Lübnan, Fransa Cumhurbaşkanını karşılamaktan ziyade yeni hükümetin kurulması süreciyle meşgul. Koronavirüs salgını ve liman patlaması gibi zorlu süreçler sonrasında istifa eden Dr. Hasan Diab’ın hükümeti altı aydan fazla sürmedi. Buna rağmen Diab, başbakanlığa geldikten 100 gün sonra yaptığı açıklamada hükümet programının %97’sini gerçekleştirdiğini söyledi. Neyse ki yüzde üçlük bir dilim kalmış! Hem bunu kim tespit edebilir ki?
Kendisine hükumeti kurma görevi verilen Büyükelçi Mustafa Edib, selefi Hasan Diab’a göre akademik olarak daha yetkin biri. Üstelik kendisi iyi bir diplomatik tecrübeye de sahip. Ama parlamenterler de dahil iktidar ve siyasetçilerin çoğu Edib hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. Necip Mikati dışında eski başbakanlar da aslında Mustafa Edib’i tanımıyorlardı. Edib’in diplomasideki yükselişinin ardında da yine başbakanlık için aday gösterilmesinin ardında da görünüşe göre Necip Mikati var.
Ancak kendisini bekleyen zorlu imtihanı geçip geçemeyeceği, hükumeti kuracağı zaman anlaşılacak. O kaotik ortamla nasıl başa çıkacağı aslında belirleyicidir. Kabineyi şekillendirirken bağımsız mı hareket edecek, yoksa ona telefonla isimler mi ulaşacak? İşin garip tarafı Cumhurbaşkanı da Mustafa Edib’i pek tanımıyor ve onun kimleri kabinesine alacağını bilmiyor gibi görünüyor.
Diab hükümeti bazı kıyafetsiz isimleri bünyesinde toplayarak aslında iktidar sahiplerine rahat hareket etme alanı sağlamıştı. Tıpkı daha önceki zayıf veya çok zayıf hükümetlerde olduğu gibi.
Yeni başbakanın önüne de birçok isim getirilecek. Lübnan’da yetkili kişilerin liyakatli isimleri tavsiye etme alışkanlığı pek yoktur, işte aralarından hasbelkader birileri nitelikli çıkarsa o başka. Mustafa Edib, kabineyi oluştururken nasıl davranacak, mesela Dışişleri Bakanlığına kimi atayacak? Bu ağır krizde kuracağı hükumet acaba Lübnan’ı Cibran Basil’in bakanlığı döneminde ülkeyi içine sürüklediği Arap ve uluslararası tecritten kurtarabilecek mi?
Dr. Edib, bakanlarını siyaset dışından seçse bile yine de bu seçim sürecinde siyasi güç dengelerini görmezden gelemez. Edib bu açıdan Diab’a göre daha eli güçlü, çünkü Diab’ın aksine tek bir blok tarafından değil Sünniler de dahil daha geniş bir yelpazede destek görüyor. Şimdilik görünen o ki başbakanlıkla görevlendirilen Mustafa Edib’in önünde ‘’Lübnan Kuvvetleri’’ Partisi dışında pek bir köstek yok.
Bu parti daha çok Navaf Selam’ı öne çıkarmak istedi. Selam da Edib gibi diplomatik ve akademik bir geçmişe sahip olsa da kendisi daima Lübnan siyasi hayatının bir parçası oldu. Ancak Navaf Selam seçeneği, Hizbullah ve dolayısıyla müttefiki olan Cumhurbaşkanı tarafından kabul görmedi.
Peki, Lübnanlılar umutlu mu? Lübnanlılar genel olarak iyimser olmaya çalışıyorlar. Aslında her şey Mustafa Edib’in onlara nasıl bir hükumet sunacağına bağlı. Bir önceki hükümeti mi taklit edecek yoksa daha yetkin, karar ve vicdan sahibi kişileri mi seçecek?
Bütün bu felaketlerden sonra Lübnan’da Raya el Hassan modeli devlet adamları ve kadınları mı olacak? Bilemiyoruz, sadece bekleyip göreceğiz. Umarım her zamanki gibi bu süreç aptalca bir şekilde uzatılmaz. Çünkü Lübnan’da artık hiçbir şey beklemeye gelmez. Ülke, politikacıların ruh hallerini, çıkarlarını ve keyiflerini artık bekleyemez. Aynadaki yansımasına aşık politikacılara Lübnan’da kimse tahammül edemez.
TT
Lübnan demokrasisi
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة