ABD: Gelecek şoku ve üçüncü dalga

ABD: Gelecek şoku ve üçüncü dalga

Cumartesi, 13 Haziran, 2020 - 07:15
İmil Emin
Mısırlı yazar

ABD sahnesi biraz sakinleşti. Ne var ki gerçekte olup bitenler, özellikle de daha başkan seçilmeden önce Başkan Donald Trump’a düşman olan, kendisini şeytanlaştırmaya ve bir kerede hem ABD hem de dünyanın hatalarını ona taşıtmaya çalışan televizyon kanallarının naklettikleri görüntüler ve haber ajanslarının haberlerinden çok daha karmaşık ve çok boyutlu sorular sormayı gerektiriyor.

Olup bitenler, 40 yıl önce genel olarak dünyanın ve özelde ABD’nin geleceğini öngören derin düşünceleri uyandırma ihtiyacı doğuruyor. Bu noktada yüzeyde, hayatına otomobil fabrikalarında işçi olarak başlayan ve sonunda profesör olup ABD üniversitelerinde dersler veren proleter Troçkist Alvin Toffler’ın 1980 yılında yayınlanan “Üçüncü Dalga” adlı kitabı beliriyor. Bu kitap gerek ABD gerekse dünyada yaşananları anlamak için nerdeyse bir anahtar niteliğinde. Aynı şekilde oldukça ilginç bir diğer eseri olan “Şok/ Gelecek Korkusu” da.

Bu yazının alanı, ABD’li sosyolog olarak Alvin Toffler’ın yeteneklerinin cömertçe sunduklarını tartışmakta yetersiz ve dardır. Toffler, bilişsel ve teknolojik devrim ile gelecek on yıllar içinde insan hayatını etkileyecek radikal değişiklikler arasında bağlantı kuran ilk kişidir.

Alvin Toffler’a göre dünya günümüze kadar üç dalga yaşamıştır. Birinci ve ikinci dalgalar tarım ve sanayi devrimleri ile cisim bulmuştur. Şimdi ise üçüncü dalganın şoku ile karşı karşıya bulunuyoruz. Bu dalgada yaşam imgelemleri özgünlükle yenilenir. Yenilenebilir enerjiden geleneksel üretim zincirlerinin yerini alan yeni teknolojik tekniklere, yenilikçi üretim modellerinden makine ve otomat lehine insanın rolünü küçülten yapay zekâ devrimine çeşitli kaynaklara dayanmaktadır. Bunların yanı sıra, insan ilişkileri daha gevşek ve aile Toffler’ın “elektronik ev” adını verdiği şeye dönüşmüştür. Bu tür ailelerde, bireylerinin hepsi akıllı telefonlar aracılığıyla sürekli bir şekilde endüstriyel akıllarla meşguldür.

Okuyucularımızın bazıları, ABD’nin geneline yayılan ve geçmişte bu emperyal ülkede yaşanan etnik çatışmalarda bir benzerine tanık olmadığımız şiddet ve yağma eylemleri ile bu dalga arasında ne gibi bir ilişki olduğunu sorgulayabilirler.

Bu sorunun yanıtı bizleri zamanda bir yolculuğa çıkararak 16’ıncı yüzyıla ve tam olarak Almanya’ya götürmektedir. Bu yüzyılda Gutenberg, hareketli parçalar ile yazı baskısı tekniğini keşfettiğinde, ruhban sınıfı ve saraylıların tekelinde olan bilimde bir patlama meydana gelmişti. Bugün yaşananlar da buna benziyor. Bilişsel (informatik) patlama ve sosyal medya araçları siber alandaki büyük takipçi kitlelerin tüm tezahürleri ile gerçekte ve sahada yer almasını sağladı. Bir akıllı telefon kamerasının George Floyd’un tutuklanması ve ölümü gibi etkili ve acı verici bir görüntü yakalaması, neredeyse 30 eyalette ve 140’ı aşkın büyük şehirde öfke ateşini yakmak için yeterli hale geldi.

ABD başkanı ile Twitter ve Facebook gibi sosyal medya platformlarının sahibi şirketler arasında bir savaşın patlak vermesi ve gelişerek Kongre’ye kadar ulaşması doğaldır. Çünkü üçüncü dalganın temel hücresi olan söz konusu araçlar, ABD’lilerin tarihleri boyunca kullandıkları tüm tipik yönlendirme araçlarını yıktı. Sahiplerini “beyinleri harekete geçirenler ve karar sahipleri”ne dönüştüren bu araçlar dışında baharı ya da sonbaharı getirecek başka araçlar kalmadı.

Toffler, Spengler, Toynbee, Berdyayev, Sorokin gibi geleceği öngörenlerin en büyük düşünürlerin arasında yer alıyordu. Bütün bu büyük şahsiyetler uzun süre önce, acımasız ve insani duyguları alınmış kapitalizminde boğulmuş kapitalist modelin dramatik sonlarını öngörebilmişlerdi. Toffler’ın daha önce Sovyet sosyalist modelinin çökeceği tahminleri gerçekleştiği için bugün ABD’deki akıllılar, ABD hakkındaki tahminlerinin de gerçekleşme zamanının gelip gelmediğini sorguluyorlar.

Son günlerde ABD'nin geleceği hakkında ortaya çıkan çok sayıda soru işareti ile Toffler’ın yukarıda verdiğimiz önermesini birbirinden ayıramayız. Bu süreçte birçokları, belki de bunu umut ettikleri için, bu kriz anında yaşadıklarının kökenini ortaya koymadan hemen ABD’nin çöküşün eşiğinde olduğunu söylemeye başladı.

Oysa Toffler bundan 40 yıl önce ABD’nin durumunu ele almıştı. Becerikli ve bilgili bir doktor gibi hastalığın bazı semptomlarını ve işaretlerini teşhis etmişti. Ona göre bunlardan bazıları şunlardı: Yarı ölü bir sanayi medeniyetinin ahlaki çöküşü, sınıfsallık nedeniyle çöken kurumlar, herhangi bir manevi rasyonelleşmeden uzak özgürlükler sunağında kurban edilen inanç ve insanlık değerleri, siyasi hayatın tüm yönleri ile derin bir şekilde iç içe geçmiş yolsuzluktur. Öyle ki demokrasi, kaldırımlarda daha çok ödeyene satılan bir mal haline gelmiştir.

Minneapolis eyaletindeki Minnesota gösterileri aslında insani yönden kurumuş genel ABD atmosferinin bir yansımasından ibarettir. Bu nedenle gün geçtikçe siyasi değişim taleplerinin çıtası yükseliyor. Başkanlık seçimlerine paralel olarak önümüzdeki birkaç ay içinde daha da yükselecektir.

Üçüncü Dalga kitabını okuyanlar ve bu konuda bilgi sahibi olanlar, Toffler’ın okumaları ve tahminlerinden son derece rahatsızlar. Çünkü Toffler, sadakat ve bağlılık yönünden parçalanmış, beyaz adama karşı duyguları taşkın Afrika kökenli ABD’liler arasında etnik kaynaklı patlamalar yaşanacağı öngörüsünde de bulunmuştu. Nitekim ABD’de beyazlar, 21’inci yüzyılın ortasında sahip oldukları çoğunluğu kaybetmekten korkuyorlar. Bu yüzden coğrafi ve demografik açıdan büyük - özellikle de zengin- bazı eyaletler ayrılmayı düşünüyorlar. Bu, hala düşünce aşamasında olsa da bu tür doğumlar kaçınılmaz görünüyor. Bu düşünceler ile tarihçi Paul Kennedy’nin “Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri” adındaki ünlü kitabında ABD imparatorluğunun sonu hakkındaki teorisi kapsamında sunduğu öngörüler arasında çok da fark yok.

Üçüncü dalga anı, insan formunu yeniden yaratma zamanıdır. ABD içinde görülen tezahürlerinin anlamı, Washington’un “dünyanın efendisi” olmasa da hala dünyayı ve insanları meşgul ettiği, diğerlerinin önünde olduğudur. Bu nedenle dalgalar daha yıkıcı görünüyor. Bu tufandan koruyacak bir sığınak bulmak için oldukça bilge olmak gerekiyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya