsrail’in ve Yahudilerin dünyanın en güçlü öğeleri olduğunu ve istediklerini yapabilecek potansiyele sahip olduğunu savunan ‘komplocu’ yaklaşımlara katılmamıza gerek yoktur.

Üçüncüsü: Kendilerini Suriye muhalefetinin liderleri olarak adlandıranların düşkünlük hali ve sefaletine dairdir. Bu şahsiyetlerin çoğu, Suriye halkının menfaatlerini savunan gerçek muhalifler olmadıklarını, sadece dış güçlerin elindeki basit araçlar olduklarını mükerrer şekilde gösterdiler. Edy Cohen’in iddiasına ‘balıklama atlayan’ bu tipler, Cohen’in Esed’e alternatif bir muhalif isimden söz etmesi üzerine, şimdiden kendilerinin bu görev için daha uygun oldukları yönünde bir tartışma başlatmış durumdalar.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya