Korona ve tarihi değiştirmek

Korona ve tarihi değiştirmek

Pazar, 24 Mayıs, 2020 - 07:45
Abdullah Utaybi
Suudi Arabistanlı yazar. İslami akımlar araştırmacısı

Koronavirüsü tarihi değiştirdi ve bilmediğimiz yeni bir dünya inşa etti. Farklı bir geleceğin temelini attı. Hala garip olan, henüz anlaşılmayan, sorularının hala kesin cevaplarının olmadığı, birçok açıdan okuma ve görüntü, farklı sonuçlar ve çıkarımlarla bir gözden geçirme sunan bir gelecek.

Tarih tekerrür eder mi? Koronavirüsü hakkında da kendisinden önceki virüsler hakkında söylenenleri tekrarlayabilir miyiz? Tarih kesinlikle tekerrür etmez ama ardışık döngülerle ilerleyişini sürdürür. Döngülerin süresi uzasa da birbirlerinden farklıdır. Anılan döngüler değişen tarihin bir parçasıdır. Onu etkiler ve ondan etkilenir. Ünlü Alman filozof Hegel’in dediği gibi, genel olarak tarihi hareket ettiren döngüler ve yaşamlar vardır. Kriz ve durgunluklara yol açan, ekonomiyi ortadan kaldıran, keza farklı bir canlanma ve gelişme yaratan ekonomik döngüler vardır. Politika, kültür ve toplum için de aynısı geçerlidir.

Herhangi bir bilim dalı ile bilimler arasında karşılaştırmalar önemlidir. Hem çözüm hem de kriz yaratmada büyük etkileri olabilir. Bu, önemli ve aktif düşünme yollarından biridir. Faydalı ve etkili sonuçlara sahiptir. Binaenaleyh, insanın tekrarlanan salgın ve pandemiler hakkındaki bilgisi, onu herhangi bir yeni salgın veya farklı bir pandemiyle yüzleşmede başarılı yapmaz. Aksine çoğu zaman, kendisinden öncekilerin yolunu takip edip virüsü inceler, tanır, özelliklerini ayırt eder ve son olarak hayvanlar ve gönüllü insanlar üzerinde tekrar tekrar deneyler yaparak sonuçları bekler. Bu, yeni tip koronavirüsle mücadele kapsamında yeni bir ilaç ya da aşı araştırmalarında dünya çapında görülen büyük kargaşayı açıklayabilir. Şu ana kadar hiçbir taraf virüsü tamamen ortadan kaldıracak, koronavirüsüne geçmişte dünyanın ortadan kaldırdığı tehlikeli virüslere benzer bir son yaşatacak nihai bir keşfe ulaşmadı. Eninde sonunda bu yaşanacak ama en azından henüz değil.

Bu tehlikeli virüs, akrabalar, arkadaşlar ve dostlar olsun basit insani düzeyde bireyler arasındaki ilişkileri, ayrıca ABD’nin Çin’e karşı mevcut tutumu gibi küresel düzeyde ülkeler arasındaki ilişkileri vurdu. Çin’in virüsün yaratılmasında olumlu bir rol yahut kendisi ile mücadele ve ona karşı uyarmada olumsuz bir rol oynadığı kanıtlanırsa bu tutum kendisine karşı bir küresel cephe teşkil edilmesine yol açabilir.

İnsan hayatı ile diğer herhangi bir husus arasındaki bir denklemde insan hayatı diğer her şeyden ağır basıyormuş gibi görünüyor. Tüm dünya ülkelerinin aldıkları kararların zorluğu açığa çıkıyor. Sunulan seçeneklerin çok olmadığı görülüyor ki burada, virüsü ortadan kaldıran, büyük zararlara yol açmadan insan hayatını koruyan – ve ne yazık ki var olmayan- olumlu kararlar kastediliyor. Bu dönemde en önemli tehlike, hem ülkelerin hem de insanların hayatının dayanağı olan ekonomide saklıdır. Ekonomi çökerse devletler yıkılır, istikrar kaybolur, insanlar korkunç bir kaosa ve belki de – tarihin bize söylediği gibi- virüsle kıyaslanamaz ölçüde insan yaşamını tehdit eden yok edici savaşlara sürüklenir. İşte denklemin asıl zorluğu budur: İnsanları aynı anda iki tehlikeden, virüs ile devletin başarısızlığına yol açan ekonomik başarısızlık tehlikesinden korumak.

Virüsle mücadelede küresel çağda sunulan modellere bakıldığında, yasak ile daha fazla yasak ve açılma ile daha da açılma arasındaki boşluk halen çok geniş. Birçok ülke en azından virüsle mücadelenin başlangıcında insan hayatını korumak için , yeniden açma dönemine girmenin en iyi yolları ortaya çıkana kadar yasaklara dayandı. İsveç gibi ülkeler ise sürü bağışıklığı adı verilen politikayı benimsedi. İnsanların virüse karşı toplu bir bağışıklık geliştirmeleri için yaşamın normal akışında devam etmesine izin verdi. Yaşamın doğal seyrinde akması, hem ekonominin hem de devletin istikranının korunması için çok sayıda can kaybı yaşama riskini göze aldı.

Yoksul ülkelere göre zengin ülkeler salgınla başa çıkmakta daha iyi. Birçok kişi ikinci bir dalgadan korkuyorsa bu haklı bir korkudur. Bilhassa en büyük tehlikenin, BM Genel Sekreterinin birçok kez yinelediği gibi, virüsün kendisi ve etkileri ile mücadelede çok fazla kapasiteye sahip olmayan bazı Afrika ve Güney Amerika ülkeleri gibi yoksul ülkelerde yayılması olduğu göz önüne alındığında. Bu durum, endişe verici vaka sayıları kaydetmeye başlayan Brezilya gibi bir Güney Amerika ülkesinde fiilen görülmeye başlandı.

Tarih, insanların hayatı büyük ölçüde değiştiğinde değişir. Yeni tip koronavirüsü de bunu yaptı. İnsan hayatı bir arada olma, çevresi ile sevgi ve nefret, bağlılık ve düşmanlık gibi insan ilişkilerine dayalıdır. Hem izolasyonu uygulayan hem de uygulamayan ülkelerde virüsün açık bir biçimde ortadan kaldırdığı işte budur. İnsanlar kendilerine en yakın insanlardan bile korkmaya başladı.  Karşısındakinin dikkatli olmamasından, güvenlik önlemlerini almamış olmasından endişe eder hale geldi. Bu tür şeyler çok yaşandı. Ailesine ya da iş ve sosyal çevresine virüsü taşıyanlar, kimi zaman kasıtlı öldürme gibi katı olan eleştirilerin konusu oldu. Bu abartılı olabilir ama sonuç itibariyle sevdiklerinin veya en azından birkaçının ölümüne neden oldukları da bir gerçek.

Tarih ve geleceğin değiştiğinin göstergelerinden biri de modern çağa damgasını vuran ulaşım araçlarının ölümüdür. Birçok ülkede kara, deniz ve hava ulaşım araçları durdu. Büyük hava yolları şirketleri, tüm güvenlik ve sosyal mesafeyi  koruma şartlarını uygulamaları durumunda büyük iflas veya etkisiz bir faaliyet riski alıtnda. Bu kendi içinde çok sayıda alanı etkileyecektir.

Tarihin en önemli derslerinden biri de: Yaşam devam eder ve insan hep galip gelir. Bu, geçmişleri ve kökenleri ne kadar farklı olursa olsun kültürler, medeniyetler ve insanların hemfikir oldukları bir noktadır. Hiç kimse yeni tip koronavirüsünün bunu değiştireceğini söylemiyor. Burada bahsedilen, insanlığın bu sürekliliği yaşamın eskisinden farklı olmasına neden olacak büyük değişikliklerden sonra devam ettireceğidir.

Birçok bilim dalı, gerek insan gerekse bitki ve hayvanların büyük değişikliklere uyum sağlama yeteneklerinin, gezegendeki yaşamın devam etmesinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu göstermektedir. Geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de bu böyle olacaktır.

Mutlu ve hayırlı bayramlar…


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya